2/4/2008 - B....y....BURCU YALKIN

B...y.....
Kararsızlığın sayısız iplerinde saydım... Ayaklarıma dolanan, dilime saplanan, istençsiz dokunuşlarda yaşanan yalanları...
Severken amansız duraksamalar hoyratlığın tünele bakan zamansızlığında gönülsüz fırsatlar zinciri kelimelere bağlanan anlamsız cümlelerim birisine yaklaşırken ötekisinden uzaklaşır...
Karışıklığın geçimsiz yüzünde neyi arar yürek kırıntılarım vursam/ döksem belki kussam sahi döner mi? tekrarlara döküldüğüm anlar yumağı sorma... Seçimsiz cevapların çekmeceleri göz göz boşalmış...
Yenilgilerimi ölünün gözlerine usulca bıraktım... Kopan parçalarında BEN bakışlarında YAŞAM saklıydı...
29/10/2007 B.Y.
|
|
Yorum yaz!
|
2008-04-22 13:54:09 - hiyaraşiyi sorgulamak |
| Yazan: pınar şirazlı |
Modern insan; somut düşünen, gündelik yaşamın içerisinde tosladığı her bendin sonunda soyut bir sorgulamaya yönelen insandır. Bu, modernizmin bireye çektirdiği büyük bir cezadır. Birey, sosyal yaşamın hiyerarşısı içinde soluk aldığı sürece dışarıda durması, kendini ve hiyerarşıyı sorgulaması olanaklıdır. Ne ki bu soruşturma, hiyerarşının çatırdamasıyla ortaya çıkar. Böyle bir toplum krizi, kitlesel kalabalıkları değişim için harekete geçirir. Bugünün dünyası bu süreçten geçiyor. Şair, bu soruşturmanın ilk çığlığını atar. Enis Batur modernizme kuşkuyla yaklaşmasını olumlu buluyorum; ama modernizmi rasyonelleştirmesine de karşı çıkıyorum: terk edemeyeceğiniz gemiyi mısrasında gemi modernizmin imgesidir; söndürür derken de bizi modernizmle uzlaşmaya davet eder. Modernizm kökten yadsınmadığı için rasyonel söylem E. Baturun düsturu olur. Yeni şiir rasyonelliği yadsımalıdır, derken şiirin yalnız imge, eğreltileme ve ideograma indirgenerek söz oyununa dönüştürülmesini yanlışlamak istemiştim. Modernliğin eleştirisi, rasyonel işleyen mantığın yaşam ve mekansal algı anlayışını kökten yıkmasıyla olasıdır. Bu bağlam iktidar karşıtlığına, uzlaşmaz tutuma ve bir gelenek karşıtlığına evrilir. Bizi kuşatan şiirin hakkını bu şekilde verebiliriz. Tutum almak, tarafın kendisi olur. Yeni bir Rimbaud, Mallerme ve Valeryye gerek yoktur. Tarihsel olarak modern şiir aşılmıştır. Bayat bir söz belki ama yeniden amerikayı keşfetmeye gerek yok. İyi bir şairsiniz tebrk.Modern zamanlardayız ve yeni şiirler görmek güzeldir.
|
| Bağlantı |
2008-04-21 10:08:25 - duyular |
| Yazan: serdar |
| Duyular çocuklar gibi ahmaktır.Gerçeği sahteden ilüzyonu gerçekten ayırt edemezler.Onlar sadece tıkınmak isterler.Gerçek yaşantı ya da hayal,ne olursa olsun.Önlerine fırlatmak yerine bir takım zevkleri önlerinde sallamak suretiyle yapıyor bunu burcu yalkın.Duyuların açlığını yemek kokularıyla gideriyor.Gerçek yemek asıl şiirini okumak isterim burcu güzel şiir yazıyorsun |
| Bağlantı |
2008-04-16 11:25:02 - umut |
| Yazan: sahir |
16/4/2008 - umut
Yazan: sahir
şiirinin sağlam geometrisi, yumuşak ve sade söyleyişiyle İkinci Yeninin savruk dize ve dil düzeneğine mesafeli kalıp Yeni Şiirin ardıllarından biri olmak gibi bir ikinciliği de benimsemiyor Burcu yalkın Durumlarla, duyumlarla açılım kazanıyor şiiri ikinci yeniden sonra böylesine umutlu dizelerle karşılaşmak mutlu kılıyor insanı.
