
MUTLU UYANMAK NECE
Islak ilmekler dolu postanede
mektuplara kanca takıyor memurun biri
kapı at meydanına açılıyor, toynak sesleri
bir kamçı ayırıyor balığı rüyasından
düğmelerle kavanozlar akvaryumlar cabası
şıp desek öleceğiz bunca yağmur
taş kesilecek damlalar, ölecekler
taşlar başlara sevdalı düşecekler
bir asılmışız ki güneşe, arkasında ne var?
Altın kapta bir zarf açacağı, parlak
barutu eksik biraz, paslı, necefli
gizlere bürünmüş bir pul, dudaklara mühür
nasıl da üşüyor tahta merdiven
Sıcak ayaklar ayakkabılar botlar içinde
tenler urbalar içinde yaz içinde
terler fışkırmalar içinde göz içinde
kalıyorum karşısında büyük beyaz bir suyun
dokunuşun içerisinde
Ne sıcakmış diyor mutlu uyanmak
francala sabahlar içinde
taze peynirleri tabağa koymadan sevişmek
adını bas tost makinasına cazırdasın
beden beden avuç avuç dudak dudak
ipiçinde
Çekiliyor mavnalarına kesintisiz bir mektup
bir dilek herşey tek nece
sen tektin az önce ben geldim
yanıbaşına otağımı astım, üşenmedim
birkaç yele, onca pul, çokca yüzgeç, solungaç
döküldü güneşten çekinmedim
gece çarşafmış oysa
sana sarılmak için üzerinden çektim
Açılıverdi zarf yağmur mu deniz mi
gümüş balıkları mı elyazın mı
ıslak ilmeklerden ay damlıyor gece
bilincisigi
mynet.com
