2/4/2008 - EROTİK CAN ÇEKİŞMELER...bilgehan buğra

İyi akşamlar Türkiye!... Ya da iyi geceler mi deseydik, bakın saat kaç olmuş, khi..khi..khi... - Evet bu gecede çok eğleneceğiz, gecenize, sizlere saçacağımız renklerden gözleriniz kamaşacak, uykunuz kaçacak, uyuyamayacaksınız, khi...khi..khi... - Müptelâ olacaksınız canlarım, tıpkı şu şarkıda olduğu, ‘müptelâyım sanaaaaa, zarar versende banaaaaa...’, neydi bu şarkının gerisi, aman boşverin, khi...khi..khi... - Gelelim günün bombasına, neymiş bakalım bomba? - Söylemeyeceğim deeermişiiiim!... Khi...khi...khi.., dedim gitti bitti, bombamız X adlı kitapla ilgili bugün sabaha kadar yapacağımız tartışma, boooommm, korktunuz di mi?...Khi... - Öyle bir kitap ki bu, kimileri ona asalet, kimileri ise rezalet diyor, ben ne diyorum, ben üçüncü kişi oluyorum burada, bana bir şey demek gerekmez deeermiişimmm!.. - Satış rekorları kırdı bu kitap canlarım, aynı zamanda ise durmaksızın protesto edildi, acayip bir durum anlayacağınız,khi..khi..khi.. - İşte buz bu gece iki farklı görüşü birbirine kırdırıp, pardon karşılaştırıp noktayı koyacağız, bakın nokta...khi..khi..khi.. - Oooooo, ilk dinleyicimiz hattaymış, aloooooo!.. - Ben Gazi, sorum kitabın yazarına olacak? - Hani kitabın yazarı nerede, rüyadan mı kalktın Gazi, hadi canım yat uyu yeniden... - Sürpriz yapacağınızı öğrendim Ceyda hanım orada... - Allah canınızı almasın, kim sızdırdı bu bilgiyi? Tamam, tamam Ceyda hanım burada, sen sor sorunu Gazi. - Bu kitabı niye yazdı? Ayrıca bir sorumda kitabın okurlarına bu kitabı niye okudular X’de yer alan erotizm onları çok mu etkiledi? - Cevabın gelecek birazdan gelecek Gazi, diğer hatta Erkan var, evet Erkan sende dalabilirsin canım tartışmaya? - Sağolun, ben öncelikle Gazi beyin sağduyulu davranışını kutlamak isterim, bana göre erotizm kabadır, iğrençtir, asıl önemli olan estetiktir? - Erkan bey, ben Gazi, zannedersem beni yanlış anladınız, söyleminizin içine beni de destek olarak katamazsınız. Ben erotizmi kaba bulmuyorum, siz hiç rönesans resimlerini gördünüz mü? - Rönesans resimlerini erotik mi bulyuorsunuz Gazi bey? - Siz kimsiniz yahu, anladım, evet sevgili dinleyicilerim Uğur beyde tartışmamızın göbeğine oturmuş oldu, ay çok mu erotik bir laf mı ettim ne? Khi...khi...khi... - Evet Uğur bey, rönesans resimlerinde kusursuz bir estetik ve erotizm görüyorum... - Anladım, pekala hiçbir rönesans resminde ‘ karanlıkta, bir adamın dikleşmiş organına veya bir iki damla ersuyuyla ıslanmış başına’ rastladığınız oldu mu? - Bu ne demek şimdi? - Bu şu demek tartışmakta olduğunuz konuyla, gerçekten estetik ve erotik kabul edilebilecek eserleri kıyaslamayınız, onları referans almayınız. - Tebrik ederim sizi Uğur bey, ben Erkan, zaten Gazi beyle aynı safta yer alamazdık... - Sizinle aynı safta yer almak isteyen mi oldu? Hem ben sizinde, Uğur beyinde fikirlerini gerici buluyorum. Hem iddia ediyorum, nüler, rönesans resimleri, hepside erotizm denen olguyu ortaya koyar, cinselliği değil. - Erkan