8/10/2007 - CENNET...Binnur Edisan
... Meğer o gece içeri girer girmez köşedeki masada bizi görmüş ve anında mekanı terk etmiş. Bana ille de onunla mutlu olmamı istediğini, bu duruma hiç üzülmediğini söylerken sinirlerim bozulmuştu.Onun için önemli bir durum değildi de niye tepki göstermişti? Açıklaması gecikmedi: Madem hayatında biri var ne diye her gece hala bana mesajlar gönderiyorsun ayıp değil mi bu yaptığın? Ayıp mı! Sevmenin nesi ayıp cadaloz? Ben senden kopamadıkça, seni unutamadıkça başka bir tende var olabilir miydim! Hayatıma düzen vermek istiyordum ama ya beni seviyorsan ya beni unutmadıysan ?
Yanımda gördüğün insan benim arkadaşım ve aramızda hiçbir şey yok bunu bilmeni isterim, demiştim.Neden yalan söylüyordum, neden bu durumu öğrenmesini istemiyordum.Evet yanımdaki bu gidişle sevgilim olmak üzere, desem onunla bir araya bir daha asla gelemezdim.Korktum! Beni sonsuza dek terk etmesinden korktum işte…Hayatım elimden kayıp gidiyordu ve bu gidişle küçük şımarığın esiri olacaktım.
Bir gece telefonuma- o kadar ay sonra- ilk kez ondan mesaj geldi.İnanmakta güçlük çekiyordum ama aylardan sonra ilk kez o bana mesaj göndermişti: Sana bir e-mail yazdım gönderir miyim bilmiyorum ama yine de sabah e-mail kutuna bir bak…Ne yazmıştı? Bu yaşananlardan sonra ağır bir mail gönderdiğinden o kadar emindim ki. Eğer canımı yakacak bir mail se lütfen gönderme.Zaten çok hastayım, diye cevap yazdım.Safra kesemde sorun vardı ve ben inatla doktora gitmeyip bazı geceler acı içinde kıvranıyordum.Sabah iş yerime gider gitmez maillerime baktım; göndermemişti.Demek ki canımı acıtacak bir maildi! Son anda ben gönderme, deyince vazgeçtiğine göre…Hastayım, demiştim en azından içinde bir parça sevgi kaldıysa beni merak ederdi. Nasılsın, diye belki sorardı.Sormadı, aramadı ve merak etmedi! Bu iş artık gerçekten bitmeliydi! Ona o kadar kızgındım ki bu yaşadıklarımın intikamını elbette alacaktım…
Birkaç gün daha belki telaşlanır da beni arar diye bekledim; aramadı! Elime telefonu alıp son bir mesaj gönderdim ona: Merak bile etmedin değil mi, bu nasıl bir kin bu nasıl bir öfke? Güzel bir sevdayı yok etmek için nasıl bir uğraş!Ben bu kadar mı kötüyüm? Bir araya da gelmesek ömrüm boyunca senin için hep en iyi sözleri söyleyeceğim.Bunların hepsini hak ediyorsun çünkü. Eğer istiyorsan artık sen bir adım at; ben bittim!
Hastalığımla ilgili haberleri kuzenimden aldığını şu an iyi olduğumu bildiğini ve aslında kendisinin çok hasta olduğunu, onun gibi hasta biriyle bir ömrü geçirmek için hala neden ısrar ettiğimi sormuştu.
Ondan gelen bu mesaj karşısında ne kinim kalmıştı ne de öfkem.Demek ki gerçekten hastaydı, peki neden benim hiçbir şeyden haberim yoktu.Öyle ya da böyle aylardır yanında olmaya çalışmıştım izin vermese de! Hastaneye sık sık gittiğini, ufak tefek sağlık sorunlarını yaşadığını biliyordum ama çok hasta olduğunu bilmiyordum…Çok hasta?
Ama en azından bu mesaj bile bir adım olabilir miydi? Sağlıklıyken sevmeli hastayken kaçmalı mı? Sana hiçbir şey olmayacak çünkü sen bu dünyaya bir melek olarak geldin.Demek evlenseydik ve ben hasta olsaydım sen kaçacak mıydın? diye sordum mekanik tuşlara dokunup artık ona bir daha asla dokunamayacağımı bilmeyerek.İçimde bir umut vardı.Belki yeniden bir araya gelebilirdik.Bu güne kadar yazmadığı tarzda mesajlar yazıyordu.Aşka, sevgiye dair mesajlar değildi belki ama yine de içimi ısıtabilen mesajlardı.Kafam karışmıştı; aniden bu yumuşamanın nedeni ne olabilirdi? Kıskanmıştı! Hastalığının ne olduğunu öğrenemedim; uzun bir süre de öğrenemeyecektim!
