Kültür Sanat ve Edebiyat dergisi

2/4/2008 - GÖZLERİNİN KAPTAN_I DERYASIYIM...ACIMIN G NOKTASI..Ruhum vereml

Kategori: siir

 

 

 

Gözlerinin kaptan-ı deryasıyım...

Çirkin kalp yoktur, makyajsız kalp vardır ve ben, ne zaman aş eriyor diye özgür bıraksam kalbimi, tenimden ruhumu çalıyor aşkın organ mafyaları sanki...

Sanki soyut bir sevişmenin heteroseksüel çığlıkları kırıp kanatıyor iç sesimi, her kulak işitmiyor artık, hiç kimse belki...

Çok acıyor canım, ama ben kalbimin ipekası kurumasın diye ağlıyorum ve her ağladığımda geceleri denize benzeyen gözlerimle onu besleyen ırmağı kavuşturuyorum...

Belki bu yüzden, iç güveyleri benden halice hala, hala "ana" cümleleri düşük yapan salaş şiirler yazıyorum ve hala kendi cenazemde -beyazlarımı giyip- senin kavalyen olmak istiyorum...

Ben öldürttüğün dostumun toprağından çiçekler yetiştirdim Tanrı!

Ve ona sadece biraz toprak borcum kaldı...

Acaba Tanrı "içerde" iyi bakıyor mu en iyi dostumun cinayetine azmettirdiği Azraili? ya da bir gün geri alabilecek miyim karşılıksız aşkına "karşılık" haciz olmuş kalbimi?

 

Umut fakirin ekmeği biliyorum ama artık çöplüklerden umut toplamak istemiyorum...

İşte bu yüzden,

Bileklerim kurbanlık koyun gibi baksa da gözlerime,

Bileklerimdeki kanla yazılsın istiyorum mektubumdaki her kelime,

Ve her şey bitsin istiyorum,

Bileklerimin mürekkebi bittiğinde...

 

 

Aşk bir sudur gerçekten, sen yakıcı oksijen, ben yanıcı hidrojen…

 

*Aşkım, acımın “G” noktası ve ne faşizan bir duyguymuş ki, bütün hayallerim kalbindeki 301’e takıldı…”G” yumuşadı, kalbin yumuşamadı…

 

*Tinerliyorum tinimdeki lekeleri, üşümesin, hasta olmasın diye giydirdiğim şeffaf elbiselerini çıkarıp, nü resimlerini çiziyorum kara “yazgılı” kalemimle… Sonra postalıyorum, isimsiz, uyduruk adreslere…

 

 

 

*İçimdeki çocuğu aldırdım kürtajla,

zaten fotosentez yapıyordu bitkisel hayatta"

Kalbi aksak ritimle atan, F tipine konmuş, bir embriyo kadar yalnızım, gözyaşlarımı tiroit bezime siliyorum, damarlarımda melankolik urlar dolaşıyor ama aklım kalbimi bir türlü vazgeçiremiyor, çünkü yaşamıma giren bütün kadınları kolajlasam, yine sen etmiyor…

 

*Yan etkisi ölüm olan,

En iyi ilaçmış zaman,

Elimde bileklerime harakiri yapacak bir “jilet”

Zaman değil,

B Rh (-) umut ihtiyacım olan…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-04-22 13:08:45 - bütün jiletler kırık olsun