|
| Bağlantı |
2008-04-12 16:26:53 - ÖNBİLİNÇ VE ALTBİLİNÇ |
| Yazan: tılmızi |
| Şiir ve sanatın tartışma platformu burası sanırım.Her tarihte olduğu gibi bilincin tarihinde de başlangıç dönemleri oldukça kaygan ve bulanık imgelerle örülmüştür.Bilincin sonra ki gelişimleri de bir ölçüde bu kaygan ve bulanık imgelerin belirliyeciliğinde varolmuştur.Bilinç daha sonra ki dönemlerde kendini oluştururken başlangıçta edinmiş olduğu imgelerin de etkisinde kalır.Bir ıç ve dış bütünü olarak varlığı tanımaya yönelen ussallığımız bilinçlenme süreçleri boyunca kendine ve kendi dışına yönelirken kendinde ki ilk öğeleri ilk belirleyenler olarak varlığında taşırken onlara şu yada bu ölçüde başeğer.Bilinçlenme demek ki bir ölçüde bu ilk örneklere göre gerçekleşecektir.Bilincin ilk oluşum dönemine bilincin tarih önceside diyebiliriz.Bu ilk dönemde sağlanan zihinsel kazanımlar ilk bilinci ya da ön bilinci oluştururlar.Bilinç kendini bulduğunda önbilinç görevini bitirmiş olarak çekip gidecek yerde kuruluşuna katılmış bulunduğu bilinçle ağırlıklı bir biçimde yer alacaktır.Özellikle alt bilincin öğelerinin oluşumuna katılacaktır ya da doğrudan doğruya alt bilince katılacaktır.Ön bilinç ve alt bilinci birbirinden ayırmak kolay değildir.Her ikisi bilincin görünmez bir yerinde bir bütün oluşturur.Belki de ayrıldıkları nokta birinin genç diğerinin yaşlı olmasıdır.Önbilinçle bilincin ilşkisi titanlarla tanrıların ilişkisi gibidir.İlkbilinç ya da önbilinç henüz kavramların oluşmaya başlamadığı bir dönemle ilgili bir bilinçtir.Her biri bir ilkörnek oluşturan geniş çerçeveli kaygan ve dönüşebilir imgelerle örülmüştür.Her ilk örnek bilinç oluşumuna renk katacak bilinci bazen karanlık bazen aydınlık renklere bezeyecek gizil bir güç gibidir.İlk örnekler bilinç öğelerini yönlendirirler,dönüştürürler.Anılara yeni görünümler sezişlere yeni duyarlılıklar yüklerler.Bilincin yeni sezişler yeni içerikler kazanmasında etkili olurlar.Burcunun bu şiirini gelişmiş bir bilinçle yazılan bir şiir olarak görüyorum.Her ne kadar ön bilincin az da olsa kırıntıları şiire yansısada alt ve üst bilincin bilincin görünmez bir yerinde iyi bir birliktelik yaptığı görülüyor.Siz yazın insanlarına bu yabancılaşmanın bu sahteliğin olduğu net ortamında rastlamak çok güzel bir duygu.Bunun için teşekkürler |
| Bağlantı |
2008-04-12 12:06:09 - şiiriniz ruhtan çıkıp bedene akan ırmaklar gibi |
| Yazan: Aysin |
| Ritm anlamı bedende görülür kılar.Her şeyden önce ritm'den giderek bedenimizi anlarız.Bedenimizde ritmik bilinç diyebileceğimiz bir alışkanlık dizisi vardır.Bedenimiz böylece bizi dünyaya ritmlerle bağlar,ritmler bedenimizle dünya arasında bir iletişim düzeni oluştururlar.Bir geminin sallanışı,bir otobüsün gidişi,bir suyun akışı bedenimizde bir anlamlar dizisi olarak yaşar.Kavramlar gibi ritmik anılar da dünyayla ilişkimiz içinde,değişik süreçler boyunca oluşmuştur ve oluşmaktadır.Buna göre estetik açılım her şeyden önce bedensel açılımdır.Estetik nesne her şeyden önce bedende ritmik bir çerçevede kendini duyurur.Sanat ruh ve beden bütünlüğünde yaşanılır.Ancak anlamı ortaya koymada ritmin her şey olduğu anlamına gelmez bu.Estetik nesnenin bedende kendini göstermesi zorunludur.Anlamda duyularda içkin olmakla bedenle geçmek durumundadır.O ancak önceden bedene alınır ve yaşanırsa beden önceden