Kültür Sanat ve Edebiyat dergisi

25/9/2008 - MAHŞER...ÜLKÜ GÖKSU (SETH).. SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:

Kategori: siir

     


    
MAHŞER...

 

      Gölgenin sureti silindi dünlerde
      Son şarjör boşaltıldı
      Geçmişin horozu inmemiş titrek kirpiklerine
      Tozlu paranoya gardını aldı yaştan yana
      Duvarın itelenmiş tarafında iniltilerle...
      Sorguların kör kuyusu ortak belleğin eteğinde
      Aydınlığın sahte dostluğuna
      Bağladı   tüm kahkahaları
      Günün dünyası aynayı örten kara tülün belleğinde…
      Bir yudum şarabın reflekssiz solungaçlarından
      İsteksiz çekti son nabzı derinlerine
      Çırpınışın  bağımlılığı
      Kristal gölgelerin zoraki kırılganlığında..
      Kendi bedeninde gizledi simgeleri bilinmezliğe
      Bayağı ilkeler  en derinine battı tüm zamanların
      Öznelliğin akına sardı son nefesi
      Son çığlığı yükledi son anıya...
      Kabullendi..

 

     Delinmiş tüm bulutlar yükünü dağladı tene,

     İzini yok etmeyi deniz istemedi..

    Göğün karanlığını sırtlandı vuslat,

    Aralamak adına ışığı tinin darası yetmedi..

    Gözkapağına pustu hazan vaktin

    Gizem çözmeye ezelin dileği yetmedi..

    Ebedin kapı aralığındaydı zaten hoyrat fısıltılar

    Duymak arsız zamanın işine gelmedi..

    Silindi perçeminden gecenin hatsız bedenler

    Gülüp geçmeye yıldızın ömrü yetmedi..

    Yazıldılar Tavus’un kara tahtasına

    Silmeye bir olup ta Gaf’taki ruhlar gelmedi..

    Kirpiğimin dibinde sobelenen yaştın sen,

    İstesem de bende kalmanı

    Yüreğin mahşer yeri;

    Aşkı kabullenmedi…

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-09-26 11:00:18 - Kiırpiğimin altında sobelenen yaştın sen.

Yazan: ceyda derinci
Goethe baş yapıtı Faust için 60 yıl Çalıştı.Nefis bir yapıttı.Burada bazı dizeler o kadar nefis ki.Onu hatırlamadan edemedim.Nefis bir şiir yazmışsınız.Çok güzel.
Bağlantı

2008-09-25 16:45:12 - Zekanın parlaklığı bu şiirde

Yazan: kayhan T.
ŞİİR ve GİZEM

Bütün şiirlerin aslında bir gizemden yola çıkılarak yazıldığını ileri sürmek aşırı bir iddia mı olur? Bu aşırılığı göze alarak hemen her şiirin, içinde kimselere açıklanamayacak ve kimseler tarafından da açıklanamayacak bir gizemi barındırdığını ileri süreceğim! Şiir ve gizem ilişkisinin böylesine iç içe geçmiş olduğunu ileri sürerken herhangi bir şiir eleştirisi kuramından değil, yalnızca şiirden yola çıkıyorum. Belki Freud'dan bazı izler kalmış olabilir zihnimin bir köşesinde. Bunun dışında herhangi bir araştırmacının, eleştirmenin, felsefecinin ya da bilim adamının adını anmam mümkün olmayacak. Gizem dendiğinde daha çok, metafizikten söz eden kaynakların akla gelmesi gerekir belki. Fiziğin gizemini deneylerle çözmeye çalışan insan, şiirin ve daha geniş çerçevede sanat ürünlerinin gizemini çözebilmek için yine kendi gizemlerine, kendi bilinçaltına gitme eğilimindedir. Kuramsal eleştiri her ne kadar belirgin verilerle hareket etmeyi tercih ederse de, şiirin okunduğu anda insana hissettirdikleri, düşündürdükleri, duyumsattıkları her türlü kuramın ve bilginin dışındadır.

Şiirin gizemi yazılmadan önce mi yoksa yazıldıktan sonra mı daha savunulabilir bir duruma gelir acaba? Sanırım, yazıldıktan sonra... Çünkü yazılmadan önceki gizem şairin gizemidir, yazıldıktan sonraki gizem ise şiirin gizemi. Yıllardır söylenegelen, şiirin açıklanamazlığını bir kez de gizem olarak yeniden adlandırıp ortaya sürmeye çalıştığım sanılmasın. Sözünü ettiğim gizem, şiirin açıklanamazlığından ziyade; çok anlamlılıkla, farklı ve zengin anlam katmanlarıyla açıklanabilir olmasıyla ilgili.

