Kültür Sanat ve Edebiyat dergisi

28/5/2007 - PROBLEM DAVRANIŞLAR...Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı Çiğdem ka


PROBLEM DAVRANIŞLAR–1

YALAN SÖYLEME


Yalan söyleme davranışı hemen herkes tarafından ayıp olarak kabul edilen bir davranıştır ve bu durum genel bir toplumsal tutumu ve normu oluşturur.

İlginç olan ise yalan söylemeyen kişi yoktur. Karşımızdakini incitmemek için ya da duygularımızı gizlemek için söylediğimiz yalanlar vardır. Beyaz ya da masum olarak nitelendirdiğimiz bu yalanlar, genellikle iyi niyetlerle söylendiğini varsaydığımız yalanlardır.

Yalanla ilgili ilginç olan bir başka durum da, kendi söylediğimiz yalanlara masum ve küçük, başkalarının yalanlarına ise olabildiğince kötü ve abartılı bir gözle bakmamızdır.

Tabi birde hukuki yaptırım gerektiren yalanlar vardır ki bunlara iftira ya da sahtekarlık diyoruz. Bilerek gerçeği çarpıtmak için söylenen bu tür yalanlar: Kişiye ve topluma en çok zarar veren yalanlardır. Böylesi durumlarda önemli olan hukukun işletilmesi ve kimsenin yaptığının yanına kar kalmamasının sağlanmasıdır. Unutmamalıyız ki toplumsal normlarda hukuki uygulamalara göre değişecektir. Zira hukuki bir ceza uygulanmaması halinde, yalan dolanla servet sahibi olma davranışının toplumda artması işten bile olmayacaktır.

Gelelim çocukta yalan söyleme ve nedenlerine. Kısa bir uyarı ile başlayacak olursak, AMAN DİKKAT;

6 yaşa kadar çocuğun söylediği yalanlar yalan olarak kabul edilmemelidir. Çünkü bu yaşlardaki çocuklar kendi hayal ettikleriyle gerçek yaşam arasında ayrım yapmakta zorlanırlar. Bir başka ifadeyle kendi hayal ettiklerinin gerçek olduğuna inanırlar(Egocentrism). Özellikle bu dönemde çocuğun şüncelerini söylediği, ama gerçek olmayan durumlarda, çocuklar suçlanmamalı ve “Sus yalan söyleme, yalancı mı oldun sen ? çok ayıp.” gibi ifadeler kullanılmamalıdır. Zira kişiliğin suçlanması suçlu bir kimlik, yani; kendini olumsuz gören bir kişilik gelişimine sebep olabilir. Yalnız yalan söyleme konusunda değil, genel anlamda hiçbir zaman çocuğun kişiliği suçlanmamalı ve davranış üzerinde durulmalıdır.

Bilinmesi gereken bu önemli durumun izahından sonra altı yaş sonrası gözlenen yalan söyleme davranışının nedenleri üzerinde durabiliriz.

Çocuk neden yalan söyler???
6 yaş altındaki çocuklar, gördükleri rüyayı ya da hayal ettiklerini gerçek gibi algılayarak anlatabilirler. Yukarıda bahsettiğimiz bu tür yalanları bir davranış problemi gibi ele almak yanlış olacaktır.
Çocuk kendisine söylettirilen yalanlarla yalan söylemeye alışabilir. Örneğin, anne babanın başka birine gerçeği söylememek için çocuğa söylettirdiği yalanlar vardır : “Beni sorarlarsa yok dersin.”, “Sakın bunu babana söyleme ya da sorarsa başka bir şey söylersin.” gibi durumlarda çocuk yalan söylemeyi öğrenecektir.
Çocuğa söylenen yalanlarla da çocuk yalan söylemeyi öğrenir. Örneğin, “Tamam çocuğum bunu sana alacağım.”deyip almamak. Çocuğun o an sorun çıkartması istenmediği için, aman ağlamasın diye, çocuğa: “Yapacağım, alacağım, vereceğim, gideceğiz…” Deyip yerine getirilmeyen sözler çocuk tarafından yalan olarak öğrenilecektir. Özellikle belirtelim; anne babanın yalan söylediği durumlarda çocuğun anne babasına saygısı da kalmayacaktır.
Benlik saygısının gelişmediği, gelişemediği durumlarda çocuk kendisine güven sağlamak için yalan söyler. Örneğin; okul başarısı düşük çocuklarda- ki benlik saygısının yeteri kadar gelişmediği durumlarda gözlenmektedir. Çocuk kendisini yüceltmek için yalana başvurur.
Çocuk cezadan kurtulmak için yalan söyleyebilir. Eğer çocuğa yaptığı yanlışlardan dolayı ağır cezalar veriliyorsa, çocuk ceza almamak için yalan söyleyecektir.
Çocuk eleştiriliyorsa, başkalarıyla kıyaslanıyorsa, kaygı düzeyini arttıran bir durum varsa yine yalana başvuracaktır. Daha önceki yazılarımızda empati konusunda çocuğun yerine kendini koyarak düşündüğümüzde, bu tür problem davranışları da en aza indirmiş olacağız.
Son olarak çocuk söylediği yalanıyla bir özlemini dile getiriyor olabilir.


