10/7/2008 - ALTIN SUYU ÇİÇEĞİ DESTANI...SAVAŞ EZGİ

ALTIN SUYU ÇİÇEĞİ DESTANI...
YANGIN
__1__
ATEEEEEEŞŞŞŞŞŞŞŞŞ
Dört bir yandan fırlayan ateş En son evi de kemirerek yedikten sonra Beyaz bir kül halinde yığılıp kaldı.
İnsanlar sarardı. Elmalar yeşil.
Bir uğultu Ayak sesi, Fısıltılı bir küfür, İç çekiş Hayvanların gürültüsü Gıcırdıyan, inleyen,öksürenlerin sesleri, Bir kısmı bir iki yatak,kapkacak ne buldularsa kaçırdılar ATEEEEEEEEŞŞ'ten Diğerleri ise Sanki oldukları yere kök salmışlardı. Kıpırdıyamamışlardı. Bir kök tutuyordu onları. Sağa sola eğiliyor Ama yürüyemiyorlardı.
Yaşlılar dut ağacından yaptıkları bastonlara dayanarak Son kez gittiler mezarlığa. Sonra da bir avuç toprak alıp şalvarlarının ceplerine koydular..
Kadınlar Gelinlikle çıktıkları baba evine Kefenle dönerlerdi. Şimdi ne gidecek Ne de geri dönecek bir yerleri vardı. Güneş onlarda batmıştı. Ah diyince dilleri yandı. Deniz gibi doldular taşamadılar... Bir yağmur Bir karabulut Gözlerine gelip oturunca O mavili gözleri ince ince ağladı.
Bir ateşten kopmuş Soğuk soğuk yürüyorlardı. Dalgın, Ağır, Beddua ederek.
__2__
Bozkır'dan kalkan Bir uzun havaydılar Ellerinde kala kala bir düşünce kalmıştı. Kuş konacak dalları yoktu. Bir kuş yuvası kadar yerleri. Uzakta bir nehir gibi az ışıklı Bir yoldu samanyolu. Düşmüydüler? Gerçekmiydiler? Toprak hayalet görmüş gibi diken dikendi. Balık izine döndüler...
|
|
Yorum yaz!
|
2008-07-15 10:19:08 - elimde ki kamerayı bu şiirde nereye koyacağımı şaşırıyorum |
| Yazan: filiz kumbağ |
| Ne kadar çok sanatı bir arada kullanıyorsunuz.Bu şiiri okuyan hemen tablo yapabilir beste yapabilir Tiyatro yazabilir ya da bir filmin bir sahnesini çekebilir.Bu derinlik nereye çekersen oraya gidiyor.Allak bullak oluyor elimde ki kamerayı şiirin sonunamı koysam yoksa giden kadınların çıkış yaptığı yerimi ya da uzaktan zum mu? neler yapılabilir diye düşünüyorum.Her şey. Romanda bir betimleme kısa bir öykü bir uzun hava bir tiyatro sahnesi bir dans ne istersen bulabiliyorsun benzersizsin savaş ezgi.Ama yoksun bu piyasada olmalısın.Kaömak nereye kadar ki. |
| Bağlantı |
2008-07-15 10:06:42 - Yeni çalışma varmı |
| Yazan: seda sonlu |
| Savaş ezgi bir şey sormak istiyorum size.Neden yeni çalışmalarda yoksunuz ve yeni bir albüm çalışması var mı? ya da artık müzikle ilgilennmiyorsunuz.Boran fırtınası çıkalı 10 yıl oldu bu KASET KİRLİLİĞİNDE SİZİN ŞİİRLER OLMALI OLMALIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII |
| Bağlantı |
2008-07-15 10:00:05 - savaş ezgi şiirinde büyülü bir müzik var |
| Yazan: sefer can korkmaz |
Edebiyatın nazlı gelini, en ince ve duygu yüklü kolu şiirdir. Şiirin çok çeşitli tarifleri yapılmıştır bu güne kadar ve öyle zannediyorum ki daha yüzlercesi yapılagelecektir. Sözlük anlamı itibariyle şiir (dilin anlam, ses ve ritim öğelerini belli düzen içinde kullanarak, bir olayı ya da bir duygusal ve düşünsel deneyimi yoğunlaşmış ve sıradanlıktan uzaklaşmış bir biçimde ifade etme sanatı. Şiirde dil yalnızca bir iletişim aracı olarak kalmaz, başlı başına bir amaca da dönüşür. Büyük şiirde her zaman bir kişiler üstü sesin varlığı duyulur, herhangi bir bireyin değil, dilin kendi sesi işitilmektedir.