Şiir elbette bir bütündür ama şiirin yapı taşları olan dizeler de kendi içinde bir bütündür. Bir başka deyişle, şiirin dizeler bütünü olması; dizenin de sözcükler bütünü olmasını ve yeri geldiğinde bağımsız bir birim olarak alınıp incelenmesini, değerlendirilmesini engellemez. Örnekleri dize olarak seçtiğimden bu açıklamayı gerekli gördüm. Edip Cansever'in "Elmas Yüklü Bir Gemi" şiirinin üçüncü ve son bölümü şu dizeyle başlar: "Elmas yüklü bir gemi geçiyor kıyıları iterek" Şiirin tamamı içerisinde bu dizenin gerçekten de kusursuz bir elmas gibi parladığı ve bu parlaklığına karşın, bir şeyleri aydınlatmayıp tam tersine şiirin bütün gizemini barındırdığı görülür. Bölümlenmiş şiirlerde genellikle son bölüm şiirin finali gibi düşünülür ve önceki kısımlarda söylenenler bu bölümde bir sonuca bağlanmak istenir. Rüştü Onur'un "İtiraf", İsmet Özel'in "Üç Firenk Havası", Ülkü Tamer'in "Ay Yolunda", Turgay Kantürk'ün "Requiem" başlıklı şiirleri bunun örnekleri olarak okunabilir. Oysa Edip Cansever'in "Elmas yüklü bir gemi geçiyor kıyıları iterek" dizesiyle yapmak istediği, şiiri bir açıklama noktasına getirmek değil gizemi artırmaktır. "Elmas yüklü gemi"nin kıyıları iterek geçmesi; kolay anlaşılırlığı, kıyıların sınırlayıcılığına yakınlığı reddetmesi değilse nedir? Bunu söylüyorum ama şunu da unutmuyorum; bu dizenin benden başka okuyanlara büsbütün farklı şeyler duyumsatacağından hiç kuşkum yok. Şiirlerin ya da dizelerin gizemliliğini, çok anlamlılığını sağlayan da budur.

Bazı dizelerse şiirin içinde yer yer tekrarlanarak şiirin gizemini kendi üstlerine çekmekte, şiirin kalan kısımlarını karanlıkta bırakmakta ısrarcıdır. Turgut Uyar'ın "Ekinoks" şiirinin ortalarında şöyle bir dize vardır: "akasya çürür tren hızlanır eller ufalır gibi". Şair, bu dizeyle hayatın yavaşlığına sitem eder ve bir karşıtlık yaratarak hem hayatın hızlı olmasını hem de ölümün hemen gelmemesini arzular. Oysa zamanın hızlı geçişi, ölümün zamanını da yakınlaştıracaktır. Aynı dize, şiirin ileriki kısımlarında şu biçimiyle karşımıza çıkar: "akasya hemen çürümeli tren birden hızlanmalı" Dizedeki değişiklik, hızlılığın artmasını arzulayan şairin bu arzusunu ortaya koymaya yöneliktir. Akasyanın çürümesi doğal akış içerisinde hiç de hızlı değilken, "akasya hemen çürümeli" ifadesi doğal akışın da hızlanmasını talep eden bir anlamdadır. Doğanın, doğa dışı ve normalden hızlı değişikliklere uğraması ancak şairin zihninde, imgeleminde var olan bir gizem kaynağından alır anlamını. Dizenin ikinci biçiminde "eller ufalır gibi"nin yerini "hemen" sözcüğünün yinelenmesi almıştır. Bu değişiklik; "insan"ın dizeden çıkarılması ve doğadaki değişimlerin, devinimlerin hızının onun yerini almış olması biçiminde gerçekleşmiştir. Bunun anlamı da insan bilincinin yerine normalden daha hızlı bir doğanın yerleştirilmesi olarak yorumlanabilir. Bilincin anlama kapasitesi, yerini normalin üstündeki bir gizeme, hareketliliğe bırakmıştır.

Dizelerin taşıdığı gizem, şiirin bütünlüğü içerisinde pek fark edilmeyebilir. Ne var ki, şiirin bütünlüğünü sağlayan yapılar olarak dizeler de üzerlerinde durulmayı hak eden şiir birimleridir. Yirmi-otuz dizeden oluşan bir şiirin tamamı okunduktan sonra ortaya ifade edilebilir bir anlam bütünlüğü çıkar belki ama şiirdeki bazı dizeleri tek başına ele alıp yorum yapmaya çalıştığımızda işin ucu gelip gizeme dayanır.
Mahşer şiiri başlı başına bir gizemler yumağı..
Dizelerin tek başına sahip olduğu bu gizemin nedeni, şiirin yazılış süreci içerisinde şairin imgeleminde bazı dizelerin kaçınılmaz biçimde öne çıkıyor oluşundan kaynaklanır. Kâğıt üzerinde ya da bilgisayar ekranında bir tablo bütünlüğü görüntüsüyle göz önünde olan şiir, bazı dizeleriyle yazanın zihninde daha parlak durur.