kavrayıcıysa duyguyla okunabilir ve düşünceyle yorumlanabilir.Bununla birlikte anlamın okunması bedenin katılımından daha başka bir katılım getirir.bir şiiri anlamak için kendimizi sözcük dizilerine bırakmak yetmez.Yakından bakınca ritmin bile sözcükler anlaşıldıkça sezilebileceği görülecektir.Buna karşılık sözcüğün anlamı da en azından şiir dilinde onun bizde yarattığı tınlamayı ve bizde oluşturduğu devinimle anlaşılacaktır.Tamda burada senin şiirinle ilgili konuşmak gerekir.Bir uzun akan bir ırmak gibi görsellik olarak göz önüne getirdiğimde karışıklığın geçimsiz yüzünde neyi arar yürek kırıntıların vursam döksem belki kussam dizeleri beden denilen o topraktan süzülerek kıvrılarak akıp gidiyor.Ruhtan çıkıp bedene akan bir ırmak gibi.Bu dizelerde görüldüğü gibi ritm duyulur, sezilir, yaşanır ama güm güm vurmaz.Şiir ısrar edilince devamlı doruklara ulaşır.Sizin ısrar edeceğiniz umuduyla..Hoşkalın. |
| Bağlantı |
2008-04-12 00:52:16 - Teşekkür ederim... |
| Yazan: burcuyalkin |
Teşekkür ederim.Şiir düşünceye / düşünce şiire yansır.İçini kemiren bir türlü tarif edemediğin o farklılık ya da salt gerçekliğe kattığın hayal tozlarının doğru rüzgârla buluşması.Okunduktan sonra işte yalnız değilmişim birileri bir zamanlar bu duyguları yaşamış diyen tek bir yüreğe şiir seslenebilmişse amacına ulaşmış demektir.Ruhu okumak bazen şiire dokunmakla eş olabiliyor.Acının derinlikle buluşması gibi.Her şiir sonuçta denksizliğin denkliği değil midir? Birazda sözcüklerle dertleşmektir.Hep birlikte güzelliklere kavuşmak ümidiyle.Bende emeği geçen arkadaşları kutlarım.
Selam ve sevgilerimle... |
| Bağlantı |
2008-04-11 14:57:00 - SİZ SANATÇILARA TEŞEKKÜR ETMELİ YARATIMLARINIZ İÇİN |
| Yazan: Aysin |
| Aslında bu şiir daha fazla şey söylemeyi hak ediyor.Sanatta beğenmek anlamak demektir.Bir yapıtı bir müziği çalabiliyorsak ya da dinleyebiliyorsak onu anlamışız demektir.Duyumsallık düzeyinde başlayan,yani göz düzeyinde,kulak düzeyinde başlayan sanat deneyi duygu dünyasında çiçeklenerek yada çeşitlenerek son açıklamasına düşüncede kavuşur.Bu yüzden sanat insanı tüm varlığıyla kaplayan,bedenin dış yüzünden ruhunun derinliklerine kadar ele geçiren,yaratışınve izleyişin her anında insanı düşündüren bir etkinliktir.Bu yüzden belki de uğraşların en zorlu ve çetrefilidir.Bilimde ve felsefede duyumsal etken ancak deney düzeyinde ve mekanik bir biçimde etken olur,duygu hiç bir biçimde bu etkinliğe katılmaz,bir yardımcı öğe olarak bile katılmaz.Onlarda salt düşünce belirleyicidir.Sanat duyum,duygu,düşünce alanlarında eşit ağırlıkta etkinliği gerektirir.Çünkü her sanat yapıtıinsanı duyumsayan duygulanan ve düşünen bir varlık olarak tüm tarihselliği ve toplumsallığı içinde ele alır.Yaratma düzeyindede izleme düzeyindede sanatta gelişigüzelliğe yer yoktur.Ve ben eminimki siz duygu denilen o enstrümanlara ileriki süreçlerde çok iyi bir virtiöz olacaksınız.Çok güzel bir blog olmuş emeği geçenlere teşekkürler |
| Bağlantı |
2008-04-11 12:32:32 - Merhaba Aysin hanım |
| Yazan: burcuyalkin |
| Beğenmenize ve okumanıza mutlu oldum.Teşekkürler.Selam ve sevgilerimle... |
| Bağlantı |
2008-04-10 10:49:02 - çok güzel |
| Yazan: aysin |
| İnsana bu bakış benzersiz kesinlikte harika yanılmaz bir enstrümandır tebrikler |
| Bağlantı |
|
Hakkımda
Kategoriler
Arkadaşlarım
burcuyalkin
|