HİNT DESTANLARI... bilinç ışığı


HİNT DESTANLARI.....

Hintlilerin iki büyük destanı vardır.Ramayana ve Mahabharata..En eski Ramayana olarak kabul edilmektedir.M.Ö.200 ile M.S.400 Tarihleri arasında yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir.İlk yazılıp bitirilen Ramayana sonra Mahabharatadır.Bir destanmı yoksa söylencemi olduğu tartışılan Harivamşa her ikisinden sonraki bir döneme aittir.Hindistan'da Maurya Hanedanlığı dönemi bir çok din ve mezhebin kendini ifade etme yarışına girdiği ve taraftar kazanmaya çalıştığı bir dönemdir.Bu dönemde Vishnuitlerin destanlara egemen olduğu ve destan kahramanları Rama ve Krishn'yı Vishnu'nun bedenlenmesi olarak görüyoruz.Bu dönemde Caynist ve Budhistlerde kendi görüşlerini yaymaya çalışmakta ve destanların bağımsız bölümlerinde kendi etkilerini hissettirmektedirler.şimdi kısaca Ramayana deyinip mahabharatayı anlatacağım.

RAMAYANA.......

24000 Beyit ve yedi kitaptan oluşan Ramayana Destanı üç büyük Hindu tanrısından biri olan yeniden doğumlarından Prens Rama'nın başından geçenleri anlatan Valmiki tarafından yazılmıştır.Karısı prenses Sita bir şeytan tarafından kaçırılmıştır.Rama kaybolan karısını aramaya başlar.Uzun bir savaşımın sonunda Sita'ya kavuşur.
Sita daha sonra ormana çekilecek ve doğa üstü bir ölümle dünyada'dan ayrılacaktır.
Ramayana çeşitli bakımlardan dinsel metinleri içerir.Bol miktarda olağan dışı sahneler içermekte mitlere yer vermekte Ramayana'yı tanrılaştırmakta ve sürekli vaaz vermesiyle dikkat çeker.

MAHABHARATA.........

100.000 Beyit olan ve on sekiz kitaptan oluşan Mahabharata destanı Pandava ailesinin serüvenlerini anlatır.Pandavalar amcalarının oğullarına karşı tahtta hak iddia eden beş kardeştir.Aralarındaki gizli savaşım korkunç bir çarpışmayla sonuçlanır ve bu savaşta önderlerin çoğu ölür.Beş erkek kardeş ile ortak karıları olanDraupadi sağ kalmışlardır.Ama kısa bir süre sonra onlar da doğa üstü bir ölümün pençesine düşeceklerdir.

Mahabharata incil türünde öneme sahip bir bölüm içerir.Bhagavad Gita (TANRILARIN ŞARKISI) Konusu;Kahraman Krişnan'nın büyük savaştan önce Arjuna'ya verdiği söylevdir.Arjuna'nın (beş kardeşten biri)araba sürürcüsü kimliğinde bedenlenen ve arkadaşını çok seven Krişna.onu düşünmeye yöneltir.Ardından ona yalnızca çıkarsız davranışının değer taşııdığını gösterir.Sonunda onun düşüncelerini yavaş yavaş edimlerin koruyucusu ve güvencesi olan Tanrı ile O'na ulaşmak için önerilen yöntemlere çeker.Bu Arjuna'nın sürücüsü olmakla birlikte yüce varlığın tecelli yoluyla gerçek doğasını ortaya koymasıdır.Arjuna henüz belirsiz olsada işte bu tanrıyı aramaktadır...
Bhagavad Gita çok büyük bir saygınlık kazanmış pek çok mezhep tarafından kutsal sayılmış,sayısız insan tarafından ezberlenmi yorumlanmış taklitleri yazılmış ve dilden dile çevrilmiştir....



