4/6/2007 - ÇATI KATI......Ursula..
Yorgun argın geldiği ve otobüse bile binmeye halinin olmadığı akşamlar da itfaye durağında inip sarhoş olmayı umarak ve o yorgunluğa rağmen yaşamsal hareketlilikle ilerliyordu çatı katında olan o küçücük o sevgi dolu o sıcacık ve paylaşım dolu eve..
Küçük bir arkadaşı vardı o getirmişti onu ilk.. Soğuk bir havaydı.. Kar yağıyordu.. Ankara'dan yani o hüzünbaz ve puslu kentten geliyordu.. Büyük bir sevinçle karşıladı küçük arkadaşı otogarda... Önce küçük hesaplı bir yemek sonra nereye gideceğiz planları yapmak için parka gittiler. Geç saat'ti ve çalınacak fazla kapı yoktu.. Sonra birden "aslında bi yer var ama emin değilim" dedi. Küçük arkadaşı.. Nerde? diye sordu" "Fatih' te'' ama bekar evi ve evde sadece erkekler yaşıyor. Seni oraya götürmek benim için doğru değil" dedi.. (Korktuğu şeye bak :) Ben bu güne kadar arkadaşlarımı kadın erkek diye seçmemiştim ki.. O olaya cinsel boyutta bakıyordu ben daha samimiydim" diye düşündü kadın... "Canavar değiller ya tecavüz edecekte değiller.."dedi.. "Ben tanımak istiyorum bunları" dedi.. "Peki arayalım bir müsaitlerse gidelim" dedi. Ve aradı arkadaşı.. Telefon konuşmalarını dinliyordu. Kadın arkadaşının yüzüne bakarak, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Arada geçen "Gelen arkadaş bayan ha ona göre yanlış olmasın." Cümlesine bozuldu. "Sen beni ne sanıyorsun? Ben kendimi koruyabilirim. Senin onları uyarmana gerek yok" diyerek ters tepki verdi.. 0tobüse bindiler garip bi yolculuktu. Hani şu iki otobüsü arasına lastik koyarak tek otobüs haline getiriyorlar ya işte ondan dı bindikleri araç.. Yol uzuyor kadın rahatsızlığının verdiği sancıyla geriliyordu.. Yol bitti indiler durakta. Kar harika görünüyordu soğuk ama cazip.. Şımarmak geliyordu içinden kadının ama rahatsızdı.. Sancıları soğuk havanın etkisiyle daha da artıyordu.. Buluşma noktasına geldiler ev sahibinin onları alacağı yere .. Biri yaklaştı onlara doğru.. Kendini bir illegal buluşmadaymış gibi hissetti kadın.. 0 bembeyaz gecenin içinde kapkara bir silüet belirdi.. Siyah pantolon, siyah kazak, siyah mont ve siyah botlu bir adam.. Uzun saçlı ve o siyah giysilerin içinde mavi gözleri iyice belirginleşen biriydi.. Ürktü kadın bakışlarından.. Samimiyetinden değil bakışları ürkütücüydü.. Tanıştılar.. Adı Kaan' dı. samimiydi, sevimliydi. İnsandı.. Hiç konuşmadılar yol boyunca, eve doğru ilerlemeye başladılar. Kadında hep aynı replik.. "Ev uzaktamı?" diye soruyordu.. Genç adam gülümseyerek "hayır değil şurası ama büfeden bira alıcam içermisiniz" dedi. Çok rahat bir şekilde "evet" dedi kadın.. Sanki yıllardır tanıyordu bu genç adamı hiç yabancı değildi rahatsız etmiyordu.. Ve geldiler. eski bir Fatih binası ama güzel görünüşlü.. İçinden "Burjuva sanırım oturdukları binadan belli" diye düşündü kadın. Uzun bir merdiven maratonundan sonra en üst kata kadar vardılar. Hiç bitmeyecek sandı kadın.. Küçük bir çatı katıydı geldikleri ev şirin mi şirin..