Ertesi gün telefonda konuştuk.Bir araya gelip konuşmamız gerek senin değiştiğine hala inanmıyorum, diyordu.Değiştim ; göreceksin, derken ben bile bu değişimin ne olması gerektiğini bilmiyordum ya hadi hayırlısı…Bu arada bana huzuru yaşatan kadınımla görüşmeye devam ediyordum.Arada derede kalmaktan ziyade olaylar sarpa sarmaya başlamıştı.Bir yanda hayatımın kadını diğer yanda huzur kadını! Huzur kadınıyla eğlenceli vakitler geçiriyordum, henüz tensel bir geceye akmamıştık ama o anları da merak ediyordum.Hem tek gecelik bir kadın değildi, zamanında acı çekmiş sadece huzuru arayan bir kadındı.Tüm gün ne yapacağımı düşünmeye başladığımda gelecek günlerden korkmaya başlamıştım.Aylardır kokusu burnumdan gitmeyen küçük cadım la yeniden başlayabilirdim aşkın sonsuz yolculuğuna ama diğerine de haksızlık yapmak istemiyordum.Haberi yoktu; bilmiyordu benim başka bir kadına olan sevdamı…Bir gece küçük şımarığı aradım.İçinde bulunduğum durumdan o kadar şaşkındım ki.Gerçekleri söyleyip onu kaybetmeyi göze almıştım.Yapamadım…Sesini duyduğum an havadan sudan konuşmaya başladım.Beni seviyor musun, diye sorduğumda bunu bu gece konuşmak istemiyorum, yarın yüz yüze konuşalım dedi.Bana beni sevdiğini söyleyemiyordu! Ertesi gün bir araya gelmeye karar verip kapattık telefonu.Tüm gece düşündüm.Aylardır ben acı içinde kıvranırken bir dirhem umudu bana çok gören şımarık sevgilimi affedemiyordum…Onunla sabah görüşmeme kararı aldım ve uyudum.
Öğlene doğru aradım.Biz bir araya gelmeyelim çok düşündüm, dün gece bana seni seviyorum bile diyemedin, dediğim an karşılığında inanılmaz bir tepki aldım.Bağıra çağıra konuşuyordu benin tam bir dengesiz olduğumu ve benden nefret ettiğini söyleyip kapattı telefonu.Seni seviyorum, yine demedi! Biraz daha ılımlı konuşmayı denemedi; benim de kırılmış olabileceğimi düşünmeden yüksek sesle benden nefret ettiğini söyleyip kapattı telefonu.Bitmişti! Sahiden bitmişti…
Tüm gün içimden parça parça söküp attım onu.Ya da öyle yaptığımı sandım hatırlamıyorum!
O gece bana huzur veren kadınımla görüştüm ve sabaha kadar tüm siyahları beyaza döndüren bir geceyi gün ışığını görene dek yaşadım.Pişman değildim…Artık adı konmuş bir yolculuğa bu kadınla el ele çıkacaktım.Artık huysuz, sinirli, şımarık ve cadı sevdiğim tarih olmuştu(?) Mutluydum…
Birkaç gün sonra kendi kendiyle kalıp düşünmüş olacak ki aradı beni.Neden bunu bana yaptın, diye sordu.Sesini duyduğumda içimdeki yanardağın lavları gırtlağımı zorladı bir an.Onunla kötü bir ses tonuyla konuşamıyordum.Sonunda itiraf ettim.Evet, bir kız arkadaşım var, diyebildim.Karşılığında yine bağırıp çağırmasını beklerken
-Ne kadar oldu bu ilişkiye başlayalı, diye sordu.
-Bir kaç gün, dedim. - Peki, ben sana dönmeye karar vermişken bunu bize neden yaptın? diye sordu BANA DÖNMEK?
Sadece soruyordu…Ilık ses tonuyla sadece soru soruyordu yargılamadan, kızmadan öğrenmek istiyordu. Anlatacak bir şey yoktu ki… Bunu öğrendikten sonra asla bana dönmeyeceksin, değil mi? dedim cevaptan öylesi emin içim yana yana.Bu kez ağlıyordum.Çünkü, o bana döneceğini söylemeden ben bir kız arkadaşım var, demiştim bile.
Yanıldın, dedi. Bu ilişkini ciddiye almıyorum, yani eğer gerçekten bugüne dek uğraşların sevgi adınaysa bu ilişkini ciddiye almamam gerek.Toparla hayatını, bekliyorum.
Duyduklarıma inanmıyordum.Onun gibi bir kadın benim hayatımda biri var dememe rağmen toparla; bekliyorum, diyordu bana.Şimdi ne yapacaktım?