T A N R I N I N Ş A R K I S I

Doğu bilgeliğinin en başta gelen ışığının kaynağı.Hintlilerin kutsal kitabı bir yaşam felsefesi bir şiir mahabharata destanının bir parçası savaş başlamak üzere.Savaş alanının ortasındaki bir atlı arabanın içinde savaşmak istemeyen bir yiğit diz çökmüş okunu yayını elinden bırakmış.Arabacısından Bha***** Gita'yı dinliyor.Uyanıyor...Bilinçleniyor....

Arabacı bilinç,Atlar kamçılanan istekler,savaş yaşam,araba beden arabanın sahibiyse BEN Dhritaraştra*:
Ey, Sancaya, kutsal Kurukşetra ovasında savaşmak için istekli olarak bir araya gelen Pandu'nun oğulları ve benim insanlarım ne yaptılar?
Sanjaya:
Pandava*'ların ordusunu savaş sırasında görünce, Kral Duryodhana* öğretmenine başvurarak şöyle dedi:
"Görün, Öğretmenim, akıllı öğrenciniz Drupada'nın oğlunun dizdiği Pandu'nun oğullarının bu kuvvetli ordusunu!
"Burada kahramanlar var, büyük okçular, Bhima* ve Arcuna'ya savaşta eş olanlar var, Yuyudhana, Virata ve Drupada, "Driştaketu, Çekitana ve Kasi'nin güçlü kralı, Purucit, ve Kuntibhoca ve Saibya, en iyi adamlar,
"Güçlü Yudhamanyu, ve cesur Uttamaucas, Subhadra'nın oğlu ve Draupadi'nin oğulları, tüm büyük kahramanlar.
"Ey tekrar doğanların en iyisi, aramızda en çok farkedilen isimleri de, ordumun liderlerini de bil! Bunu bilgin olması için söylüyorum.
"Sen ve Bişma, ve Karna ve Kripa, savaşta zafer kazananlar; Asvatthama, Vikarna, ve Somadatta'nın oğlu Jayadratha.
"Ve ayrıca çeşitli silahlar ve misillerle silahlanmış, benim için hayatını feda eden nice kahraman, ki hepsi de savaş için fazlasıyla yetenekliler.
"Bhişma* tarafından yönetilen bu ordumuz yetersizdir, Bhima tarafından yönetilen onların ordusu ise yeterlidir.