Bu ve benzeri durumların hangisinin yalana sebep olduğunu bulmak için, çocuğu etkin dinlemeliyiz. En çok hangi konuda yalan söylüyor? Ne zaman yalan söylüyor? Araştırılmalıyız.
Önemli olan yalanın neden söylendiğidir. Yapılması gereken yalanın nedenlerini ortadan kaldırmak ve çocuğu etkin dinleyerek anlamaya çalışmaktır. Ve her ne olursa olsun bir çocuğun kişiliğine asla saldırılmaması gerekir. Suçlanmaması gerekir. Nedenler üzerinde durularak sorun çözümlenecektir. Nesnel bir bakış açısıyla problemlere yaklaşmak en doğru tutum olacaktır.

Çocuk yalan söylüyorsa neler yapmalıyız?
Öncelikle çocuklara verdiğimiz sözleri mutlaka tutmalıyız. Küçük sözlerimiz vardır çocuklara verdiğimiz. Biz pek önemsemeyiz ama çocuk her seferinde sorar. “Ne zaman?”diye. Geçiştirip nasılsa unutur diye düşünmeyin ve çocuğun bu sorusuna, verdiğimiz sözü, yerine getirerek cevap vermeliyiz.
Çocuklara kendimiz yalan söyleyerek örnek olmamalıyız, aksi durumda çocukta yalan söyleyecektir.
Çocuktan yapabileceklerinden daha fazlasını beklememeliyiz. Beklentileri karşılayamadığı durumlarda yalana başvuracaktır.


Verilen cezaların suçla doğru orantılı olmasına dikkat edilmesi gerekir. Yani küçük şeyler için büyük cezalar verilmemelidir. Aldığı ceza ya da baskı çocuğu daha fazla yalan söylemeye itecektir.
Küçük yalanları görmezden gelebiliriz, yani kimseyi yanıltmayan, bir gerçeği gizlemeyen, bir kasıt olmayan yalanları.

Çocuğun yalan söylemesini istemiyorsak çocuğumuzla olması gerektiği gibi ilgilenmeliyiz. Belirtmem gerekirse bir yanlış durum var. Biz çocuklarımızla uygun şekilde ilgilenelim diyoruz ama ipleri çocukların eline verelim de demiyoruz. Aslında ortada bir ip de olmamalıdır. Gerekenler yapılırsa herkesin ipi kendi elinde olacaktır. Uyulması gereken belli kurallar olmak zorundadır. Çocuk bilerek bir gerçeği gizlemek ya da çarpıtmak için yalan söylediğinde ona gerçeği bildiğinizi söyleyin. Bunu söylerken sen yalancısın demeyin. Etiketlemeyin.

