4/3/2008 - İLAHİ KOMEDYA... DANTE CEHENNEMİN MİMARİSİ

İLAHİ KOMEDYA…
İÇERİ GİRENLER, DIŞARIDA BIRAKIN HER UMUDU…
Dante Alighieri (1265–1321)hakkında yazılan yorumlar, onun kendi kendi cehennem’ini doldururdu ve bunlardan onun cehennem’inin mühendisliği ve coğrafyası ile ilgili olanlarıda önemli bir altbölüm oluştururdu. Dante’nin cehennem peyzajında gösterdiği mimari yaratıcılık, okuyucuları daima büyülemiştir. Modern basımlarında haritalar ve diyagramlar vardır, ressamlar da yalnızca hikâyenin karakterlerini ve yaratıklarını değil, harika yer altı setlerini, kale hendeklerini, hisarlarını, taş döşeli hendeklerini ve kızgın demirden duvarlarıyla Dis kenti’nide resimlediler. Galileo da 1587’de bir öğrenci tezi olarak cehennem’in yapısı üzerine teknik bir rapor hazırlamıştı. Vergilius’un Hades’i fazla derinliği olmayan, görkemli bir sahne setidir. Dante’nin Cehenem’i ise yarıklarına, çatlaklarına ve ilk dairenin ayıklanması’nı izleyen büyük depremde altyapısında meydana gelen yıkıntılarına kadar üç boyutlu tasvir edilmiştir.
Muhteşem şiir’ini sürgünde yazan Dante tarihle, Florasa’daki politik yaşamla, din adamlarının yozlaşmasıyla, çağdaşlarının ahlaki konumuyla ve her şeyden önce de kendi psikolojisiyle ilgileniyordu. Yedi yüzyıl sonrasında sonuncusu dışında bunların hiçbirini kolaylıkla takdir edemeyiz. Dante duygularında cömerttir. Ancak cehennem’i yalnızca hikayesi için okuyan biri bile, yalnızca ziyaretçinin anlatıldığı hikayelere değil, görüntülere ve seslere ve kokulara hayran olabilir.
Dante bu kitapta izi sürülen her temayı-felsefi, mistik, Orphik’in klasik özellikleriyle görülerdeki Hristiyan ,demonik,iğrenç,fantastik,alegorik,grotesk,komik,psikolojik,alıp kılı kırk yaran bir dikkatle tüm zamanlar için bir araya getirdi.Dinsel görüşleri ortodoks’tu,ama hayal gücü öyle değildi.Sanatsal katkısı,Hades’in klasik özellikleriyle görülerdeki Hristiyan cehennem’ininkileri birleştirmek gibi radikal bir adımla sınırlanmış bile olsaydı,bu bir kilometre taşı olurdu.Ama onun etkisi bunun çok ötesine geçti.
Dante yeryüzünde karmaşık bir yaşam sürdü. Küçük yaşlarda yetim kalıp florensa kent devletindeki varlıklı akrabalarının yanında büyüdü ve hem klasikler hem de zamanın şiiri üzerine mükemmel bir eğitim aldı. Sözcük bilgisiyle ilgileniyordu ve bir zamanlar floransa’daki bir çok lehçeyi bir potada eritip bir ortak İtalyan dili oluşturmayı istiyordu; ama komedya’yı kendi florensa lehçesiyle yazmaya karar vermesiyle bu proje tümden bir kenara atılmış oldu ve böylece, petrarca ve bacaccio’nun daha sonra ki katkılarıyla Toscana lehçesi italya’nın kalıcı edebiyat dili haline gelmiş oldu. Farklı zamanlarda işadamı, asker, politikacı ve felsefe profesörü olarak çalıştı. Dönemin karışık politik ortamına uyum sağlayamadığı için, yaşamının son yirmi yılını mutsuz, ama pek de konforsuz olmayan bir sürgünde geçirmek zorunda kaldı.