g_nbat_m__meditasyonu_1_.jpg



."Bu yüzden, ordudaki sayısız bölümdeki rütbeniz ne olursa olsun, hepiniz sadece Bhişma'yı koruyun."
Kaurava'nın en büyüğü olan Bhişma, Duryodhana'yı neşelendirmek için bir aslan gibi kükredi ve borusunu öttürdü.
Bhişma'yı takiben borular ve bakır davullar, tefler ve davullar bir anda sessizliği yırttı; ses müthişti.
Sonra, Madhava (Krişna), ve Pandu'nun oğlu (Arcuna) beyaz atların çektiği muazzam at arabasında oturarak ilahi borularına üflediler.
Hrişikesa "Pançacanya*"ya ve Arcuna "Devadatta*"ya üfledi, ve korkunç işler yapan Bhima ise büyük boru "Paundra*"ya üfledi.
Kunti'nin oğlu Yudhisthira "Anantavijaya"ya üfledi, ve Sahadeva ve Nakula "Manipushpaka" ve "sughoşa" borularına üflediler.
Kasi'nin kralı, mükemmel okçu Sikhandi, güçlü araba-savaşçısı Dhristandyumna ve Virata ve yenilmez Satyaki;
Drupada ve Draupadi'nin oğulları, ve Subhadra'nın güçlü bilekli oğlu, hepsi kendi borularına üflediler.
Heybetli ses yeri göğü inleterek Dhritaraştra'nın yandaşlarının kalplerinde bir delik açtı.
Ey yeryüzünün Efendisi! Sonra, Dhritaraştra'nın yandaşlarının dizildiğini ve silahların patlamak için hazır beklediğini gören, nişanı bir maymun olan Pandu'nun oğlu Arcuna, yayını kaldırdı ve Krişna'ya şöyle dedi.
Arcuna:
Ey Krişna, arabamı her iki ordu arasına sür ki, kimin bu kadar istekle savaşmak istediğini görebileyim ve savaş başladığında önce kiminle savaşmam gerektiğini bileyim.
Çünkü ben burada kötü-fikirli Duryodhana'yı savaşta memnun etmek için savaşmaya gelenleri görmeyi arzu ediyorum.
Sancaya:
Krişna, Arjuna tarafından verilen talimata göre, Dhritaraştra'lardaki en iyi arabayı iki ordu arasına sürdü.
Bhişma ve Drona ve dünyanın tüm hükümdarlarının önünde şöyle dedi: "Ey Arcuna, İşte tüm bu Kuru'lar* bir aradalar!"
O zaman, orada duran Arcuna büyükbabaları ve babaları, öğretmenleri, büyük amcaları, abileri, oğulları, torunları ve arkadaşları da gördü.
Her iki orduda kayınpederleri ve arkadaşları da gördü. Kunti'nin* oğlu Arcuna, tüm bu akrabaları dizilmiş görünce büyük bir acımayla dolu olarak üzgün konuştu.
Arcuna:
Ey Krişna, savaşmaya hevesli olarak dizilmiş bu akrabalarımı görünce,
Elim kolum tutmuyor, ağzım kuruyor, bedenim titriyor, tüylerim diken diken oluyor.
Yayım "Gandiva" elimden kayıyor, tenim yanıyor; ayakta bile duramıyorum, başım dönüyor.r gelecek görüyorum, Ey Kesava! Bir savaşta kendi akrabalarımı öldürmekte iyi bir yan görmüyorum.
Ey Krişna, ne zaferi arzuluyorum, ne zevki, ne de krallıkları! Ey Krişna, hakimiyetin ya da zevklerin veya hatta yaşamın bize faydası nedir ki?
Adına, krallık, zevk ve eğlence arzuladıklarımız, yaşamı ve zenginliği terk ederek bu savaşta yer alıyor.
Öğretmenler, babalar, oğullar ve ayrıca dedeler, torunlar, kayınpederler, büyük amcalar, damatlar, akrabalar, -
Onlar beni öldürse bile, hatta, bırak sadece bu dünyayı, üç dünya üzerinde hakimiyet sağlama uğruna bile ben onları öldürmek istemiyorum, Ey Krişna.
Dhritaraştra'nın oğullarını öldürmekte ne gibi bir zevk olabilir, Ey Janardana*? Bu suçluları öldürmekle sadece günah işlemiş oluruz.
Bu yüzden, bizler akrabalarımız olan Dhritaraştra'nın oğullarını öldürmemeliyiz; kendi insanlarımızı öldürerek nasıl mutlu olabiliriz ki, Ey Krişna?
Onlar zihinleri açgözlülükle dolu olduğundan aileleri yok etmekte bir kötülük ve arkadaşlara düşmanlıkta bir günah görmüyorlarsa da,
Neden bir ailenin yok edilmesindeki kötülüğü net olarak görebilen bizler bu günaha sırtımızı dönmeyi öğrenmemeliyiz, Ey Krişna?
Bir ailenin yok edilmesiyle, o ailenin hatırlanamayacak kadar eski dini ayinleri de yok olur; ruhsallığın yok edilmesiyle, tüm ailede Yaradan'a karşı saygısızlık hüküm sürer.
Ey Krişna, Yaradan'a karşı saygısızlığın ortaya çıkışıyla, ailedeki kadınlar fırsatçı olurlar ve kadınlar fırsatçı olunca, tüm kastlar birbirine karışır.
Kastların birbirine karışması ise aileleri doğrayanları cehenneme götürür, çünkü pirinç ve su takdim etmeyen onların ataları da (buraya) düşmüşlerdir.
Aileyi yok ederek kastların karışmasına sebep olan bu kötü işlerle, kastların ebedi dini ayinleri ve aileler de yok edilirler.
Ey Krishna, bizler duyduk ki, bu kaçınılmaz olan (yer), ailelerindeki dini uygulamaların yok edildiği bu kişiler için, bilinmeyen bir süre boyunca meskendir.
İşte! Bizler bir krallığın zevklerinin açgözlülüğü içinde akrabalarımızı öldürmeye hazırlanırken büyük bir günahın içine girdik.
Eğer Dhritaraştra'nın oğulları ellerinde silahlarla beni savaşta kılıçtan geçirmeleri gerekiyorsa, karşı koymamam ve silahlanmamam benim için daha iyi olur.
Sancaya:
Savaş alanının ortasında bunu söyleyerek, Arcuna içi üzüntü dolu olarak okunu ve yayını bıraktı, arabasının içine oturdu.

