|
 Kağıt bebek...
karşınızda oturmuş kendimi kopyalıyordum karbon kâğıdı yoktu aramızda yaş farkı da şaka değil kopyalıyordum işte, elimde keskin makas el ele tutuşup sokaklara bakmışlığımız vardı beyaz gecenin içinde tahta masaya oturmuşluğumuz dalgalar, kalın sesli şarkıcı kadın vesaire santuru ben çalıyordum en sevdiğiniz taş plağı da dinletmek isterdim ama değişmiştiniz ben de değişiyordum, bunu fark etmiyordunuz gölgemi almıştınız elimden yoksa çoğalmak iyi şeydir ya da ben değişiklik olsun diye sokaktakileri kıskandığımdan olacak unutkanlık işte, üstüne basıp geçmiştim sahi
lekeli martılar uçtu denizlerin üstünden ben yokken, dışarıdayken yani çağırdınız geldim yanınıza gözlerinizden anlıyorum gülüyorsunuz bu diğer adı sessizliğinizin belki de bayramlık süsleri katlarken katlayıp valizlere tıkarken çıkardığınız sesler böylece yaşayıp gidiyoruz yolculuklar, valizlerin açılıp toplanması yorucu oluyor daha doğrusu zaman alıyor demeli... |