1+1 daire idi. Bildiğiniz bekar evi. Ama simetri olan hiç birşey yok 1975 Model bir tv, küçük bir kaset çalar, kırık bir bağlama ve iki battaniye. Çatısına orak, çekiç, yıldız ve ne olduğu belli olmayan cisimler çizdikleri alçak tavanı ve üzerini kendilerinin süslediği ordan burdan alıp resimleri yapıştırdıkları Ape musa'dan, Ahmed arif'ten ve kendi yüreklerinden yazdıkları şiir ve sözlerle dolu olan duvarları ve o duvarlara hatırlamadıkları bir şölenden koparılıp getirilmiş Atatürk'ün bez afişi asılı olan bir evdi sadece... İçeri girdiler onları alan kişi dışında evde iki kişi daha vardı. Onlarda erkekti.. Kimse ayağa kalkmadı. Uzaktan merhaba denildi.. Hoşuna gitti kadının.. Kimse kadın olarak görmemişti onu.. Bu evde arkadaşlık kurmak çok kolay olacak hissi yaratmıştı onda.. çünkü bir yerde cinsel ayırım varsa orada uyuşma sorunu vardır diye düşünürdü hep.. Evde ki erkeklerin birinin adı osman diğeri mıco idi.. İkiside genç ve şekerdi .. Samimiydiler. Konuşmalarından yabani olmadıkları ve çok şey yaşadıkları okunuyordu.. Hepsinin bir hikayesi vardı.. Biri bir kenar mahallede yetişmiş devrimci ruhlu ve sert di.. Diğeri daha külhanbeyli içeri girmiş zamanın birinde adam yaralamaktan.. Hayat deneyimi iyiydi.. Hiç konuşmuyordu. İyi bir dinleyici idi.. Kadın iyice rahatladı.. Haklı çıktı zararlı değillerdi.. Onuncu dakikada samimi olmuş şakalar yapmaya başlamış bira içerek- şarkılar söylemeye başlamışlardı.. Evi bu kadar rahat değildi. Çünkü onu anlayan ve onunla aynı dili konuşan insanlar vardı. burada arkadaşı sohbetlere katılmadan bir köşeye sinip uzaktan seyrediyordu. Kendisinin sağlayamadığı uyuma şaşırararak.. Sabaha kadar sohbet ettiler. Türkiye'nin siyasal süreci, kadın sorunu, örgütlerin tutumları, halkın durumu, ve buna yakın bi çok konu tükettiler.. Bildikleri bütün şarkıları sarhoşluğun verdiği rahatlıkla ve hiçbirini doğru yorumlayamadan söylediler.. Dört erkek bir kadın.. Ve evde cinselliğe yönelik hiç bir şey yaşanmadı..Kadın korkmadan gitmişti.. Onlar korkulacak insanlar değildi gördü.. Kadın o geceden sonra o evin bir ferdi oldu.. Kendi evinde bunaldığı her saat oraya kaçmayı planlıyordu.. Sıradan bir erkek arkadaşının evine gitseydi ya sex yapacaktı yada kavga. Ama orda huzur vardı.. Dostluk vardı hemde hiç bir yerde olmayan .. Artık burası onun eviydi..
Hiç bir zaman yaşayan sayısı net değildi bazen karanlık bir sessizlikle iki bazen kahkahaların başka mahalleden duyulacağı bir hareketle onbeş kişi olabiliyordu yaşayan sayısı. kırkbeş metrekarede.. Hiç bir zaman da normal bir ev olmadı çatı katı.. Normal hayatlara ters bir yaşam vardı içerde ve toplum içinde sürekli bahsedilen ve sürekli bastırılan ahlak anlayışının dışında bir tutum vardı. Namus kavramı faklıydı. Eve gelen bir kadın asla oradaki erkeklerin yatağından geçemezdi.. Kimse o evde bir kadına obje olarak bakamazdı.. Fikirsel bir bağ vardı ve bu kendi kızına tecavüz eden ensest babaların olduğu bir ülkenin içinde böyle bağların kurulması kadını şaşırtıyordu.. Daha bir kaç gün önce Ankara'da iken oradaki işlerini halletmek için bir arkadaşında kalmıştı. Ve ilk kaldığı gece arkadaşı onun yatağına girip onunla sevişmesini istemişti.. Ama o kişiye sorsanız onu en çok o red edecekti... Böyle bir yaşamda böyle insanlar şaşırtıyordu kadını... Belkide buydu o evi bu kadar mutlu ve huzurlu kılan... Toplumun dışında ona yasak dediği her şeye inat bir şekilde yaşanıyordu.. Hüzünler entrikalar mutluluklar da yaşanırdı o daracık duvarlar arasında.. Bazen geçici hevesler bazen bir insanı yok edecek yada var edecek aşklar yaşanırdı sıcak sevimli...
Ama mutlu olamayanda vardı tabi. Bastırılmış duygusunu burada açığa çıkarıp farklılaşan ve bunu dengeleyemeyip çirkinleşenlerde.. Kullandığı uyuşturucunun arkasına sığınıp kendisine yarattığı o çirkin dünyada herşeyin hakimi olduğunu sanan ve her şeye sahip olabileceğini sananlarda.. Bunlar o evde ömrü uzun olmayanlardı.. Kadın eve gelip gitmeyi sürdürdü.. Onu eve getiren arkadaşı ile birlikte yaşamaya başlamışlardı.. Sevgili değil ama ona yakın bir birliktelik vardı aralarında.. Kadının yaşadığı zor günlerde arkadaşı hep yanında olmuş ve ona karşı bir minnet duygusu taşıyordu. O'nun yarattığı etkiydi belkide.. Kadının ciddi sağlık sorunları vardı akciğerleri gün geçtikçe kötüye gidiyor rahim kanseri tedavisi görüyordu.. Doktoru "asla çocuk sahibi olamazsın bu zor bir süreç psikolojik destek al" diyordu. Öyle bir süreçte yanında böyle birinin olması güç veriyordu kadına.. Ama her şey bitiyordu mutlaka.. Kadın duygusal bir şey hissetmiyordu.. Ve ayırdılar yollarını.. Sağlık durumu iyiye gidiyordu.. Çatı katı ona müthiş bir psikolojik güç veriyordu.. Herşey yavaş yavaş yoluna girmeye başlamıştı.. Daha huzurlu ve daha güçlüydü.. Bahar gelmişti.. Yeni hayatlar kuruluyor yeni planlar yapılıyordu.. Kadın fiziksel değişimlere uğruyordu.. Tedaviden kaynaklı olduğunu sanıyordu. Ama tedavi için gittiği bir seansta hamile olduğunu öğrendi.. O sevinçten uçarken doktoru şaşkınlık içinde sürekli aynı repliği söylüyordu. "Bu olamaz bu tedavi henüz bitmedi bu imkansız" diyordu.. Ama ultrason 2.5 aylık hamile olduğunu belgeliyordu.. Sevgilisi kabullenmedi çocuğu. "Daha bir çocuğun sorumluluğunu alacak kadar büyümedim." Diyordu. Kadın kararını verdi. Doğuracaktı.. Artık değişiyordu hayatı. Bir canlı getirecekti Dünya'ya .. Buna göre yapıyordu planlarını.. Çatı katında yaşam tüm hızıyla devam ediyordu.. Orada da sorunlar vardı herşey dört dörtlük değildi.. Mesela kira günleri, yemek Saatleri ,alkol saatleri gibi. herkes çıkarırdı cepkenliğini ne akarsa o yalanırdı.. Burjuva gençler fıkır fıkır kızlar doğarken devrimci ve eylemci olanlar.. Hayal dünyasında yaşayanlar ne ararsan bu evdeydi.. Tam bir kültür eşiğiydi çatı katı..
Kimse bir diğerinin memleketinden değildi kuzeyden güneye doğudan batıya bütün kültürler iç içe yaşıyordu ve hiç düşmanlık bilmeden.. Herkes gözleriyle konuşuyordu dil sorunu yoktu.. Kimse kimsenin şakasına sarhoşluğuna alınmıyordu.. Alınan bizden değildi zaten. O evi bir daha göremiyordu... Ev 1+1 ama onlar 3+1 di bazen bu sayı 3+ bilmem kaçlara çıkıyordu.. en son 3+ 3 olmuşlardı ve yine kaldılar 3+2..
Evde iş bölümü vardı yemek yapan(mıco yada kadın) temizlik yapan finans sağlayan(osman ve diğerleri) ve chat ve çapkınlık yapan (kaan) diye:) Ama nedense sadece temizlik yapan ve yemek yapan görevini yapıyordu ve iktidar da onlardaydı..
Yemek sorumlusu (mıco) kurufasülye yapmak için (yapmayı bilmediğinden) suya koyduğu fasülyelerin üzerinde saatlerce bekleyip yumuşamayınca arada yumuşayan birkaç fasülyeyi alıp yemeğe koyup gerisini atacak kadar sevimli ve başarılıydı:) Evi temizleyen kişi (osman) saat kaçta yatarsan yat seni sabahın köründe kaldırıp gözünü açmana müsade etmeden baş altındaki yastığı çekip alacak kadar titiz ve gidip marketin sahibiyle hemşericilik oynayarak sabah kahvaltısına kuruş vermeden gelecek kadar cin di.. Chat sorumlusu sabahtan akşama hatta geceleride sabaha kadar chat yapar aç bitap eve gelir ve eğer kalmışsa karnını doyurup yatardı. Hepimiz diş bileyerek bakardık. Ama o umursamayacak kadar cesaretliydi.. Kadın o karmaşık dünyasında çocuğu doğurma dışında henüz ne yapacağına karar vermemişti.. Sadece o evde yaşıyordu.. İzliyordu anlatıyordu. konuşuyor ve yaşıyordu.... İnce narin nazenin bir kızımız vardı evin çapkın erkeğinin sevgilisi.. Eve girmesiyle bizimle bütünleşmesi bir oldu.. Hayat onu hayal dünyasında yaşamaya zorlamıştı.. ama mükemmel bir yaşam uyumu vardı.. Ve bizim asla tahmin etmediğimiz bir şey oldu.. Evin çapkını sonradan çok derin ve ateşli bir aşka tutuştu bu kıza karşı ama o aşkta bitti ardında derin bir yara bırakarak... Biten herşey gibi..
Geceleri sabahlara kadar belgesel izler.. İzlenen konuyla ilgili yorumlar yapılır kahkaha ile gülünürdü.. Çocuk hızla büyüyordu bazen attığı tekmeler konu oluyor ve herkes birden isim bulma kavgasına tutuşuyordu. Annesi koymuştu adını. İçinden paylaşmıyordu ama.. ''Çıtı pıtı kızımız "Anne böyle olunca bu haliyle bile Nato eylemine gidiyorsa bu çocuğun adı barikat olacak" diyordu.. Zaman geçiyordu hayatlarındaki bi çok şey hızla değişiyordu.. Çocuk büyüyordu ve çaresizlik artıyordu ne olacak diye düşünmeye başlıyordu herkes sessiz. Ama içten çığlıklar atarak.. Kimse emin değildi ne olacağından.. Zaman geçiyordu. Yaşıyorlardı...Yağmur yağardı..
Bölgenin en muhafazakar mahallesindeydi çatı katı ama ellerine bira şişelerini alıp camında geceleri yağmur ve sokağa karşı bağıra çağıra en devrimci şarkı olan soluk soluğa sarkısını söylüyorlardı.. Kimseyi umursamadan.. Hala ne yemek yapalım kimde para var doğum masraflarını nasıl bulacağız ve bu çocuk nerde büyüyecek kaygıları vardı..
Peki şimdi neredeler.. Yemekçi... Evlendi çocuğu olacak yakında.. Mutlu bir ailesi var ama işsizlik. Sorun yaşadığı yerde çaresizce çırpınıyor bazen istanbula geliyor guruptakileri görmeye hala hoş vakit geçirebiliyorlar.. Temizlikçi o hiç bir zaman olmak istemediği yerde.. Askerde.. Biteceğii gün için her gün tanrıyla bir kavga içinde isyankar... Chatçı ve çapkın oğlan o kızdan sonra sevemedi kimseyi hala çapkın hala chatçi... Hala o yaşanan ve kendisin bile inanmadığı büyük aşk için şiirler yazıyor.. (Kadın yani kahramanımız :)... Dünya tatlısı bir kız doğurdu çok zor oldu süreç onun için. Yaşadıkları hiç bir kadının kaldırabileceği şeyler değildi.. Ama kaldırdı.. Kızı için yaşam için... Ve evlendi tam kendi ruhuna uygun birini buldu kızı onu babası olmaya kabul etmişti çok seviyordu ikisinide eşi.. Üçü de çok mutlu.. . Şu anda İstanbulun en gözde yerlerinden birinde bir apartman dairesinde oturuyor.. Hiç bir eksiği yok. Mutlu da.. Ama o çatı katındaki mutluluk gibi değil.. Orası asla gelmeyecek.. Çatı katı hiç bir zaman olmayacak ve onlar hep birlikte olsak ta o mutluluğu asla yaşayamayacaklar...
Hikaye de bitti.. Biten her güzel şey gibi.. Daha büyük mutluluklar yaşamanız dileği ile....
URSULA....
|