 

g_zell_bir_resim.jpg


KUTSAL HİNT DESTANI BHAGAVAT GİTA...2.BÖLÜM
Sancaya:
1. Acıma duygusuna yenilmiş ve ümitsiz olan, gözleri yaşla dolu ve alt üst olmuş olan Arcuna'ya, Krişna şu sözleri söyledi:
Krişna:
2. Böylesine tehlikeli, senin için değerli olmayan, zarif olmayan ve sana cennetin kapılarını kapatan bu sıkıntı nereden geliyor, ey Arcuna?
3. İktidarsızlığı bırak, Ey Pritha oğlu, Arcuna! Bu sana yakışmıyor. Kalbinin bu zayıflığını bir kenara bırak. Ayağa kalk!
Arcuna:
4. Ey Madhusudana, hürmet gösterilmesi gereken Bhişma ve Drona'ya karşı nasıl oklarla savaşırım?
5. Bu dünyada sadaka kabul etmek, bu en soylu öğretmenleri kılıçtan geçirmeye yeğdir. Eğer onları öldürürsem, bu dünyadaki zenginlik ve arzularımın eğlencesi bile onların kanıyla lekelenecektir.
6. Hangisinin daha iyi olduğunu söylemek zor olacak: Onlara karşı zafer kazanmak mı yoksa onların bir zafer kazanması mı. Yaşamasını arzulamadığımız Dhritaraştra'nın oğulları, kılıçtan geçirildikten sonra bile, bizimle yüz yüze gelecektir (gözümüzün önünden gitmeyecektir).
7. Kalbim acıma duygusuyla doldu, görevimin ne olduğu konusunda aklım karıştı. Sana soruyorum: Benim için neyin iyi olduğuna karar vererek söyle. Senin öğrencinim. Sana sığındım, söyle bana.
8. Bu dünyada refah içinde rakipsiz bir hakimiyete ulaşsam ya da tanrılar üzerinde efendi olmayı başarsam bile, bunların duyularımı yakan bu kederi ortadan kaldıracağını sanmıyorum.
Sancaya:
9. Hrişikesa'ya bunları söyleyerek, hasımların yokedicisi Arcuna, Krişna'ya "Savaşmayacağım" dedi ve sessizliğe büründü.
10. İki ordu arasında ümitsiz olan Arcuna'ya, Sri Krişna gülümsermiş gibi şu sözleri söyledi!
Krişna:
11. Kederlenilmemesi gerekenler için kederleniyorsun ve bilgelik sözleri söylüyorsun. Bilge olanlar ne yaşayanlar için ne de ölüler için kederlenmezler.
12. Ne ben, ne de bu insanların hükümdarlarının var olmadığı, ne de bizlerin bundan sonra var olmayacağı hiç bir zaman dilimi yoktur.
13. Ruhun bu bedenin içinde çocukluktan gençliğe ve yaşlılığa geçmesi gibi, kişi de bir başka bedene geçer; hikmet sahibi kişi bunun için kederlenmez.
14. Ey Kunti oğlu, sıcağa ve soğuğa, zevke ve acıya sebep olan duyuların nesnelerle irtibatının bir başlangıcı ve bir sonu vardır; bunlar geçicidir; bunlara cesurca dayan, Ey Arcuna!
15. Bunlardan etkilenmeyen, zevk ve acı onun için aynı olan bu hikmet sahibi kişi, ölümsüzlüğü başarmaya yaraşır!
16. Gerçek olmayanın varlığı yoktur; Gerçek olanın varlığının olmaması diye bir şey yoktur; bu ikisiyle ilgili gerçek, Gerçek'i bilenlerce görülür.
17. Herşeyin ondan ortaya çıktığı O'nun yok edilemez olduğunu bil. Hiç bir şey Yokolmaz olan, O'nun yıkımına sebep olamaz.