bey, anlatamıyorum galiba referanslarınızla X adlı kitap arasında bahsetmiş olduğunuz estetik erotizm kadar büyük bir uçurum var. Siz ise halen sanat severlikten, ilericilikten dem vurarak bu eserlere de büyük haksızlık ediyorsunuz. - Gong!..Bir dakika dostlar Ceyda hanım konuşacak, khi...khi..khi, göster onlara Ceyda!.. - Birincisi bu kitap yaşamımdan bir parçadır. Kimin, niye okuduğu hakkında bilgim yok, ayrıca bu kitabı en çok erkeklerin okuması, çoğunun benimle bağlantıya geçmek için çabalamaları komik ama gerçek. Ayrıca bu kitabın erotik olduğunu bile bile ne diye okudular, sonra da eleştiriyorlar? - Ceyda hanım, ben Uğur, müsaade ederseniz iki noktada büyük bir yanılgı içinde olduğunuzu belirtmek isterim. Birincisi insan kendisi için yazıyorsa, bunu ne bileyim günlüğünde, bilgisayarında saklar, eğer birilerinin okuması istiyorsanız, kitap yaparsınız, internette yayınlarsınız, böylelikle amacınıza ulaşırsınız. Bu yolu seçerek, sonrasında insanlara neden okudular, okumasalardı demenizi samimi bulmuyorum. İkinci büyük yanılgınız ise kitabınızın erotik olduğuna dair iddianızdır. İnanın gerçek erotizmin içerdiği estetik motiflerle yüklü bir şeyler yazmış olsaydınız hemen hemen hiçbir tepki almazdınız. Ancak, şunu çok yi bilin ki kitabınızın erotizmle uzaktan yakından ilgisi yok... “Adam dilini kuytu yerlerde dolaştırıp kadının balının tadına bakarken, parmaklarıyla da tombul dudakları okşuyordu....” Lütfen biri bana bu satırların erotik olduğunu ispatlasın. - Oooo Uğur bey, yavaş ol bakalım, daha çok kişi var sırada, hatta kal, benimle kal, birazdan Ceyda hanım seninde hakkından gelecektir... Umarım...Khi...khi..khi... - Arkadaşlar, bakın yine söylüyorum erotizmin cinselliğin olduğu kadar masumiyetin, duygusallığın, doğallığın ifadesidir, pornografi ise sadece cinselliğin. - Gazi bey, biz neyi ispatlamaya çalışıyoruz sence? - Sizinle konuşmuyorum ben. - Kiminle konuşuyorsunuz, boşlukla mı? - Aaaa, susun bakayım, buyrun Mehmet bey, söz sizde... - Bence Ceyda hanım kitabını toplatsın... - Eee, yuh yani Mehmet bey, siz çok zeki bir arkadaşsınız galiba, khi...khi..khi... - Yok, yanlış anladınız ben bu görüşü savunan arkadaşı kınamak istedim. - Böyle bir görüşü savunan olmadı ki!... - Öyle mi, ben yine söylemiş olayım, savunan olursa söyleyin... - Tabiî kiiii...Canım benim, ben size fazla protein almayın, dengeniz bozuluyor demiyor muyum sevgili dinleyicilerim? - Adım Mehmet, adımı da söyleyin... - Ayyy inanmıyorum, bu hala hatta mı, alın çabuk hattan Mehmet’i, hatta yazık valla, khi..khi..khi...Aaaa Ceyda hanım konuşacak... - Arkadaşlar erotizm mahremde olsa var.. Bence gizli kalmasını değil, bastırılmasını ve mümkünse hiç yaşanmamasını tercih ediyor çoğu birey.. Yada sadece neslin devamının sürdürülmesi gibi bir amaç uğruna!! O zaman erotizm kalıyor mu işte onu bilmiyorum!! - Ceyda hanım kimsenin erotizmi yadsıdığı falan yok. Yalnızca erotizmle pornografi arasındaki çizginin önemini anlatmaya çalışıyorsunuz. Siz