Yazan: fisun duransu
Şiirin Yunanca karşılığı olan poiesis yaratma anlamına gelmektedir. Öyleyse şiir eylemdir. Çünkü şair verili dünyaya karşı kendi tavrını geliştirerek, yaratma eyleminin doruklarında gezinir. Şiir özünde sokağın tavanı kadar özgürlüğü taşıdığından kalıplara uymaz. Şairin kalıplara uymak gibi bir sorunu da yoktur. Öyleyse şiirin tüm kalıpları, ayrımları aşan özgün bir duruşu olmalıdır.
Platon Şair kanatlı ve kutsaldır; esinlenmeden, kendinden geçmeden ve aklını yitirmeden yaratamazder. Sorumuzun cevabını burada buluyoruz. Benim zaman kırığı olarak ifade etmeye çalışacağım olgu da budur. Başta bahsettiğimiz yaratıcılığın doruklarına ancak o kırıkta ulaşılır. Zaman kırıldığında, kırık şairini içine alır ve şair orada şiirini düşürür. Kırıkta kaldığı süre şiirin uzunluğunu belirler. Kimi zaman tek sözcük, kimi zaman tek dize, kimi zaman birkaç dize, kimi zaman uzun bir şiir Burada tek bir kırıktan söz etmiyoruz. Her şiirin ayrı bir kırığı vardır. Bu demek değildir ki, bir kırığa tekrar düşülmez. O şiirin kırığına bir kez daha düşüldüğünde şiiri devam ettiren yeni dizeler gelebilir. Şiirin tamamlanması kırığından çıkıldığı anlamına gelir. Şair bunu bilmez, hisseder. Peki neden kırık vardır? Neden zaman, şairi şiirini kırıkta yaratma eylemine çağırır? Fazlasıyla gizem Bunu çözebilmiş değiliz.
Konuyu günümüz şiirinde sorun olarak gördüğüm kırıksız şiirlere bağlamadan önce, bu yönelime neden olan bir olguyu açıklamak gerekiyor. Durantynin tanımlamasına göre gerçekçilik; yaşanan dönemin, toplumsal ortamın içten, tam olarak yansıtılmasından yanadır; çünkü bu doğrultu, sağduyuya, düşünsel gereksinimlere ve halkın ilgisine uygun düşer ve her türlü yalandan, aldatmacadan uzaktır. Diğer yandan, 1924te Andre Breton tarafından yayınlanan Gerçeküstücülük Bildirgesinde bir başka biçimde düşünmenin gerçek işleyişini ortaya koymaya yarayan salt ruhsal özdevinim, aklın her türlü denetimi dışında, her türlü estetik ya da ahlaki kaygıdan sıyrılarak, kendini düşüncenin akışına kaptırma olarak gerçeküstücülük akımı ifadesini bulmuştur.
Gerçeküstücü olmayan şairlerin şiirlerinde de gerçeküstücü öğelere rastlanabilir. Garip ve İkinci Yeni hareketlerinde de gerçeküstücü olmamalarına rağmen, gerçeküstücü öğeler içeren dizelere rastlarız. Orhan Velinin Bir de rakı şişesinde balık olsam! dizesi bu duruma en güzel örneklerden biridir. Gerçeküstücülük şaire verimli ve geniş bir alan sunar. Orada aklın zincirleri kırılmıştır. Yoktan yaratma eylemi bütün ihtişamıyla kırıkta beklemektedir. Peki öyleyse eleştireceğimiz konu nedir?
Günümüz şiirindeki temel yönelim gerçeküstücülük adına anlamı silmektir. Hatta anlamın silinmesi için uğraş vermektir. İşte bu noktada karşımıza kırık yoksunu şiirler çıkıyor. Çünkü şair, temel amacını önceden saptamış ve adeta işini profesyonelleştirmiştir. Şiir yazmak adına gazetelerden, dergilerden, hatta sözlüklerden sözcükler toplamaktadır. Not alınan bu sözcüklerin günlük dilde pek kullanılmayan, anlaşılmayan sözcükler olması istenmektedir. Çünkü anlam düşmandır. Anlaşılmayan sözcüklerle anlamsız şiirler yazılacaktır. Böylece anlam silinecek, düşman yok edilecektir. Toplum zaten şiire uzaktır. Dolayısıyla ortada sorun da yoktur. Oysa sorgulanması gereken toplumun mu şiire uzak durduğu, yoksa günümüz şiirinin mi topluma uzak durduğudur.
Toplum zaten şiir okumaz görüşünden yola çıkılarak, ;anlamdan sıyrılmayı hedefleyen şiir nerede duruyor? Aklın zincirlerinin kırıldığı yer olduğundan, soyutu yadsımamak gerekir. Çünkü imgeler deryası şiiri orada doğurabilir. Anlamdan ister istemez uzaklaşılabilir.. Ama ya bilinçli ve sürekli bir anlamdan kurtulma savaşı varsa? Bu önceden hedefler koyup şiir yazmaktır. Şiir söylemek değildir.
Aslolan kırıktır! Onun getirecekleridir. Sözcükleri de kırık getirecektir. Sözcük toplamacılık ile ancak duygu yoksunu şiirler ortaya çıkar. Çünkü derinden hissedilmemiş, kâğıt üstünde farklı zamanlarda not edilen sözcüklerden oluşmuştur bu şiirler.kırık olan burada jilettir.Kırık olmalı hep o jilet

Bağlantı

2008-04-16 10:52:48 - lirik destan

Yazan: ayla
Taptaze, lirik ve koygun bir duyarlığın. Duygu ve düşünceler farklı katmanlardan gelip, tek bir safhada bütünlüklü bir yeğniliğe ulaşabiliyor. Hüznün, sevincin ve ironinin iç içe tek bir kanaldan yansıması gibi, zengin ve renkli bir şiir olarak biçimleniyor. Ölüm, çocukluk, doğa gibi temaların vazgeçilmez unsurlar olması, bunların kendinden olmasını, tasarlanmamış olmasını engellemiyor. Kurma ve yapay bir alana yönelme zorundalığı taşımıyor.Çok güzel bir şiir
Bağlantı

2008-04-12 15:15:52 - ''G'' nOKTASI

Yazan: buğulu

"Nasıl" sorusunun şiir oluşumunda önemli bir yeri olduğu bir gerçektir. Şairler bunu iyi bilirler.

Şair kim sorusunu pek sormaz kendine? Kim sorusunun cevabı bu sorunun sorulmasını gerektirmeyecek kadar nettir şair için. Şairin tek muhatabı vardır; o da sevdiğidir. "Kim", sorusunu ne diye sorsun ki şair. Şaire göre güzel kim, sevgili. Üşüten kim, sevgili. ısıtan kim sevgili. Yakan kim, Sevgili. Mazlum kim, şair. Üşüyen kim, şair. Isınan kim, şair. Yanan kim, şair...

Oysa "nasıl,, sorusu böyle mi? Sevgilim güzel ama "nasıl güzel,,? Sevgilim zalim, ama "nasıl zalim,,? Sevgili yakar ama nasıl yakar? Üşüyorum; ama "nasıl üşüyorum,,? Kızıyorum ama "nasıl kızıyorum,,? "Nasıl", "nasıl", "nasıl"? Nasıl sorusunun cevabı bir şiir eder. Genellikle "nasıl" sorusuna verilen cevaplarla oluşur şiir.abau şiirde de ''Gözlerinin kaptan-ı deryasıyım'' kimin? sevgilinin ''tenimden ruhumu çalıyor aşkın organ mafyaları''Aşkın organ mafyası?kim sevgili ''Çok acıyor canım, ama ben kalbimin ipekası kurumasın'' canı acıyan her türlüde şairdir.Sevdikçe kanar şair.Ve bilinmeyene yelken açar Ve kadının en gizemli en mistik noktasını o G noktasını aramak için heybesinde düş vardır sadece.Çok güzel ya G noktasının bir şiire girmesi

Bağlantı

2008-04-06 18:41:34 - kim istemediki

Yazan: eylem
Yaşamımızın hangi döneminde intihar etmeyi istemedikki yada jileti elimize almayı istedemediki.Bir kutu hapla bir deneyim yaşamıştım anlatamamıştım o terkedilişi kimseye sen iyi anlatmışsın ne desemde boş diline sağlık
Bağlantı

2008-04-06 16:41:36 - jilet ve intihar

Yazan: helinda
Ama herkes yine de sevdiğini öldürür, bu böylece biline"
"herkes sevdiğini öldürür",/hem de /"aşkı uğruna"/sevgi ne kadar bencilce,işte sevgi kavramını sorgulayan ve aslında o hep söylediğim şeyle örtüşen yargı; sevgi sözlüklere kendimizi aklamak için iliştirdiğimiz çiçek resmi gibi yine içmek gerekiyor sanırım sadece içmek ruhun huzuru için duygularıma klavuz oldunuz teşekkürler
Bağlantı

2008-04-04 11:00:48 - KENDİ YAŞAMININ NÖBETİNİ TUTMAK...

Yazan: ışığın dili

Son dönemlerde okuduğum en ilginç şiir'lerden biri.İlginç derken müthiş bir derinlik.Yani HİÇLİK.Şair şeylerin arkasında ki hiçliği görmüş.Bu gördüğü hiçlik ile birlikte yüreğinde bir şey yarılmış.Bu kanayan dizelerden net olarak görülüyor.Bu yarık gittikçe içeriye doğru derinleşiyor,ince kara,bir yarık ve kederli gözleriyle sıcak ve capcanlı yaşamımızın arkasında ki o boşluğa,o başka,yabancı,soğuk,bir biçimi olmayan akıl almaz hiçliğe bakıyor ve fani varlığın ardındaki o sonsuz hiçlikten gözlerini alamıyor.Kim adlandırılmayan bu uçuruma bir kez gözlerini dikerse,bir daha başka yere çeviremez bakışlarını,bir karanlık çöker bütün duygularının üzerine,yaşamın ışığı söner,rengi gider.Donup kalır dudaklarındaki gülümseme ,parmak uçlarında titreyen yüreğine dek bu soğuğu duyumsamadan dokunamaz hiçbir şeye,bu diğerini,hiçliği,yokluğu düşünmeden bakamaz hiçbir şeye.Ruhun vermeli bir hale dönüşmesini engelleyemez.Sararmış ve değersiz şeyler gibi düşer her şey,daha biraz önce dopdolu olan duygulardan;şan rüzgarın arkasına takılıp uçar,sanat delilerin oyuncağı olur,para önemini yitirir ve insanın sağlıklı,soluk alan bedeni kurtlar yuvasına dönüşür.Bütün değerlerin özünü ve tadını emer bu gözle görülmeyen karanlık dudaklar.İnsanoğlunun en eski korkusu olan o korkunç o kemiren karanlık,hiçlik,Edgar alllen poe'nun o her şeyi yutan maelstrom'u,derinliği,insan ruhunun yüksekliğinden çok daha büyük olan pascal'ın gouffre'u uçurumu insanın gözleri önünde açıldı mı,dünya donup kalır.Bundan saklanmak ve gizlenmek boşunadır.Bu karanlık yutmayı tanrı olarak nitelemenin ve kutsal saymanın da bir yararı yoktur.Bu karanlık deliği kutsal kitapların yapraklarıyla kapatmanın da yararı olmaz.Böylesine ezeli bir karanlık tüm parşömenleri deler,bütün kiliselerin mumlarını söndürür,evrenin kutuplarının böylesine buz gibi bir soğuğu sözcüklerin ılık nefesinde ısınamaz.Bu öldüresiye boğucu sessizlik,çocukların mezarlıkta korkularını unutmak için şarkı söyledikleri gibi yüksek sesle vaaz vererek yok olmaz.Bu kara susan hiçlik tüm uyanık bilinçleri bastırır.Hiç bir istek hiçbir bilgi düzeyi bu hiçliği bir kez görüp korkmuş olan kişinin kararmış yüreğini aydınlatamaz.Ruhum veremli bu hiçliği tüm insanlığa has bir yazgı olarak gördüğü için şiirine yansıtıyor.Ruhum veremli o hiçliği gördüğü andan itibaren de yok olacağı güne dek varlığının arkasındaki o kara boşluğa,0 anlaşılmaz derinliğe hiç korkmadan gözlerini dikeceğine inanıyorum ve şiirlerini okumaktan mutlu olacağımı biliyorum...
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Son Yazılarım

MAHŞER...ÜLKÜ GÖKSU (SETH).. SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:
ALTIN SUYU ÇİÇEĞİ DESTANI'NDAN SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
UNUTULAN YENİÇERİ...SUNAY AKIN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 S
İKİMİZİÇOKÖZLEDİM...HÜSEYİN YÜK ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
DOSTA NAZAR...SERPİL AKKAYA....SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SA
Dostoyevski ve Felsefe...DİREN YARDIMLI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
ŞİZOFREN BOZUKLUKLAR...DR.OSMAN KAUR BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
KUANTUM FELSEFESİ VE MUTLULUK...CENGİZ ÖZDER ...SAVAŞ EZGİ YIL:2
BİR ŞİZOFREN'İN GÜNLÜĞÜNDEN KANAYANLAR...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ
DRAMA...HULUSİ GEÇGEL..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
SUSTUM....TAYİBE ATAY...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
spinoza..KEMAL DÜZ
MODERN TÜRK ŞİİRİ NEREYE?...HAYRİYE ÜNAL...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞI
ŞİİR İÇİNDE NOTALAR...ŞEYDA BOSTANCI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI
ŞİZOFRENİK BOZUKLUKLAR...PROF.NEVZAT YÜKSEL...BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
EYLÜL ÜSTÜ AYRILIĞI...EMİNE DENİZ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
SONBAHAR YAĞMURLARINDA BABAM...CİMCİMEDA..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
SUSKU....ASLI ŞAHİN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
SONBAHARDA KÖREBE...GÜVEN TUNÇ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 S
ÜŞÜYEN BİR SONBAHAR DEFTERİMDE SARI...KORAY FEYİZ....SAVAŞ EZGİ
KANADI KIRIK TURNA...NURİ CAN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SA
Uzakları Yakın Et, Gel Artık!....BİLGE TANYUKUK..SAVAŞ EZGİ BİLİ
KIRIK AYNALAR..MÜNİRE DANİŞ....SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAY
ŞİZOFRENİ...EZEL GÜREL...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
BAYAN ŞİZOFREN...DUYGU ÖZBEK...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAY

Kategoriler

Arkadaşlarım

burcuyalkin