18. Ebedi olan, yok edilemez olan ve ölçülemez olan Özben'in bu bedenlerinin bir sonu vardır. Bu yüzden savaş, ey Arcuna!
19. Kim Özben'in kılıçtan geçiren olduğunu düşünürse, ve kim O'nun kılıçtan geçtiğini düşünürse, her ikisi de bilmiyordur; O ne kılıçtan geçirir ne de kılıçtan geçer.
20. O, doğmamıştır ve ölmeyecektir; beden öldükten sonra O, tekrar yok olmaz. Doğmamış, ebedi, değişmez ve kadim olarak O, beden öldürüldüğünde öldürülmez.
21. O'nun yok edilemez, ebedi, doğmamış ve tüketilemez olduğunu bilen biri, nasıl kılıçtan geçirir ya da kılıçtan geçer, ey Arcuna?
22. Tıpkı bir kişinin eski elbiselerini bir kenara atması gibi, bedenlenmiş Özben de eski bedenlerini bir kenara atar ve yenilerinin içine girer.
23. O'nu silahlar kesmez, ateş yakmaz, su ıslatmaz, rüzgar kurutmaz.
24. Bu Özben kesilemez, yakılamaz, ıslatılamaz ya da kurutulamaz. O ebedidir, herşeyi kaplayandır, sabittir, kadimdir ve hareketsizdir.
25. Bunun (Özben'in) tezahür etmemiş olan, düşünülemez olan ve değişmez olan olduğu söylenir. Bu yüzden, bunun böyle olduğunu bildiğine göre, kederlenmemelisin.
26. Ama O'nun sürekli olarak doğduğunu ve öldüğünü düşünüyorsan bile, ey koca-kollu, o zaman bile kederlenmemelisin.
27. Doğum için ölüm kesindir ve ölüm için doğum kesindir; bu yüzden, bu kaçınılmaz olan için kederlenmemelisin.
28. Varlıklar kendi başlangıçlarında görünmez olanlardır, orta safhada görünürler ve sonunda yine görünmez olurlar, ey Arcuna! Bunda kederlenecek ne var?
29. Kişi Özben'i bir harika olarak görür; bir başkası O'ndan harika diye bahseder; bir başkası O'nun harika olduğunu işitir; yine de bunu duymakla hiçbiri O'nu anlamaz.
30. Bu, herkesin bedenine nüfus etmiş olan hiç bir zaman yok edilemez olandır, ey Arcuna! Bu yüzden hiç bir.
31. Ayrıca, görevini göz önüne alırsan, tereddüt etmemelisin, çünkü bir Kşatriya* için doğruluk adına yapılan bir savaştan daha üstün hiç bir şey yoktur.
32. Ey Arcuna, Cennetin kapılarını açmak için gelen böyle bir savaşta savaşmak için çağrılan Kşatriya'lar mutludurlar.
33. Ama, eğer bu doğruluk adına yapılan savaşta savaşmazsan, o zaman görevini ve ününü bırakarak günah** işlemiş olursun.
34. İnsanlar da senin bu daimi onursuzluğunu nakledeceklerdir; ve onurlanmış biri için onursuzluk ölümden beterdir.
35. Bu heybetli araba-savaşçıları senin korktuğun için bu savaştan çekildiğini düşüneceklerdir ve seni fazlasıyla düşünen bu kişiler tarafından hafife alınacaksın.
36. Ayrıca senin gücüne bahane arayan düşmanların da bir çok fesat söz söyleyeceklerdir. Bundan daha acı verici ne olabilir!
37. Kılıçtan geçersen, cennete gideceksin; zafer kazanırsan, dünyanın zevkini çıkaracaksın; bu yüzden ey Kunti oğlu, savaşmaya karar vererek kalk!