O geceyi yaşadıktan sonra ne yapabilirdim. Zamana yayıp huzur bulduğum kadından ayrılmak? Bu ne kadar sürerdi? Delirmek üzereydim.Aslında kimi istediğimi de bilmiyordum..Hayatın beni delicesine zorladığı şu dönemlerde sevdiğim kadına dönsem bir süre sonra evlenmek isteyecekti.Pırıl pırıl bir genç kızdı; hakkı da vardı. Eee, ben bunlarla mücadele edecek gücü bu kadar kısa zamanda bulamazdım ki kendimde.Şartlar bir şeylerin önüne geçiyordu ve ben ilk kez böylesi ne yapacağımı şaşırmıştım.
Huzuru bulduğum kadınla böyle bir zorunluluğum da sorumluluğum da yoktu.Evlenmek istemiyordu.
…
Zamana bırakmak…Eğer bir şeyleri toparlayacak süreyi bana verebilseydi! Olmadık bir zamanda artık sevgilim olan kadınla beraberken telefonumda mesajını gördüm cadının.Açamadım ufak bir sorgulama sonrası tam sevgilime durumu anlatmaya çalışıyorken telefon çaldı.Cadı arıyordu! İşte bittiğim an…Plan yapacak zamanım yoktu.Telefon ısrarla çalıyordu:
-Efendim? dedim buz gibi bir ses tonuyla
-Mesajımı almadın mı; telefonu neden bu kadar geç açtın?
-Mesajını aldım ama okumadan sildim! dedim.Neden bu kadar salakça bir laf etmiştim ki.Hiçbir şeyden haberi olmayan cadıya bu nasıl bir vurgun olurdu…
-Neeeee!
-Kız arkadaşımla birlikteyim ve mesajını okumadan sildim bu kadar! dedim öfkeyle
Allah’ım bu kadarını hak etmiş miydi? Sesindeki duraksamada mahvolduğunu anladım ama ben de artık bitmiştim. Sonrasında telefonun diğer ucundaki ve hayatım boyunca hiçbir kadından duymadığım hakaretleri bana savurganca edebilen sesin karşısında soluksuz öylece dinledim. -Telefonu kapatmayacaksın! diye bağırıyordu. Bana bu geceyi yaşattın ya seni tanıdığım güne lanet olsun! dediği an sinir sistemim alt üst olmuştu bile.
Daha nasıl bir travma yaşayabilirdi ki insan? Ne diyeceğimi bilmiyordum ama telefonun bir an önce kapanması için dua ediyordum.Ağzıma gözüme bulaştırdığım bu oyunu kime açıklayabilirdim? Neyse ki onun telefonunun şarjı bitti ve ben o sırada telefonumu kapattım.
OLANLARI ANLATACAK DEĞİLDİM YANIMDAKİ KADINA.

Yalan üstüne yalan söyledim… Eski bir kız arkadaşım, beni hala unutamadı ve çok saldırgan aylardır bu kızdan kurtulamadım bile dedim Bunları nasıl söylüyordum? Aylardır peşimde, bile demiştim….Neyse ki o üzerinde pek durmadı bu olayın.Basit bir kıskançlık olduğunu düşünüp gecemi renklendirmeye bile çalıştı.
Ya cadı? Cadı ne yapıyordu bu saatlerde…Hakkımda ne düşünüyordu, onun yerime kendimi koymayı anlık da olsa düşündüm ama başaramadım.Unuttum! Bildiğim tek gerçeği kalbime saklayıp unuttum. Benden nefret ettiğini, artık yüzümü bile görmek istemediğini ve ardımdan lanetler yağdırdığını duydukça ilişkime sarıldım.Zaten onunla asla bir araya gelemezdim.Hayatım artık yolunda devam ederken numarası belli olmayan bir telefon aldım arkada bir müzik sesi…O olabilir miydi? O benden böylesi nefret ederken asla aramazdı! Numaramı gizleyip onu aradım telefon açıldı arkada aynı müzik sesi…
Önce bir burukluk…Sonra anlamlandıramadığım bir güç…Şimdi acı çekme zamanı el değiştirmişti.Acı çekiyordu ve bu durum beni çok mutlu etmişti.Günlerce sevgilimin yanında uyumadığım gecelerde sadece sesini dinleyip kapattım telefonu.Ben olduğumu asla ispatlayamazdı, hiçbir zaman gerçeği öğrenemezdi.Yaraları daha da kanasın diye onu bu bilinmezliğe sürüklerken zevk bile almaya başlamıştım.Bilemezdim arama kayıtlarından onu kimin aradığını bir gün öğreneceğini…Yine de sustu bildiğini belli etmedi uzun bir süre…
Canı yanıyor, yediremiyordu ona yaşattıklarımı ama on bir ay boyunca soluksuz yaşadığım günlerin hesabını ödeyecekti! Var mıydı öyle bırakıp gitmek! En son bana bir e-mail gönderdi ve uzunca bir süre kaçtı bir zamanlar beraber soluk aldığımız bu kentten.