burada erotizm karşıtı bir saldırıya maruz kalmış bir taraf değilsiniz. Çünkü, iddia ediyorum ki kitabınız asla erotik unsurlar içermiyor, zaten problemin temeli de bu. - Uğur beycim, Ceyda hanım seninle muhatap olmak istemiyor. - Kendisi bilir... - Kendisi bilir diyen dillerini yerim senin, khi..khi..., oooo, amma yavaşladık, telefon alalım lütfen, yeni tartışmacılar cıvıldasın lütfen... - Alo, ben Günay, diyeceğim tek şey, sanat insanın olağan tabiatı ile yüksek potansiyelleri arasındaki vasıtadır. hikâye hikâyedir, sanatsal değeri üzerine konuşmak gerekir. - İnsana ait olan her şey sanatın konusudur. Erotizm de insana aitliğiyle sanatın konusudur. sanattan uzaklaştıran nedir ki erotizmi? İlginç olan erotizmin en çok roman veya öykü formatında rahatsızlık vermesi-bence-; şiir ya da resim ya da heykel biçiminde daha kolay kabul görüyor. Unutmadan ben Metin... - Sevgili Metin, sevgili Günay, saatlerdir X adlı kitap üzerinde tartışıyoruz ancak insanlar ısrarla bu kitabı gerek erotizm, gerekse sanatla ilişki kurarak yorumlamaya çalışıyorlar ve hiçbiri temelde X adlı kitaba dair düşüncelerini değil, sanat-erotizm konusundaki görüşlerini ortaya koyuyor. Bu da istemeden de olsa X adlı kitabın var olmayan erotik ve sanatsal yanının tartışıldığı havasını yaratıyor. - Uğur beycim...Khi..khi.. Sen uçtun gibi...X kitabını tartışıyoruz tabiî ki canım... - Ben kitabı tartışmadığımızı söylemedim, ancak bu kitabın bana göre tartışılması gereken nokta pornografinin yazılı edebiyata kitap kılığında deyim yerindeyse yutturulması çabasıdır. Yoksa bu kitabın zaten ne erotizmle, ne de sanatla hiçbir bağlantısı olmadığı açıktır. Bana göre yani... - Sana göre sende kalsın, muhabbetimiz hızlansın...Khi, khi, khi...Evet, Talat konuş bakalım... - Ben Ceyda hanımın kitabını aldım, çok beğendim, kütüphaneme koydum, mutluyum. - Mutluluğun daim olsun canım benim, bak Ceyda hayranın.. - Talat beye teşekkür ediyorum, ayrıca Gazi beye sevgiler... - Leküm diniküm veliye... - Kim konuştu? - Ben Erkan... - Sen hala hatta mısın? - Olmamalı mıyım? - Bilmem rahatsan kal, hatta uzan biraz, yorulmuşsundur, khi..khi..khi.., hem ne dedin sen bakayım öyle Arapça-Farsça, khi...khi...khi... - Ben söyleyeyim!... - Sende kimsin? - Ben Renan. Bu söz İslâmiyetin kutsal kitabında bulunan ‘Kâfirun’ sûresinin son ayetidir! Anlamı "Sizin dininiz size, benim dinim bana...'dır. Bunu yazan arkadaş ne amaçla yazmış bilmiyorum; ama bir hayli abarttığı kesin. - Haklısın Renan. Bencede Erkan arkadaşımız biraz abarttı. Bu arada ben Uğur. - Sağol Uğur. Ayrıca ben konuyla ilgili görüşlerimi kısaca dile getirmek istiyorum. Efendim, sorun ne? Eğer evinize giden yolda sürekli çıplak bir heykelle karşılaşıyorsanız ve bundan rahatsız oluyorsanız ilgili makamlara şikayette bulunursunuz. Ya kaldırılır; ya kaldırılmaz! Sonra bu rahatsızlığınıza kamuoyu yaratmak için neden kasasınız ki? Sorunlu musunuz? Burası bir edebiyat sitesi... Burada ne görmek istiyorsunuz? Yalnızca ne görmek istiyorsunuz? Mehmet Akif'in şiirlerini mi? Kendinize dilediğiniz sınırı çizin! Ama bu özürlülüğünüzü etrafa yansıtmayın, bulaştırmayın! Sünger olun! İçinize çekin ve lütfen bırakmayın! - Renan bey tartıştığımız konuyla, yani kitaba duyulan rahatsızlıkla özürlülük kavramını nasıl eşleştirdiniz acaba? - Uğur beydi değil mi? - Evet. Lütfen devam edeyim. Tartıştığımız bir kitap. Doğrusuyla, yanlışıyla, kendince iddiasıyla bir kitap. Bu kitapla ilgili tartışmaları, bazı kişilerin abartılı laflarını temel kabul ederek Mehmet Akif isteklerine, kompleksli insan profilleri çizmeye kadar götürmenizi inanın anlayamadım. Bir tabir niyeti ihtiva etmekteyse kelimeleriniz benim açımdan caiz değildir, gereksiz olmuştur, bilmenizi isterim. - Ama bakın. Bir yazı edebi açıdan iğrençse bu farklı cümle ve temellendirmeler ile eleştirilir. Diğer yöntemler yanlış! Üstelik bunu hepimiz biliyoruz öyle değil mi? - Mutlaka biliyoruz, ancak şahsınızın biraz önceki tartışma yöntemi de kanımca yanlıştı. - Heyyy, ben Erkan, biraz önce ki abartma mevzusu konusunda söyleyebileceğim tek şey, abarttığım filan yok, yalnızca henüz ahlaksızlığı içselleştirecek, hoş görebilecek, kabullenecek olgunlukta değilim... - Ahlak abidesi dinleyicim benim...Öpüyorum yanaklarından...Khi..khi..khi.. Konuş bakalım Büşra... - Şey, Ceyda hanım gerçekte Ahmet Altan olmasın, hani aldatmak, kaçamak, yakın şeyler ya... - Bende duydum valla. Tamam, tamam bu yazarın adı Ceyda değil, Ahmet Altan, hatta bu yazar bile değil, sadece Ahmet Altan. - Sen kimsin ayol? - Ben Doğan... - İyi tamam da Doğan, şu an Ceyda yanımda benim, Ahmet Altan’a da pek benzediğini söyleyemem. Khi.. khi..khi... Allah canını alsın deeerrrrmiişiiimmm!.. - Merhaba ben Umut, Saatlerdir zor tuttum kendimi. Sonunda dayanamayıp aradım X adlı kitap benim için büyük bir hayal kırıklığı idi. Bu kitabın nasıl olup da satış rekorları kırdığını anlayabilmiş değilim. Her şeyden önce bu kitap bir öykü değil, erotik hiç değil. bu konuda yazanlar arasında ismini hatırlayamadığım biri "Erotizm sanattır" demişti, evet katılıyorum erotizm sanattır. Erotizmi yazıya dökmek başka bir sanattır. Bu kitapta ne erotizmi ne de sanatı bulabildim. Ergenlik dönemimde harçlığımı biriktirip aldığım "Playman" dergilerindeki "Sırdaş" köşesindeki yazılardan farkı yok. - Vayyyy, Umut’cum, umut verdin tartışmamıza, Doğan konuşmak istiyormuş, konuş Doğan’cım, kim tutar seni...khi..khi..khi... - Demokrasi budur arkadaşlar. Bizim memlekete pek uygun değil haliyle. Ülkenin en çok reyting alan haber programı iğrenç bir reality-show oluyorsa, hükümet açlıktan nefesi kokan bir halka 'duble yol' vaad ediyorsa (eskiden hiç olmazsa "halk açsa onlara pasta verin!" derlerdi) Ülkenin 'aile gazetesi'inin ilk iki sayfasında magazin ve dedikodu haberleri okuyorsak bu niye olmasın? Yarın da sırf transparan giyindiği için bir kadını Başbakan seçeceğiz herhalde. Bunların hepsi oluyorsa memlekette uyduruk bir porno (ben buna erotik falan demem) kitabı satış rekorlarını tabiî ki kırar... Ne diyeyim, hepimize geçmiş olsun ve sağlık olsun! - Ama arkadaşlar böyle olmuyor Japon Türkolog Thimatsu ‘Türkiye’de erotizm iyi boyutlarda’ diyor. - Af buyur kim diyor bunu? - Ben diyorum, Talat. - Seni sormuyorum. Türkolog olup da Türkiye’de erotizmin gelişmesini öncelik tespit eden büyük ilim adamı kim diyorum? - Sen kimsin? - Ben Uğur. - Bende aynı soruyu soracaktım. - Yahu sende kimsin? - Erkan. - Thimatsi. - O kim ya? - Dedim ya Japon Türkolog. - Türkolog ne demek? - Bırak Türkolog ne demek demeyi, asıl Japon ne demek? - Yok, yok, sormazsam çatlarım, erotizm Japonca ne demek? - ... - ... - ‘Kadının çukuru adamın organını yutmuştu ve ıslandıkça ıslatmaya devam ediyordu’ İşte budur Japonca erotizm!... - Halt etmişsin sen bu düpedüz porno be!.. - Yok ya, sen halt etmişsin ‘Adam elinden alınan zevkin peşinde tekrar kadının içine girmeye çalışıyor, kadınsa onu nazlı nazlı itiyordu..’ peki buna ne diyeceksin? - PORNO!.. - Türkolog ne demek? - Adama bak sen kalk tâ Çin’den buraya gel... - Çin’li değil, Japon... - Her neyse, zaten bunların hepsi birbirine benzemiyor mu? - ... - ... - ... - Yeteeeeeeerrrrrrrrrrr!... - Kim bağırdı? - Belki de o Japon arkeolog bağırmıştır. - Ne arkelogu, Türkolog? - Türkçe biliyor demek ki...Vay be!.. - ... - ... - ... - İmdaaaaatttttttttttt!..
BİTTİ.
Yazarın notu: Okumuş olduğunuz öykünün ilk bölümünden itibaren yaşanan karmaşanın günlük hayatımızda da bize yabancı olmayan bir gerçeklik olduğunu mutlaka düşününüz. Kavramları kendimize göre yontma-eğriltme-bükme-esnetme alışkanlığımız devam ettiği sürece de ülkemizde her gün onlarcası yaşanan benzer tartışmaların aynı sonuçla biteceğine-bittiğine emin olabilirsiniz. Çünkü, insan düşünen ve her biri birey olarak eşsiz yaratılışta varlıklar olduğu için dünyada yaşayan insan sayısı kadar farklı düşüncenin de varolması tartışılmaz bir gerçektir. Zaten bunun için değil midir ki insanoğlu yüzyıllardır bu farklılıkların en azından asgari müştereklerde birlik yaratabilecek bir paydada birleşmesi için ortak değerler oluşturmaya çalışmıştır. Sevgi, barış, dostluk, ahlâk ve benzeri kavramlar insanlığı oluşturan her bireyin farklı düşünme yetisine rağmen ortak değer olmayı başarmışlardır. Bugün dünyanın hangi yerine giderseniz gidin sevgi kavramının karşılığını tebessüm ve sıcaklık olarak alırsınız, nefreti ise çatık kaşlarda görürsünüz. Bu nedenledir ki dünyanın ortaya koyduğu ortak değerler bir anlamda yaşanabilecek büyük düşünce kaoslarının önüne kabul edilebilir kavramlar silsilesi olarak çıkarılmıştır. Sözün kısası, bir an olsun kavramlara ruh verme hazzından vazgeçerek, onları olduğu şekilde kabullenebilirsek hiçbir sorunun kalmayacağına inanıyorum. Zaten ancak o zaman pornografik bir yazının hemen bütün bayağılığını taşıyan bir çalışmanın üzerinde bu kadar tartışmaz, öykü konusu yapmaz (!), insan bedeninin sanatı olarak kâbul edilen erotizm kavramına da bu denli haksızlık etmemiş olurduk. Saygılarımla...
|