Şiirin dizelerinden önce beyninizin zekanızın pırıl pırıllığını ghörüyorum.Tebrikler
Bağlantı

2008-09-25 16:38:37 - 2.resim mükemmel.

Yazan: zeytuni
Seni özledikçe bir yıldız daha çiziyorum gökyüzüne ,kaç yıldız oldu bilmiyorum ;ama benim de bir gökyüzüm var artık.

Gece midir insanı hüzünlendiren yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen ?Gece midir seni bana düşündüren yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?

Bir başka yüze gülersem sanma bu bir muhabbettir severim bütün güzelleri çünkü onlar senden eserdir.

Mutluluğun gökyüzünden dökülen yağmurlar kadar bol olsun o kadar mutlu ol ki gözlerindeki mutluluk mutluluğu arayan mutsuzların umudu olsun.

Geceyi takip eden güneşin aydınlığı kadar aydınlık bir dünyan olsun.Senin de yanında değerini bilecek kadar değerli bir insan olsun.

Hüznün yüreğime ne zaman yer etti bilmem ;ama orada hep kalacağa benzer.Yine sabaha dalarken seni düşünüyorum ve yine yoksun be sevdiğim!

Bir gün sokaklar boyu ararsan sevgiyi bir dağ eteğinde bir deniz kenarında yaşla dolarsa gözlerin uzat bana elini unutma ben senin yanındayım.

Soytarılık etmeden güldürmek seni, ekmek çalmadan doyurmak ve doğan güneşe haksızlık etmeden bütün aydınlıklar içinde süzülmek gibi mülteci isteklerim oldu ama bilmiyorsun.

Öfkeni yapraklara yaz sonbaharda dökülsün.
Derdini rüzgarlara yaz estikçe uzaklara götürsün.
Sevgimi kalbine yaz öldüğünde seninle mezara gömülsün.

Haydi uyandır beni , söyle gördüğüm zamansız bir düş mü, haydi git uzaklaş yokluğuna inandır beni ,gerçekten yoruldum her buduğum yerde seni kaybetmekten.

Ruhumu yere vurup hasret çektiren olsan da ne aşkına bedduam ne de sana kinim var,derya gibi akan bir derdim olsa da mahşere kadar seni unutmamaya yeminim var.

Yaşayabileceğim en güzel aşkı yaşattığın için sana beni seninle karşılaştırdığı için Tanrıya seni görebileceğim için yarınıma şükrederek yatıyorum.

Sevmek çaydır sevilmek şeker biz çayı hep şekersiz içeriz.

Sev seni seveni hak ile yeksan etse de sevme seni sevmeyeni Mısır'a sultan etse de

Gün biter gülüşün kalır bende
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır.
Kapanmaz gülüşünün açtığı yara
Uçurum olur cellat olur her gece
Gün biter gülüşün kalır bende

Hani kardelen çiçeği göğe açık olur da kafasını karın altından çıkarır ya zemheri yüreğim yüreğine der ki kardelen kadar cesaretin yoksa sakın aşık olma.

Birine verilen değer uğruna feda edilebileceklerle ölçülüyorsa eğer aç gözlerini etrafına bak ,gördüğün her şeyi feda edebilirim ;ama sakın aynaya bakma.

Bir mültecinin vatanı ,bir tutsağın özgürlüğü gibi sende hep gurbeti yaşıyor olsam da razıyım , yeter ki sen beni yüreğinden sürgün etme

Yatağını gül yapraklarıyla ,hayalini papatyalarla süsledim, kabuslarını da ben aldım ki en güzel rüyalar senin olsun diye.

Sen doğdun herkes güldü, bir tek sen ağladın.Öyle yaşa ki sen öldüğünde herkes ağlasın ,yalnız sen gül.

Ateş yanar geriye külü kalır
benim külüm bile kalmadı
Her sevgi biter hatırası kalır
Bende eser bile kalmadı
Herkes zevk içinde yaşar şu fani dünyada
Benim ise bir damla huzurum kalmadı.


Neden yağıyorsun yağmur neyi ıslatmak için cadde ıslak sokak ıslak eğer ıslatmak istediğin gözlerimse nafile onlar ezelden ıslak

Kendimi nokta kadar hissettiğimde bakıyorum ki en anlamlı cümlelerin sonuna gelmişim.