Dante’nin çocukluğundaki en önemli olay dokuz yaşındayken, kendisinden bir yaş küçük olan Beatrice Portinari ile karşılaşmasıdır. Onlarınki bir soylu romans modeliydi, çünkü çok ender görüştüler, ikisi de başkasıyla evlendi ve Dante tüm yaşamı boyunca ona şiir yazmayı sürdürdü. Beatrice 1290’da öldü. Dante ilahi komedya’yı tam on yıl sonrasında 1300’de başlattığı için bu tarih bilinir. Şiir’de beatrice, şair Vergilius tarafından temsil edilen insan aklı’nın artık daha fazla gidemiyeceği noktada ziyaretçi’ye ilham verip rehberlik eden ilahi aşk ya da lütuftur. Dante’nin 1300 yılını seçmesinin başka nedenleride vardır. Oyıl Dante otuz beş yaşındaydı.’’yaşam yolunun yarısında’’yeni bir yüzyıl başlıyordu ve şiirin yapısı rakamlar üstüne kurulmuştur.
Dante’nin fiziksel ve etik evrenini zihninizde canlandırmak için, kuzey yarı küreden merkezine düzensiz bir koni ya da huni biçiminde bir delik açılmış yuvarlak yeryüzü topunu düşünün. Bu deliğin merkezi Kudüs ve çapı, yani kudus’ü çevreleyen dairenin genişliği yeryüzünün yarıçapına eşittir. Yaklaşık 3.950 mil, ancak Galileo’nun hesapları bunun birkaç yüz mil daha az olduğunu göstermişti. Bu delik, Cennet’ten düşüp yere çarpan Lucifer ve meleklerin ağırlığının etkisiyle oluşmuştur. Bu etkiyle yer değiştiren madde Vergilius ve Dante’nin kaçmak için kullandığı tünel boyunca yukarı ve geriye doğru basınç yapmış ve güney yarı küredeki ıssız bir adada ters bir huni gibi yükselen Araf dağı’nı oluşturmuştur. Araf’ın tepesinde Yeryüzü cenneti vardır. Cehennem’in girişi, şairlerin girdiği düzensiz sığ yarıkların varlığı aşikar olsa da Galileo’nun derinliğini 405 mil olarak hesapladığı bir yeryüzü kubbesiyle kaplıdır. Cehennem’in ilk kantosundaki karanlık orman’da ziyaretçi’nin leopardan, aslandan ve dişi kurttan kaçtığı yerde bir tepe vardır, bu tepeyi tırmanıp ünlü ‘içeri girenler, dışarıda bırakın her umudu’sözlerinin yazılı olduğu alt derinliklerinin girişine ulaşmak gerekir.
Dante’nin eksiksiz yapı ve sayı simgeciliği tutkusu şiirine de yansır. Şiiri, her üç dizelik kıtanın her birinde ilk ve üçüncü dizeler uyaklıyken ikinci dizenin bir sonraki kıtanın ilk ve üçüncü dizesiyle uyaklı olduğu terza rima tarzındadır. Üç bölümden her biri, yani Cehennem, Araf ve cennet, her birinde 33 kanto bulunan üçlüklere bölünür ve giriş şarkısıyla birlikte hepsi yüz kanto eder. Bu yapıyı bu denli okunabilir halde kurmak gerçekten şaşırtıcıdır.
Üçüncü kantoda Cehennem’in kapısı’ndan giren iki şair, Dante’nin ‘kararsızları’,yaşamak da dahil hiçbir şeye kendilerini asla vermemiş olanları böylece cehennemlik olmasalar da gerçekten ölmeyenleri yerleştirdiği bir bölge olan giriş bölümüne ulaşır.Bu girişten,her biri sonrakine karışarak nihayetinde yeryüzünün merkezindeki donmuş göl ‘Kokytos’a akan üçdöngüsel nehirden ilki olan Akheron’a inilir.Dante,Cehennem’in dördüncü geleneksel nehri olan Lethe’yi,dramatik nedenlerle Araf’a yerleştirir.Vergilius. Hesiodos’a layık bir imgeyle, ziyaretçi’ye tüm bu suların Girit’teki İda Dağı’nın içindeki büyük bir metal heykelin gözyaşlarından aktığını anlatır.(Bu heykel,Nabukadnezar’ın,Daniel peygamber’in kitabında anlattığı rüyasından gelir,ama gözyaşları Dante’nindir.)
Tüm yeraltı konisi, Kokytos’un bulunduğu yeryüzünün merkezinin en dibindeki kuyu ya da çukura kadar giderek daralan katmanlar ya da daireler halinde aşağı doğru basamaklandırılmıştır. Kayıkçı Kharon’un şairleri karşıya geçirdiği Akheron ile Styks arasında, Cehennemim ilk dört dairesi bulunur, teknik olarak bunlardan en üstteki de çoğu pagan olan vaftiz edilmemiş erdemli ruhların mekanı Limbus’dur.Aeneis’deki çirişotu Cennet bahçelerini andıran,kendi felsefe şatosu ve acı gözyaşlarıyla hiçbir ilgisi yok görünen kendi taze akarsuyu olan İlk Daire’de kimse cezagörmez.Vergilius,Homeros ve diğer ünlü paganlarda bu dairededir.Tabii ki İbraniler,Ayıklanmada kurtarılmıştır.Vaftiz edilmemiş çocuklar ise,Dante’nin kaçındığı bir sorundur.
Sonraki dört dairede, aşamlarında tutkularına yenik düşenler, iradesizler cezalandırılır. Dante günahların sınıflandırılmasında daha çok (yedi ölümcül günah)listesi yerine Aristotales’in etik sistemini izlemiştir. Bu nedenle Minos’un denetlediği ikinci daire’de şehvet düşkünleri arzu rüzgarında ebediyen dönüp dururlar. Üçüncü daire’de Kerberos bekçilik yapar ve burada oburlar soğuk, pis kokulu bir’in çöp yığını içindedir.Plutus(bir başka kılıkta yine baba zengin adam)tarafından denetlenen dördüncü daire’de bir çoğu rahip olan cimriler ve müsrifler birbirleriyle kapıştırılır.Pis bir bataklık olan Styks’in kendisi de Beşinci daireyi oluşturur.Ayrıca dis kentinin hendeği ve yukarı ve aşağı Cehennem arasındaki sınırdır.Bu bataklıkta,öfkeliler birbirini paralamaya çalışırken,miskinler ve somurtkanlar da çamurun içinde abuk sabuk sesler çıkarırlar.
İki şair, Phlegyas tarafından, Styks’in üst kıyısındaki büyük kuleden karşıya, Cehennemim başkenti ve bir melek elçi kapıyı zorlayana kadar şairlerin içeri girmesie izin vermeyecek olan düşmüş meleklerin yuvası Dis’in(ya da şeytan)Kenti’ni geçirilirler. Tüm aşağı Cehennem, Furialar ve Medusa’nın bekçilik yatığı gerçekten bir kale olan bu kentin duvarları içindedir. Hemen kapının ardında kızgın mezarda yanmakta olan sapkınların bulunduğu Altıncı daire vardır; adına rağmen Dante’nin Cehennem’inde geleneksel ateş cezası, yalnızca bu kalenin duvarları içinde uygulanır.
Şairler Minotaurus’un bekçilik ettiği dik bir yokuştan aşağı yedinci daire’ye ve Kentaur’lar tarafından korunan kaynar kan nehri Phlegeton’a doğru yürürler,Kentaur’lardan biri,Nessus onları karşı kıyıya geçirir.Şiddet günahlarını cezalandırıldığı yedinci daire,üç bölmeden oluşur ve ilki Phlegeton’un kendisidr.Bu korkunç akıntıda sürüklenenler şiddet saçmış olanlardır.Savaş kışkırtıcıları,tiranlar,yağmacılar,çete üyeleri ve psikopatlar.Harpyalar tarafından kontrol edilen bir sonraki bölme,(beklide Dante’nin en ürkütücü kavramı olan) İntihar ormanıdır.Orman’ın kıyısında ise müsrifler vardır.Ardından tefecilerin,küfre düşenlerin ve eşcinsellerin bulunduğu Kızgın Ova gelir;şairler buradan ancak,Phlegeton’un bir uçurumda büyük bir şelaleye dönüşen en uç kolunun kıyısı boyunca uzanan arkın kenarından yürüyerek geçebilirler.
Canavar Geryoneus onları uçurumdan aşağı uçurup tüm dairelerinin en ayrıntılısı olan daire’ye götürür; burası, yeni ve son bir günah kümesinin başlangıcıdır. Hile ve kötü niyet. Malebolge merkezi bir kuyuya giden on eşmerkezli hendek ya da Bolge üzerindeki, tekerlek parmağı gibi bir dizi taş köprüyle büyük bir amfitiyatro biçimindedir. Her bolgia bir grup günahkârı barındırır. İlkinde boynuzlu demonlar, pezevenkleri bir yere, baştan çıkartıcıları başka bir yöne doğru kovalarlar. İkincisinde, dalkavuklar bok içinde debelenirler. Üçüncüde en az bir papanın da aralarında bulunduğu dinden çıkar sağlamış din adamları, vaftiz kurnasını andıran bir şeyin içinde baş aşağı sarkıtılırlar, bu arada ayakları alevlerle vaftiz edilir. Dördüncüde yalancı peygamberler ve kâhinler başları, gözyaşları kalçalarına gelecek şekilde ters çevrilmiş halde yorgun argın yürürler. Odysseia’da üzücü bir şekilde rütbesi alınan Tiresiasda buradadır.
Beşinci Bolgia’da Dante bize, gizem oyunlarında zimmetine para geçirenler’i rüşvet yiyenler ve yolsuzluk yapanlar beden hareketi yapanlar beden hareketleri yapar gibi neredeyse dalga geçerek kaynar ziftin içine atanlara benzer bir antik iblis guruhu olan Malebranche’ı(şeytani pençeler) takdim eder. Ortam grotesk komediye döner ve XXI. Kanto geleneksel bir osurukla sona erer.
Dante bu noktada komik bir değişikliğe gitmeyi seçer, çünkü onun kendi bolgia’sıdır. Yeryüzünde, entrika ve papaya düşmanlıkla ilgili muğlâk suçlamalarının yanısıra zimmetine para geçirmek ya da siyasi yolsuzluk suçlamasıyla Floransa2dan sürgün edilmişti. Suçlamalara karşı tavrı acımasız bir alay oldu ve bir sonraki bolgia’da gerçekte birlikte olması gereken riyakarların olması rastlantı değildir.
Şairler bolgia üzerindeki köprünün Cehennem’in ayıklanmasının ardından meydana gelen depremde yıkılmış olduğunu görürler. Öfkeli Malebranch’ın elinden kurtulmak için, yıkıntıların arasından sıyrılıp tek sıra halinde ayaklarını sürüyerek yürüyen kurşun astarlı cüppelerinin ağırlığının verdiği yorgunluktan ağlayan riyakârların diyarına geçmeleri gerekmektedir. İkili karşı kıyıdaki tıkıntılara tırmanır ve oradan aşağıya hırsızlarla sürüngenlerin sürekli birbirlerine geçip ayrıldıkları yedinci bolgia’daki şaşırtıcı şekil değişimlerine bakarlar.
Sekizinci bolgia’daki hilekârlar yanar. Aralarında Ulysses de vardır.Dante bu büyük savaş konusunda kesin olarak Vergilius’la Troya(İtalyan)Tarafındadır ve Ulysses yaptığı hileyle tanınırdı Dokuzuncu bolgio’da fitne çıkaranlar vardır,elinde kılıç bulunan bir demon tarafından korkunç bir şekilde parçalanmaktadırlar.Bunların arasında Dante’nin bakış açısından bir sapkın olan kafir Muhammed de vardır.Bu bolgia’nın çevresi yirmi iki mildir.Koni ciddi biçimde daralmaktadır.Sahtekarların birini taklit ederek sahtecilik yapanlar,yalancı şahitler,kalpazanlar,simyacılar korkunç hastalıklarla yattıkları onuncu ve son bolgia’nın çevresi yalnızca on bir mil genişliği ise yarım mildir
Malebolge yapısının dibindeki kuyuda Dante’nin Tartaros’unun Titanları’ı olan her biri yaklaşık on beş metrelik devler vardır.Burada başları ve gövdeleri dışarıda,Cehennem çukurunu beklerler.Antaeus şairleri devasa avucuna alıp dokuzuncu daire’ye inen yolun yaklaşık yarısında bir noktaya indirir.
İhanet diyarı olan buzlarla kaplı Kokytus gölünün çevresindeki üç bölümden oluşan bölgede hainler bulunur.Kaina’da (kabil)ailelerine ihanet edenler,Antenora’da (Troya2ya ihanet ettiği söylenen Antenor,Homeros için bir kahramandı ama Dante ve Troyalılar’ın tarafını tutuyordu)vatanına ihanet edenler vardı.Ptolomais2de konuklarına ihanet edenler vardı.Ptolemeios,Eriha’da bir liderdi ve kayınbabası yüksek rahip Simeon ve iki oğlu şerefine bir ziyaret düzenleyip onları öldürmüştü.Cehennem’in ve yeryüzünün tam merkezinde,efendilerine ihanet edenlerin bulunduğu Yudeka(yahuda’dan tabii ki)ve onun merkezinde de en büyük efendi’ye ihanet eden en büyük hain:Dis (Şeytan) vardır,ki iskaryot Yahuda.Brutus ve Kassius’un ruhlarını yutarken donakalmış sersemce ağlamaktadır.Şairlerin açık havaya ve gün ışığına ulaşmak için onun kıllı kasıklarına tırmanmaları gerekir.
Dante’nin Dis ya da Şeytan portresi hem geleneğe uygun hemde özgündür. Görü edebiyatında Şeytan’dan kaçınma ya da yalnızca Tundal’ı okumuş olsa bile, kırkayak benzeri bir yaratık onu hiç tatmin etmezdi. Dante’nin tiplemesi yeterince Grotesktir. Üç yüzlüdür, ortada kırmızı(Yahuda),solda siyah(Brutus),sağda sarı(Kassius)vardır ve her birinin altında Kokytos’un dondurucu rüzgarını yelleyen bir çift kanat vardır.
Cehennem çıkar çıkmaz sansanyon yarattı ve çoğaltılmaya başlandı.Tarih 1314 civarıydı ve Dante hala Komedya’nın son bölümleri üzerinde .çalışıyordu.Cehennem’in resimli kopyalarıda hemen çıkmaya başladı ve yarattığı müthiş etki kamusal sanata da yansıdı.XIV.yüzyıl İtalya’da katedral inşası açısından furya dönemiydi ve ısmarlanan son yargılar’da Dante’nin buluşunu yansıtmaya başladı.Dante’nin Araf’taki dağı Araf’ın nasıl resmedileceğine ilişkin sorunu çözmüştü.ama sanatçıları asıl hayran bırakan onun Cehennem’iydi.
Komedya’da tasvir edilen yolculuk, artık kalıcı bir içsel metafor olarak da hizmet etmeye başladı. Freud sonrası gayretkeş mit haritalandırma çağımızda, Ölüler Ülkesi’ne ya da Cehennem’e ya da benzeri yerlere yapılan edebi, yolculukları, ruhen yeniden günışığına çıkmadan önce’Ruhun karanlık gecesi’ni’deneyimleyen bireyin alegorileri olduğunu görmek çok kolaydır. Modern din psikoanalizde bir hastanın rehber’iyle mutsuzluğunun ve doğru yolu izlemekteki aczinin derin kaynaklarını keşfetmesi gerekir. Ardından, görece zihinsel sağlık cennetine kavuşmak için acı verici Araf’a davranışlarını inceleme ve sorgulama sürecine katılması gerekir. Uyuşturucu ve alkol bağımlılığına karşı on iki adımlık bir program, aşağı doğru giden sarmalı, bir bireyin’Dibe vurana’kadar bağımlılığa ve yıkıcı davranışa kayması ve ışığa doğru mücadelesinde Şeytan’ın kıllı bacaklarına sarılabilmesi olarak yorumlayacaktı; bu durumda Araf, ayıklığın güvensiz cennetine ulaşmak için gereken davranış değişikliğidir. Joseph Campbell’in Jung’a dayanarak, dinsel mit ve arayış macerasında temel bir unsur olarak bulduğu ‘kahramanlık yolculuğu’nda’,kahramanın, tanrılık mertebesine giden ‘Sınanma yoluna’ girmeden önce ‘Canavarın karnı’na girme riskini göze alması gerekir.
Ancak, Dante Komedya’yı yazmasaydı, modern meteforik düşünmenin, bu tümüyle rahat ve yaygın yöntemi var olmayabilirdi. Komedya bize, ruhsal yaşamlarımıza doğrudan bakmak için olağanüstü yararlı bir yöntem ve yeni bir sözcük dağarcığı verdi…
isigineli@mynet.com
|