“Ben farklı duydum. Bana her şeyi anlattığından emin misin? Söylemek istediğin başka bir şey var mı? Ne dersin? Bunu senden duymak istiyorum.” gibi ifadeler kullanılmalıdır. Aman aman aceleci davranmayın. Durumu mutlaka birde çocuğunuzdan dinleyin. Gerçek onun dediği gibi de olabilir. Size başka birileri yanlış söylüyor olabilir. Unutmayın ki bu bir savunma mekanizmasıdır. Çocuğunuzu kendini savunmak zorunda bırakmayın, güven içinde olsu


PROBLEM DAVRANIŞLAR -2

LAYARAK DEDİĞİNİ YAPTIRMA –TUTTURMA


Problem davranışlar arasında en çok karşılaşılan tutturma davranışıdır denilse yeridir. Bu, ailenin yanlışlıkla çocuğa öğrettiği bir davranış problemidir.

Nasıl mı? Şöyle ki; Önce çocuk bir şey ister. Biz hemen “Hayır.” deriz ama aslında bu, yapabileceğimiz ya da yerine getirilebilecek bir istektir, hiç düşünmeden hemen yok deriz. Çocuk da kendisine doğuştan bahşedilen ağlama refleksini harekete geçirir. Çocuk ağlamaya başlayınca önce bir iki sus falan deyip, çocuk susmayınca, önce yok dediğimiz isteğini yerine getiririz. Böylelikle çocuğa ağlayınca dediklerinin yapılacağını öğretmiş oluruz. Dolayısıyla ağlayarak dediğini yaptıran çocuktan çok biz suçluyuz bu davranış probleminin ortaya çıkışmasında.

Tutturma davranışını irdelemeden önce çocukların isteklerine nasıl cevap vermeliyiz? Bu soruyu cevaplayalım.

Öncelikle çocuğumuzun her dediği olmamalıdır. Çocuğumuza “Hayır” dediğimizde bu gerçekten hayır olmalıdır. 5 yaşına kadar yapılan açıklamaları anlamakta zorlanabilirler bu sebeple açıklama yapmaktan çok dikkatini başka bir şeye çekip unutturmayı deneyebiliriz. 3–3,5 yaş arasında yeni yeni küçük kurallarla işe başlayabiliriz. Bir başka çocuğun oyuncağını ister ve ağlarlar bu yaşlarda. Bir türlü kabul etmek istemezler, arkadaşının oyuncağını isteyip ağlarlar. Böyle davranmalarının bilimsel sebebi ise henüz mülkiyet duygusunu anlamamaları ve ellerine aldıkları oyuncağın kendilerine ait olduğunu düşünmeleridir. Siz istediğiniz kadar bu oyuncak senin değil deyin durun, bunu çocuğa anlatamazsınız. Zira onun için bir oyuncağa sahip olmak demek eline alması demektir. Eline aldığı andan itibaren oyuncak onun malıdır. Böylesi durumlarda çocuğa uzun uzun “Bak o senin değil onun.” ,“Aaa ne kadar ayıp.(3–3,5 yaş için ayıp kavramı soyuttur, zaten anlayamaz.)”, gibi izahlar hiçbir işe yaramayacaktır. Böylesi durumlarda çocuğun dikkatini başka bir oyuncağa çekerek unutturmak daha uygun olacaktır.

5 yaş ve üstünde ağlayarak dediğini yaptırma davranışı görülüyorsa yapabileceklerimizi şöyle sıralayabiliriz:

1- Çocuğa hayır demeden önce dikkatlice düşünün, gerçekten hayır mı?

Tam olarak karar veremiyorsanız. Çocuktan düşünme süresi isteyin. “Bilemiyorum, düşünmem lazım biraz bekler misin?” diyerek tekrar düşünün. Kesinlikle mümkün değilse, saldırgan olmayan ama kararlı bir ifadeyle “Hayır” deyin.

2- Neden ve nedenlerini izah edin. Anlayacağı ifadeler kullanın.

3- İtiraz etmesi ya da ağlaması karşısında kendinizi sinirlenmeye programlamayın, soğukkanlı, sakin ve kararlı olun.

4- Yapabileceğiniz başka seçenekler sunun. “Bu dediğini yapamam. Ama istersen şunu yapabiliriz ne dersin.”Onun tarafında olduğunuzu, ortada bir çekişme ve inatlaşma olmadığını, dostça tavırlarınızla gösterin.

Bir örnekle durumu biraz daha somutlaştıralım:

Çocuğunuzla dışarı çıkarken kendisine, istediği tek bir şeyi alabileceğinizi, başka şeyler istememesini, paranızın kısıtlı olduğunu, üstelik istediği şeylerin (genellikle abur cubur türü şeyleri istediklerini varsayarsak) sağlığı için yararlı olmadığı için hatta fazlasının ne kadar zararlı olduğunu izah edin. Bu konuşmayı birkaç kez evden çıkmadan önce yapın. Dışarıya çıktığınızda ise kesinlikle bu kurala uyun ama tatlı sert olun. Markette başka şeyler de istemesi üzerine, çocuğunuzun seviyesine inin, gözlerine bakın ve kararlı ama saldırgan olmayan bir ifadeyle:

“Bunu evde konuşmuştuk, hatırlıyorsun değil mi? Tekrar etmemi ister misin? Eğer bunu çok istiyorsan daha önce aldığımızı geri verelim bunu alalım. Karar senin ne diyorsun?

Her ikisini de istiyorum derse de “Hayır, bunu konuşmuştuk.”diye tekrarlayın. Tutturmaya başlaması halinde:”Ağlaman beni sinirlendiriyor. Fakat bu hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Her istediğini alamayız. Üstelik bu senin sağlığın için de zararlı. Ama hala ağlamak istiyorsan, sen bilirsin. İstediğin kadar ağlayabilirsin.” deyin ve artık onunla ilgilenmeyin.

Görmezden gelme metodunu uygulayın. Çocuğunuz gerçekten ağlayarak dediğini yaptıramayacağını anlamalıdır.

saca görmezden gelme metodunu anlatmamız gerekirse: problem davranış ortaya çıktığında çocukla ve davranışla ilgilenmemedir. Bunu yaparken bir risk faktörü var. Görmezden gelme, davranış söndürme metodudur, ancak tam olarak uygulanmazsa davranışın daha da kalıplaşmasına ve şiddetinin artmasına sebep olabilir. Bu metodu uyguladığınızda yani görmezden gelebilecek misin iyi düşünün. Görmezden gelme metodunu uygulamaya başladıktan sonra davranış sönene kadar sabırla uygulamanız gerekmektedir. Sabırla diyorum çünkü görmezden gelmeyi uygularken davranışın sıklığı ve şiddeti geçici bir süre artış gösterecektir. Hele hele çocuk davranış problemini ilgi çekmek için yapıyorsa büsbütün davranışın sıklığı ve şiddeti artar. Çocuk daha önce yapıyordum ve dikkati üstüme çekiyordum ama ne oldu niye ilgilenmiyorlar? O halde biraz daha fazla ve sık yapmam gerekiyor demek ki. Diye düşünmez ama aynen böyle davranır. Dolayısıyla görmezden gelme davranışı mutlaka ama mutlaka davranış sönene kadar devam edilmesi gereken bir metottur. Aksi halde davranışı büsbütün yerleştirirsiniz. Bu anlamda bir rehberlik servisinden yardım almanız gerekebilir.

Daha önce yaşadığımız bir durumu sizlerle paylaşmak isterim. Bir öğrencim ve ortada söndürülmesi gereken bir davranış problemi vardı. Vaka analizi için problem davranışın hikâyesini aldıktan sonra hangi yöntemi uygulayacağımıza aile ile birlikte karar verecektik. Benim önerim görmezden gelme metodunu uygulamak ama ek olarak da çocukla nitelikli zaman geçirilmesi yönündeydi. Aile görmezden gelme metodunu ısrarla uyguladığını ve durumun daha da kötü olduğunu söylüyordu. Öncekinden de beter oldu dedi hatta anne. Sonra tek tek uygulama basamaklarını sorduğumda anlattıkları metodu tam olarak uygulamadıklarını ortaya koyuyordu. Sözün özü eğer görmezden gelme metodunu uygulayacaksanız davranış sönene kadar sabırla görmemeniz gerektiğidir. Ancak istisna bir durum olur çocuk kendisine zarar verir ya da çevresine zarar vermeye kalkar o zaman çocuğu engeller ama yine dediğini yapmazsınız. Dahası saygı değer anne ve babalar, çocuğunuz isteklerini, ağlayarak dediğini yaptıramayacağını anlamalıdır.

Bu bir hayat eğitimidir aynı zamanda. Ne kadar ağlarsak ağlayalım değiştiremediğimiz durumlar vardır hayatta. Çocuğumuzun bunu şimdiden öğrenmesi gerekmektedir. Hayatta her istediğimiz olmaz. Bu bir nefis terbiyesidir. Bazen de yapabileceğimiz şeylerden vazgeçmemiz gerekir. Sahip olduklarımızı yalnız kendimiz için kullanamayız. Çocuklarınıza Afrika’daki çocuklardan bahsedin. Kendi ülkemizdeki çocuklardan bahsedin. Beraber kumbara yapın ve bu kumbaradaki parayla yakınınızdaki fakirlere bir şeyler alın. Çocuğunuz yardımlaşmayı ve daha birçok şeyi sizden öğrenecek. Unutmayın mesaj sizsiniz.


PROBLEM DAVRANIŞLAR -3

TIRNAK YEME, PARMAK EMME


rnak yemenin genellikle iki nedeni vardır. Çocuk bu davranışı ya bir başkasından görştür ve onu taklit etmektedir ya da kendisi icat etmiştir.

rnak yeme davranışı, daha çok anne baba tarafından büyütülen bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Anne ve babalar bu durumu olduğundan çok abartırlar. Dolayısıyla yaklaşımları da bu yönde, sert ve baskıcı olur. Gerçekten bu sorunu ne kadar büyütmeliyiz. Bunu irdeleyelim.

Bu davranış problemi ne gibi sorunlara yol açar:

1-Tırnak aralarına giren mikropların ve parazitlerin, ağız yoluyla çocuğa bulaşması,

2-Tırnak biçiminin bozulması,

3-Çocuğun, tırnaklarını yediği zamanlarda kendi içine dönmesi ve içe kapanıklık.

Bazı rivayetlere göre çocukların yedikleri tırnakların mide veya bağırsaklarda birikerek sorun oluşturabileceği söylense de şimdiye kadar böyle bir vakaya rastlanmamıştır. Çünkü tırnak yiyenler genellikle koparttıkları tırnakları yutmazlar.

Bizim özellikle üzerinde duracağımız konu çocuğun bu davranışı ‘NEDEN ?’yaptığı olmalıdır. Zira çevresinde bir model olmaksızın yani taklit amacıyla yapılmıyorsaer, çocuk neden bu davranışı icat etme gereği duymuş olabilir?

rnak yeme çocuk tarafından icat edilmişse, bir iç gerilimi gösterir. Çocuğu iç gerileme iten durum ya da durumlar nelerdir? Öncelikle cevaplanması gereken bu sorudur.

Neler iç gerileme sebep olabilir?


Çocuğun, başka çocuklarla kıyaslandığı ve aile beklentilerinin yüksek olduğu durumlar.

İletişim problemleri ve çocuğun duygularının yeterince anlaşılmadığı durumlar.


Çocuğun kaygı ve korkuya kapılmasına sebep olan her türlü sorun.

Ör: yeni bir yere taşınma, okul ya da öğretmen değişikliği, sınav korkusu, dayak, olumsuz eleştiriler, ağır cezalar, ölüm, ayrılık, v.b. Bu ve benzeri sorunlar çocuğun kendisini güvende hissetmemesine sebep olur ve kaygıyı arttırır. Kısacası çocuğun kendisine ve çevresine karşı duyduğu güven duygusunun sarsılmasına sebep olan durumlar.
Çocuğun, gerek hareketlerinin gerekse de isteklerinin engellendiği durumlar.

Yukarda belirttiğimiz durumlarda çocuk kendi kendisine, tırnak yeme davranışını icat edebilir. Hangi sebeple tırnak yediği tespit edilirse ve bu durum düzeltilirse sorun kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Anne babaların aşırı kaygıları sebebiyle tırnak yeme davranışının abartılarak büyük bir sorun haline gelmesi üzerinde duralım.

Gerçekten böyle midir? Tırnak yeme davranışı, büyük bir problem midir acaba?