38. Zevk ve acının, kazanç ve kaybın, zafer ve yenilginin eş değerli olduğunu bilerek, savaşı savaşmak adına yap; böylelikle günah işlememiş olursun.
39. Sana şimdiye dek öğretilen Sankhya bilgeliğidir. Şimdi, fiilin zincirlerini kırabilmeni sağlayan Yoga bilgeliğini dinle, ey Arcuna!
40. Bunda, ne çabaların kaybı vardır, ne de bir zararı vardır. Bu bilginin en azı bile, kişiyi büyük korkulardan korur.
41. Ey Kuru'ların neşesi, burada bir tek-noktaya-odaklı kararlılık vardır! Dallı budaklı ve sonsuz olan düşünceler kararsızlarındır.
42. Ey Arcuna, bilge-olmayanlar Vedalardaki kelimeleri övmeyi zevk sayarak süslü sözler söylerler ve "Başka bir şey yok!" derler.
43. Arzuyla dolu olarak, hedeflerini cennet yaparak, doğumu kişinin fiillerinin ödülü yapan söylevlerde bulunurlar ve zevk ve güce erişmenin özel yollarını açıklarlar.
44. Akılları bu tip bir öğretiyle çelinmiş, arzu ve güce bağımlı olan bu kişiler için meditasyon ve Samadhi'ye yönelen bu kesin gerçek tezahür etmez.
45. Vedalar Doğanın üç değeriyle ilgilidirler; sen bu üç değerin de üzerinde ol, ey Arcuna! Zıt kutuplardan*** kendini kurtar ve açgözlü ve istifçi düşüncelerden kurtularak her zaman Sattva**** değerinde kal ve Özben'de bulun.
46. Özben'i bilen bir Brahmana için, tüm Vedalar bir su kaynağının yanıbaşındaki bir su haznesinde duran su gibidir.
47. Görevin sadece çalışmaktır ama asla meyveleri için değil; ne fiilin meyvelerinin seni çalışman için motive etmesine izin ver, ne de bağımlılığının seni fiilsizliğe itmesine izin ver.
48. Ey Arcuna, sürekli olarak Yoga'da bulunarak, bağımlılığı terk ederek ve başarı ve başarısızlıkta dengede durarak fiilde bulun! Akıldaki dengeliliğe Yoga denir!
49. Fiil, bilgelik Yoga'sından çok daha düşük seviyelidir, ey Arcuna! Bilgeliğe (aklın dengeliliğine) sığın, motivasyonları meyveler olanlar zavallıdırlar.
50. Bilgelik verilmiş kişi bu yaşamda iyi ve kötü hareketlerinin ikisinden de sıyrılır; bu yüzden kendini Yoga'ya ada; Yoga fiildeki ustalıktır.
51. Bilge olan, bilgiye sahip olarak, fiillerinin meyvelerinden vaz geçerek ve doğum prangasından kurtularak tüm kötülüklerin ötesindeki yere gider.
52. Zihnin yanılgı batağından kurtulduğunda, şimdiye dek söylenmiş olan ve söylenecek olan herşeye karşı kayıtsız kalırsın.
53. Duymuş olduklarınla karışmış olan zihnin hareketsiz kalıp, Özben'de sabit kaldığı zaman İçsel-Farkındalığa ulaşmış olacaksın.
Arcuna:
54. Ey Krişna, bilgelik sahibi kişiyi, sürekli Samadhi'de bulunan kişiyi nasıl tanımlarsın? Hikmet sahibi olanlar nasıl konuşur? Nasıl oturur? Nasıl yürürler?
Krişna:
55. Ey Arcuna, kişi aklın tüm arzularını tamamen bir kenara attığında ve tatmini Özben yoluyla Özben'de bulduğunda, o kişinin bilgeliğe sürekli sahip olanlardan biri olduğu söylenir.
56. Zorluklarla dalgalanmayan bir akla sahip olan, zevklerin peşinden koşmayan ve bağımlılıktan, korkudan ve öfkeden kurtulmuş kişiye şaşmaz değişmez bilgiye sahip hikmet sahibi denir.
57. Bağımlı olmadan her yerde olan, iyi ve kötü birşeyle karşılaştığında ne sevinen ne de nefret eden kişinin bilgeliği sabittir.
58. Bir kaplumbağanın bacaklarını içeri çekmesi gibi duyularını duyu-nesnelerinden geri çeken kişinin bilgeliği sağlamdır.
59. Duyu nesneleri (geride) özlemi bırakarak bu perhizkar kişiyi bırakır giderler; ama bu özlem de Yüce olanı görünce geçer gider.
60. Ey Arcuna, çalkantılı duygular, bilge kişi (onları kontrol etmek için) uğraşsa da, aklını fazlasıyla büyüler.
61. Kişi, hepsini dizginleyerek sabit oturmalı ve dikkatini Bana vermelidir; duyuları kontrol altında olanların bilgeliği sabittir.
62. Kişi nesneleri düşündüğünde, bunlara karşı bir bağımlılık ortaya çıkar; bağımlılıktan arzu doğar; arzudan öfke doğar.
63. Öfkeden yanılgı gelir; yanılgıdan aklın yitimi; aklın yitiminden ayrım kabiliyetinin çöküşü gelir; ayrım kabiliyetinin yok oluşuyla kişi mahvolur.
64. Ama duyularını dizginleyip, bağımlılıktan ve reddetmekten kurtularak nesneler arasında dolaşan kendine hakim kişi huzura erişir.
65. Bu huzurda tüm acılar yok edilir, sakin bir akla sahip kişinin zihni kısa zamanda sabitleşir.
66. Düzenli ve ciddi olmayanın Özben bilgisi olamaz, ve düzenli ve ciddi olmayanın meditasyon yapması (da) mümkün değildir; ve meditatif olmayan biri huzurlu olamaz; ve huzuru olmayan kişi nasıl mutlu olabilir?
67. Dolanıp duran duyuların uyanmasını takip eden akıl için, ayrımcılık yeteneği rüzgarın su üstündeki tekneyi alıp götürmesi gibi yiter gider.
68. Bu yüzden ey koca kollu Arcuna, duyularını duyu-nesnelerinden tamamem geri çekebilenlerin bilgisi şaşmaz değişmezdir.
69. Tüm varlıklar için gece olanda, kendini kontrol edebilen uyanıktır; tüm varlıkların uyanık olduğu ise gören bilge için gecedir.
70. Tüm arzuları, suların okyanusa girmesi gibi girip, her yönden dolan (ve) hareketsiz kalan kişi huzura kavuşur; arzularla dolu olan kişi ise huzura ulaşamaz.
71. Tüm arzularını terk ederek, özlem duymadan, "benim" duygusu (sahiplenme duygusu) olmadan ve egoizmden yoksun olarak hareket eden kişi huzura erer.
72. Ey Pritha'nın oğlu, bu Brahman'nın (ebedi durum) koltuğudur. Buna ulaştığında, kimse artık yanılmaz. Yaşamının sonunda olsa bile kişi burada bulunarak, Brahman'la birliğe kavuşur.



hiclikzirvesi.jpg
 


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !