8/10/2007 - MEZAR TAŞLARI.... İlayda Türk

Öyle sıradan bir mezar taşı değilim ben. Bir mezar taşıyım ama bir yüreğim var benim de. Kimse bilmez mezar taşlarının da bir dili olduğunu. Bir mezar taşıyım ama duygularım var benim de. Kimse bilmez benim de bir dilim olduğunu. Bir mezarın başına dikerler beni. Soğuktur yüzüm ama taş kalpli değilimdir. Analar sarılır bazen bana sımsıkı, evlat gibi. Anaların oğullarını, kızlarını beklerim bu mezarın başında. Oğullarının, kızlarının adını taşırım. Kimi zaman dualar yazılır yüzüme, kimi zaman kavgada düşenlerin sözleri. "Kahramanlar ölmez" yazar en çok yüzümde. İşte o zaman dimdik dururum. Karanfiller bırakırlar dibime. Kızıl bir bant dolarlar başıma. Kalabalık insanlar gelir kimi zaman. Analar gelir en çok, başları kırmızı bantlı analar. Tam yanımda diz çöküp ağıtlar yakarlar. İşte o zaman bende ağlarım gizli gizli. Kimse görmez gözyaşlarımın akıp gittiğini. Sonra hep bir ağızdan türküler söyler insanlar. Ben o zaman daha bir dik dururum. Kimin mezarının başındaysam, bilirim ki, O da benim gibi dimdik durmuştur hayatı boyunca. Ben bir mezar taşıyım. O kadar çokuz ki biz bu mezarlıkta. Burası Cebeci. Nereye baksan mezar taşı dolu. Yirmili yaşlarında kızlar, oğullar ve analar var bu mezarlıkta. Bayramlarda gelirler en çok, ölüm yıldönümlerinde. Gelirler ve mezarlara güller dikerler. Ben bir mezar taşıyım Cebeci'de. Bir şehidin mezar taşı. Her taraf benimle dolu burada. Ölüm oruçlarında, 19 Aralıklar'da ölenler geldi en çok buraya. Karanfillerle, tilililerle gömdüler sevdiklerini toprağa. Bayraklarla geldiler en çok. Bu yamaç boydan boya kızıla kesti. Biz mezar taşı olmasak alkış tutacaktık gelenlere. "Kahramanlar Ölmez!" diyordu kalabalık. "Kahramanlar Ölmez, Halk Yenilmez!" Sonra o kadar, çoğaldı ki gelenler. Hani, sabır taşı olsan çatlarsın derler ya. Anaların yürekleri sabır taşındandı. Türküler söylediler en çok, yumrukları havada. Taş olsan erirdin derler ya. Taşız ama bizim de gözyaşlarımız vardır. Kimse bilmez mezar taşlarının da gözyaşları olduğunu. Çünkü belli etmeyiz. İçimize akıtırız gözyaşlarımızı. Tıpkı oğul diye diye bizi kucaklayan analar gibi. Dimdik dururuz yazlar ve kışlar boyu. Göğsümüzde bir fotoğraf asılıdır. Kimin mezarının başındaysak onun resmi. Yani şehidin resmi. O yüzden, hiç ağlamayız biz. Göğsümüzde bir madalya gibi durdukça şehidin resmi. Biliriz ki, bu halk uğruna ölmüştür. İnancı uğruna yaşamış, inancı uğruna ölmüştür. İşte bu yüzden şehittir. Karanfiller bırakılır hep devrimcilerin mezarına. Ve dimdik durmalıdır devrimcilerin mezar taşları da, tıpkı onlar gibi... Soğuktur mezarlıklar. Mezar taşının yüzü de soğuktur ama sımsıcak bir yüreği vardır. Bir o kadar gururludur mezar taşları, üzerinde, "Kahramanlar ölmez..." yazıyorsa. Ama ne çokuz... ne çok.! Cebeci bizimle dolu. Bir halaya durmuş gibiyiz biz. Dikkatli bakanlar görebilirler. Çünkü hep güler bizim ölülerimiz. Bereketli başaklar gibi tohum verirler toprağın altında. Bunu bir biz biliriz, bir de toprağa düşenlerle yoldaş olanlar. Öyle gururlu, öyle dimdik duruşumuz bundandır. Ben bir mezar taşıyım Cebeci' de. Benimde bir kalbim var unutma! Gelip geçerken dikkatli bakın yüzüme. İki çift laf ederiz belki de. Ölenlerin niye öldüklerini bir bir anlatırım. Sonra vasiyetlerini. Taş deyip geçmeyin. Taş olsam erirdim bunca acıya. Böyle dimdik duruyorsak, düşenlerden öğrendiğimiz kadarıyladır. Gücümüzü aldığımız toprak vatandır. Çünkü uğruna dövüşen ve düşen vardır...
bilincisigi mynet.com
|