Bilimsel olarak; tırnak yeme davranışı, çocuğun her hangi bir gelişim alanındaki gelişimini olumsuz etkilemekte midir? Çocukların beş gelişim alanından söz edebiliriz bu arada.

1- Bilişsel gelişim alanı,

2- Motor gelişim alanı,

3- Sosyal-duygusal gelişim alanı,

4- Dil gelişim alanı,

5- Öz bakım gelişim alanı.

rnaklarını yediği için şimdiye kadar bu gelişim alanlarından bir tanesinde sorun yaşayan bir vakayla henüz karşılaşmadım.

Ancak özellikle belirtmek gerekirse, şu an radan bir tırnak yeme davranışından söz ediyoruz. Eğer çocuğunuz elini hiç ağzından çekmiyorsa, uyurken bile tırnak yiyorsa, tırnak yiyeceğim diye normal hayatını aksatıyorsa, kesinlikle bir psikiyatri kliniğine götürmelisiniz. Burada, yalnızca patolojik bir soruna eşlik etmeyen tırnak yeme davranışından söz etmekteyiz.

rnak yeme davranışı nasıl bir davranıştır? Kafamızda sorunu büyütüyor muyuz? Kaygı düzeyinizi ve tutumunuzu tekrar gözden geçirin. Unutmayın ki, bu sorunu gereğinden fazla abartırsanız, sorun artık yalnızca bir tırnak yeme sorunu olarak kalmaz. Çocukla aranızda bir güç savaşına dönüşür. Çocuğunuzla iletişiminiz bozulur ve bu sorun başka konulara da sirayet eder. Yaşam kalitenizi düşürmeyin. Soruna akılcı yaklaşın. Soruna odaklanmak sorunu çözmenizi engeller. Sorunun arkasındaki nedenleri araştırıp ne yapmanız gerektiğine karar verin. Dikkat edilmesi gerekenlere kısaca değinelim.


Çocuğunuz tırnak yemeye başladığında telaşa kapılmayın. Çocuğunuza “Tırnaklarını yeme.”demeyin. Çünkü çocuk bunu farkında olmadan yapıyorsa, ona bunu fark ettirmiş olursunuz. Söylemeniz halinde ise çocuk sizin ilginizi çekmek için tırnaklarını yiyebilir. Öncelikle ilgilenmeyin, görmezden gelin.
Bu davranış genellikle en erken 3–4 yaşında gözlenmektedir. Bu yaşlardaki çocuklara amacınızı söylemeden, tırnaklarına acı oje sürebilirsiniz. Erkek çocuklara ise, oje kutusundan farklı bir kutuda ve ilaç olarak söylenmesi yerinde olacaktır.


Görmezden gelin, bırakın rnaklarını yesin demiyoruz. Dikkatinizi çektiğini çocuğa fark ettirmeyin. Çocuğunuzun dikkatini başka bir yöne ya da oyuncağa çekin ve yine fark ettirmeden elini ağzından uzaklaştırın.
Çocuğunuzun elini meşgul edecek bir oyuncak alın. Oyun ya da oyuncakla çocuğunuzun elini meşgul edin.
Bu arada davranışın ne sıklıkla ve hangi durumlarda ortaya çıktığını bulmaya çalışın yani nedenini araştırın. Nedenini bulmanız sorunu çözmenizde işinizi büyük oranda kolaylaştıracaktır.


Görmezden gelme metodu, eğer çocuk, anne ve babasının dikkatini çekmek için tırnak yiyorsa işe yarayabilir. Ancak; Görmezden gelme metodunu LÜTFEN “DOĞRU” uygulayın. Bu metodu uygularken, kesinlikle çocuğa, herhangi bir uyarı verilmemeli ve davranışı görmemelisiniz. Eğer davranışa dikkat ettiğinizi çocuğa fark ettiriyorsanız, o zaman siz görmezden gelme metodunu uygulamıyorsunuz demektir. Arada uyarılarda bulunuyorsanız, yine görmezden gelme metodunu uygulamıyorsunuz demektir. Davranış sönene kadar, hiçbir uyarıda bulunmayacaksınız. Beden dilinizi kontrol edemiyorsanız ve çocuğun ağzındaki eline, öfkeli gözlerle bakıyorsanız, yine siz görmezden gelme metodunu uygulamıyorsunuz demektir. Görmezden gelme metodunu uygularken bir uzmandan yardım almanız yerinde olabilir.rnak yeme davranışına yanlış yaklaşımlar davranışın yerleşmesine sebep olur.


PARMAK EMME


Emme davranışı çocuğun doğumla getirdiği doğal bir reflekstir. Yaşama yeni merhaba diyen bebeğin ilk doyum aracıdır. Bebek bu refleksle beslenme ve sevgi ihtiyacını karşılar. Emme davranışının bebeğin hayatında bebeğe sağladığı en önemli duygu ise güvendir. Bebek anneyi yalnızca karnı acıkınca emmez, sevgiye ihtiyacı olduğu içinde emer. Bazı çocuklarda bu refleks çok güçlüdür ve anne sütünden ayrıldıktan sonra da bu ihtiyacı karşılamak için parmak emme davranışı gözlenebilir. Bunun yanı sıra yine güven içinde olmayı hissetme ihtiyacı, parmak emmeye sebep olabilir. Genellikle parmak emme davranışının en fazla okul çağına kadar devam ettiği bilinmektedir. Ancak okula başladığı halde parmak emme davranışı devam ediyorsa bir doktora götürülmelidir. Bu davranışta da yine tırnak yeme davranışında olduğu gibi görmezden gelme metodunu uygulanması ilk aşamada yeterli olabilir. Yine çocuğun elini meşgul etmek ve çocuğa kesinlikle problem davranışın adını söylememek gerekmektedir. Yani “çocuğum parmağını emme.”demeyin. Başkalarına -çocuğunuzda yanındayken- çocuğu şikâyet etmeyin.

Sevgi ve saygılarımla…

 

 

 

bilincisigi@mynet.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Son Yazılarım

MAHŞER...ÜLKÜ GÖKSU (SETH).. SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:
ALTIN SUYU ÇİÇEĞİ DESTANI'NDAN SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
UNUTULAN YENİÇERİ...SUNAY AKIN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 S
İKİMİZİÇOKÖZLEDİM...HÜSEYİN YÜK ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
DOSTA NAZAR...SERPİL AKKAYA....SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SA
Dostoyevski ve Felsefe...DİREN YARDIMLI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
ŞİZOFREN BOZUKLUKLAR...DR.OSMAN KAUR BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
KUANTUM FELSEFESİ VE MUTLULUK...CENGİZ ÖZDER ...SAVAŞ EZGİ YIL:2
BİR ŞİZOFREN'İN GÜNLÜĞÜNDEN KANAYANLAR...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ
DRAMA...HULUSİ GEÇGEL..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
SUSTUM....TAYİBE ATAY...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
spinoza..KEMAL DÜZ
MODERN TÜRK ŞİİRİ NEREYE?...HAYRİYE ÜNAL...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞI
ŞİİR İÇİNDE NOTALAR...ŞEYDA BOSTANCI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI
ŞİZOFRENİK BOZUKLUKLAR...PROF.NEVZAT YÜKSEL...BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
EYLÜL ÜSTÜ AYRILIĞI...EMİNE DENİZ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
SONBAHAR YAĞMURLARINDA BABAM...CİMCİMEDA..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
SUSKU....ASLI ŞAHİN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
SONBAHARDA KÖREBE...GÜVEN TUNÇ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 S
ÜŞÜYEN BİR SONBAHAR DEFTERİMDE SARI...KORAY FEYİZ....SAVAŞ EZGİ
KANADI KIRIK TURNA...NURİ CAN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SA
Uzakları Yakın Et, Gel Artık!....BİLGE TANYUKUK..SAVAŞ EZGİ BİLİ
KIRIK AYNALAR..MÜNİRE DANİŞ....SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAY
ŞİZOFRENİ...EZEL GÜREL...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
BAYAN ŞİZOFREN...DUYGU ÖZBEK...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAY

Kategoriler

Arkadaşlarım

burcuyalkin