Bir daire çizilse, merkezinde sen ,merkezden eşit uzaklıktaki bir noktada ben olsam. Üzüntüler bize teğet, sevgi kiriş olsa yaklaştıkça birbirimize yarıçap sıfır olsa.

Bir romansın okuyup da bitiremediğim ,bir özlemsin uzanıp da erişemediğim bir sensin merhaba deyip de evlada diyemediğim.

Düşünüyorum da düşüncelerin en güzeli senin beni düşünüp düşünmediğini düşünürken düşündüğünü düşünmek olsa gerek diye düşünüyorum.

Seni bulmadan önce aramak isterim
Seni sevmeden önce anlamak isterim
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de
Sana hep yeniden başlamak isterim


Kızıl bir güneşin altında mavi bir yelkendir umut,alır götürür seni uçsuz bucaksız derin sevgilere sevgi mavidir mavi umut Sen de gönlünü hep mavi tut.

Güller anlatsın sana olan sevgimi
Güller anlatsın yalnızlığımı
Yavaş yavaş eriyen yüreğimi
Güller anlatsın ben anlatamadım

Dalgalar kayalara çarparken özür dilemez
Güneş doğarken doğadan izin almaz
Ben de seni izinsiz ve özürsüz seviyorum
Kimse karışamaz!Sen bile

Bulutların gözyaşları pencerene vururken
Düşlere daldığında hangi hayaller
Sana uyumayı unutturuyorsa
Gelecek sana onları yaşatsın

Ey şair kusura bakma o kadar güzel yazmışsın ki..Aşka gelip yazdım benden kusurumuz varsa affola
Bağlantı

2008-09-25 16:34:28 - her ayrılık bir mahşerdir..içimizde

Yazan: aysu duru
SANA DÖNÜŞÜM BİR MAHŞER.
BİR ZEMHERİ IŞILTI SENİ SEVİŞİM.
YOKLUĞUMLA KAVRULUP,BANA GÜLÜŞÜN
CANIMI YAKAN BİR CIZIRTI KULAKLARIMDA...
HAYALLERİMDE, YÜZÜNE YÜZ SÜRDÜĞÜM
BİR MÜJDE İÇİMDEKİ SEVGİLİ
RÜYALARIMDA BÜYÜTTÜĞÜM SEN!!!
ASLINDA BİR ŞİZOFRENİ MASALI...

SENİN İÇİN ÖLÜŞÜM BİR MAHŞER
BİR DOKUNUŞ ASLINDA MISRALARA
SANA DÖNÜŞÜM BİR MAHŞER
NİCE AYRILIKLARA İNAT.....

KAPA GÖZLERİNİ BU RÜYA SENİN...


ne de güzel anlatmışsınız mahşeri.
Bağlantı

2008-09-25 15:14:16 - of...

Yazan: zafir
Nefis şiir.Beni anlatıyor ve ihanetleri.Tebrikler
Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Son Yazılarım

sevgi sevgi
saim
GÜVEN ÜZERİNE YELİZ KORKMAZ
GÖLGENİN ÖLÜMÜ
UYANIŞ NİNKARA
MAHŞER...ÜLKÜ GÖKSU (SETH).. SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:
ALTIN SUYU ÇİÇEĞİ DESTANI'NDAN SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
UNUTULAN YENİÇERİ...SUNAY AKIN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 S
İKİMİZİÇOKÖZLEDİM...HÜSEYİN YÜK ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
DOSTA NAZAR...SERPİL AKKAYA....SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SA
Dostoyevski ve Felsefe...DİREN YARDIMLI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
ŞİZOFREN BOZUKLUKLAR...DR.OSMAN KAUR BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
KUANTUM FELSEFESİ VE MUTLULUK...CENGİZ ÖZDER ...SAVAŞ EZGİ YIL:2
BİR ŞİZOFREN'İN GÜNLÜĞÜNDEN KANAYANLAR...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ
DRAMA...HULUSİ GEÇGEL..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
SUSTUM....TAYİBE ATAY...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
spinoza..KEMAL DÜZ
MODERN TÜRK ŞİİRİ NEREYE?...HAYRİYE ÜNAL...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞI
ŞİİR İÇİNDE NOTALAR...ŞEYDA BOSTANCI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI
ŞİZOFRENİK BOZUKLUKLAR...PROF.NEVZAT YÜKSEL...BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
EYLÜL ÜSTÜ AYRILIĞI...EMİNE DENİZ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
SONBAHAR YAĞMURLARINDA BABAM...CİMCİMEDA..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
SUSKU....ASLI ŞAHİN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
BİR SONBAHAR AKŞAMI...
Başlıksız

Kategoriler

Arkadaşlarım

burcuyalkin