En son kim ve nasıl ona söyledi bilmem ama beraberken de onu aldattığımı da duymuş.Bunca olaydan sonra onu sonsuza dek kaybettiğimi biliyorumdum ama yine de ona kızgındım. Aşkımız onun yüzünden bu duruma gelmişti. Zamanında aşk çağrılarımdan bir tanesini duysaydı bugün bu hallere mi düşerdik!
Şimdi bu sabah yine mutlu uyandım işte.Sevgilim yanımda…Küçük cadı nasıldır, ne yapar, hayatını yoluna sokmuş mudur; bilmiyorum.Çünkü artık herkesten kaçıyor ve ailemle de görüşmüyor.
Şimdi ben kötü bir adam mıyım; sorarım size? Aşkın kıymetini zamanında bilmeyen kadınlara minik bir uyarı olsun bu hislerim. Bir erkekten dinleyin istedim erkekleri!
Yazarın Notu: Çok sevdiğim eski bir dostumun yıkık dökük hayat hikayesinden bir kesittir bu öykü. Hayatının her karesini çok iyi bildiğim biri olmasından dolayı kahramanın duygularını kaleme alırken hiç zorlanmadım.Bu hikayedeki küçük cadı epey uzun bir zamandır en yakınımdır; içini dışını, hayata bakışını, planlarını, yaşam modelini çok iyi bilirim hem de:)
Kahramanların son durumu:
Erkek: Huzuru yakaladı; şu an gerçekten mutlu.Hayatı düşünmeden yaşıyor ve yaşlanıyor.Hayatına giren bu son kadını da aldatır mı onu bilmiyorum.Aradığı her şey bu kadında var bence aldatmamalı:) Benim bir dost olarak tek dileğim: Bu yakışıklı, karizmatik ve dünya tatlısı arkadaşımın ömür boyunca mutlu olmasıdır. Erkeğin bildiği tek gerçek var o da asla cadısına dokunduğu gibi başka bir kadına dokunamayacağı...Belki çok şehvetli geceler geçirecek ama asla o masum dokunuşlarda hayat bulamayacak teni...Cadısını unuttu mu? Bunu ona soramadım, sormam da...Ama zaman her şeye deva…Cennet şarkısını ne zaman duysa önce hafif burkuluyor sonra hayat devam ediyor, diyerek huzur kadınına sarılabiliyor...
Huzur kadını: Onunla uzun uzun sohbet edebilme şansını yakalayamadım ama başını yaslayabileceği bir erkeği bulduğunu düşünüyor.Şu aralar mutlu ve de huzurlu.Cennet, şarkısının ne önemi var onun için ne de bir anlamı.Şarkının sessiz çığlıklarını hiç duymadı ve hiç duymayacak...
Küçük CADI: Uzunca bir süre içi kan ağladı. Her şeyden çok aldatılmışlığına üzüldü. Şüphe ederken bile ona haksızlık ettiğini düşünecek kadar sevmişti o adamı...Vücudunda nedeni bilinmeyen bir enfeksiyon çıktı; uzun süre hasta yattı; ama enfeksiyon yayılmadan kurtarıldı.Hayata yine de sebebini bilmediği bir heyecanla sarıldı; şimdi sağlığı çok iyi. Yaralarının kapanmasını ilginçtir ki hala istemiyor.O yaraya baktıkça yaşadıklarını hatırlıyormuş…Şimdi bu kez gerçekten yeni bir beraberliğe doğru yol alma kararında.Aşkın varlığını ona ispatlayacak bir erkekle tanıştı ve yaşadığı her şeyi satır atlamadan ona anlattı.Zaman onun için de her şeye deva...Cennet, şarkısını artık dinlemiyor ve şarkı onun için hiç bir anlam ifade etmiyor... CENNET
Banane gelecekse dünyanın sonu. Bitecekse bitsin artık hayat yolu. Korkum yok içim rahat huzurla dolu. Aşkı yaşadım senle bir ömür boyu.
Yüzümdeki çizgilerin bile adı sen Aldığım her nefesin sebebi sen… Dünyaya bir daha gelsem sevgilim, arar bulurum yine seni severim… Cenneti değişmem saçının teline, ömrümün yettiği kadar seni severim..
01.09.2007
|