Müzik ise (insan ya da çalgı seslerinin, belli bir biçimsel güzellik ya da duygusal ifade yaratacak biçimde düzenlenerek bir araya getirilmesini içeren sanat dalı) olarak tarif edilmiştir. Platon ve Konfüçyüs gibi müziğe ahlakın bir parçası olarak bakanlarda vardır. Yalın müziği yeğleyen Platon’a göre göksel uyum müzikte yankılanır, ritim ile melodi gök cisimlerinin devinimlerini taklit eder, böylece evrenin ahlaksal düzenliliğini yansıtırdı. Dünyevi müziklerin ise tehlikeli duyumsal nitelikler taşıdığını ve sıkı bir sansür uygulanması gerektiğini savunur.
Şiir gibi müzik konusunda da çok farklı düşünceler ortaya atılmış ve yorumlar serdedilmiştir. Bu gün gelinen noktada müzik sanat dallarının en yaygın ve evrensellik durumuna gelmiştir. Nitekim müziğin dili evrenseldir sözü geçerliliğini asla yitmemiştir.
Her müzik bir sözle güzelleşir. Söz müziğin bir bakıma olmazsa olmazlarındandır ve müzikte söze can veren bir ayrı güzelliktir. Yani yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan hikâyesi gibi müzikle şiir bir bütünün yarıları gibidir. Söz güzeldir ve güzellikler ilham eder duyana. Müzik o güzelliği insanın ruhunun derinliklerine indiren bir başka güzelliktir.
Şairler şiirlerini yazar, bestekârlar onu besteler ve icracılarda çalar söylerler. Günümüzde çok sayıda bestekâr yazılan şiirleri besteleyip müzik dünyasına arz etmektedir. Ancak on binlerce bestenin onlarcası piyasaya sürülmekte ve dinleyicinin zevkine sunulmaktadır. Özellikle TRT repertuarından geçmeyen bestelerin fazla şansı bulunmamaktadır.
Savaş ezgi şiirini opkuduğumda şiirler bana ayinsel bir müzik eşliğinde yazılmış gibi geliyor.Sanki dini bir rütüel içinde yazılmış.Şiirler çok yoğun olarak dizelerden çıkıp çıkıp her yanımızı sarıyor.Yıllardır savaş ezgi şiirinde beni çekenin ne olduğunu durdum sordum kendime.Bu şiiri okuduktan sonra artık savaş ezgide beni çeken alttan alttan gelen o büyülü şiirin müziği olduğunu anlıyorum.Dizeler sanki bir müzik notası gibi kesintisiz akıp gidiyor.Dönüp defalarca okumak istiyorum.Sevdiğimiz müzikte de defalarca dinleriz ya.Şiiri savaş ezginin okunurken kesinlikle kendimi bir katedralde yada bir dağ başında inzivaya çekilmiş hissediyorum.Çünkü her şeyimi sorgulamaya başlıyorum.İnandıklarım savunduklarım her şeyi ama.Çok güzel şiirler. |
| Bağlantı |
2008-07-11 15:49:01 - İlk boranda çarpmıştı beni şiirleriniz |
| Yazan: su |
| Kitabınız varmı ve nerede yaşıyorsunuz? |
| Bağlantı |
2008-07-11 15:44:52 - Of ya offffffffffff |
| Yazan: sevgi sezen |
| Bu nasıl bir imge yoğunludur bu nasıl bir dil zenginliğidir.Bu kadar yoğun bir imge sağnağı müzikmidir şiirmidir bu? |
| Bağlantı |
2008-07-11 15:42:50 - Çok ama çok seviyorum |
| Yazan: zelal |
| Şiirlerini çok seviyorum çok)))) |
| Bağlantı |
|
Hakkımda
Kategoriler
Arkadaşlarım
burcuyalkin
|