Kültür Sanat ve Edebiyat dergisi

29/4/2008 - 3/5/2008 - BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:13 SAVAŞ EZGİ parafe MAYIS:

Kategori: oyku

 

PARAFE...

 

 

Her insanın hayatı bir roman...

 

maykıl paşa

 

 

İlk derse saatinde hiç yetişemedim. Kaç kez benden başka geç kalanın olmadığını hatırlattı hocalar. Ben yine de aynı umursamazlıkla geç kalıyorum. Artık alıştılar. Bazen el işaretine bile gerek kalmaksızın oturuyorum yerime.

Yine geç kalıyorum derse. Kimse başını kaldırıp bakmıyor. Galile’nin döndürdüğü dünyada bir de benim dünyam olduğunu fark eden bile olmuyor. Oturuyorum yerime. Hiç taşımadığım defterim, aynen bıraktığım gibi sıranın altında duruyor. Masum bir çocuk resmi var üzerinde. Gözleri yaşlandı yaşlanacak. Öylece bakıyor. Göz kırpıyorum çocuğa. Gözlerinin içine giriyorum. Açıyorum yaprağı, her sayfa sonunda birkaç mısralık şiirler var. Hiç yabancı sermaye yok satır aralarında. Hepsi bana ait.

 

bu kadar inmemeliydim derine

hiç kervan da geçmiyor

bu kuyunun kenarında

 

  Kenanla göz göze geliyoruz. Selâmlaşıyoruz. Kenan tam bir Maykıl Ceksın. Maykıl’ın kendisine benzediğini söyleyenlerden. Bölüm Başkanı bile Maykıl diyor ona. Genç kızların kitap ve defter kapaklarına yapıştırdıkları Maykıl resmini hafiflik bulurken, Kenan’ın yapıştırdığı Maykıl resimlerine bakarak tebessüm ediyorum sadece. Maykıl Paşa aynı zamanda burjuva çocuğu. Paşalığı beşli çeteden gelme. Benim yakıştırmam. Paşa ile Maykıl’ı nasıl birleştirdiğimi soran bile olmadı. Kimbilir anladıkları için sormadılar belki de. Burjuvazinin Türk toplumunda yanlış kullanıldığını bildiğim halde burjuva çocuğu dediğimin de farkındayım. Burjuvaziye, emperyalizme, kapitalizme, sömürüye karşı olduğunu söylüyor Kenan. Birçok arkadaşı olduğu da kesin.Marlboro sigarasını altın kaplamalı çakmağıyla yakmayı, altın saatine ikide bir bakmayı ihmal etmiyor. Levis marka kotunun paçalarının yırtıklığı, uçlarının iplik iplik saçaklı oluşu rahatlatıyor onu. Özgürlüğü her bireyin iliklerine kadar hissedeceği günlerin çok yakın olduğunu yineliyor konuşmalarında. Tüm züppe bulduğum davranışlarına rağmen, sosyalistolduğunu söylemesi onu kurtarıyor gözümde. Yaşamlarını ve eserlerini bilmese de birçok İngiliz ve Fransız yazarın ismini doğru telaffuz edebiliyor. Doğrusu, hiçbir kızın peşine takıldığını görmedim. Ama iki haftaya bir kendi deyimiyle “manita” değiştiriyor. Yıllar öncesi hain ilan ettiklerimizi, bugünlerde anlayışla karşılayacak bir yapıya ya da Mümtaz Hoca’nın deyişiyle ‘olgunluk’a nasıl geldik bilmiyorum. Köyümüzde bir dağ vardı. Köyün neresinden bakarsanız bakın, görürdünüz tepesini. Gecenin ikisinde üçünde ellerimizde kazmalar, sırtımızda kireç çuvallarıyla çıkmıştık tepeye. Bir buçuk saatte kazmıştık kocaman harfleri; her bir harfe kireçleri yerleştirmiştik. Güneşin doğuşuyla biz de doğmuştuk. Köyün her yerinden görülüyordu yazı: Dev-Genç. Köylüler anarşist diyordu bizlere. Birkaç bakkal ve köy kahvecisi, haraç alacağımız günlerin korkusuyla yaşamışlar bir süre. Çok sonraları öğrendim bunları. Maykıl Paşa’yı sorun edinmiyorum. Zaman zaman Maykıl gibi olmayı istediğim de oluyor. Dünyayı tozpembe görmek istiyorum. Bunun benim elimde olmadığını anlıyorum. Maykıl’ı Maykıl Paşa yapan babası çünkü. Elleri nazik, hanım elleri ya da hiç çalışmamış şeyh elleri gibi. Bembeyaz. Ellerime çoraplar giydirerek yolduğum mercimek, kimyon ve nohutları hatırlıyorum. Bizim için güller, mercimekler oluyor; katlanıyoruz dikenlere. Katlanıyoruz başımızdaki ağanın sitemlerine. Beş dakikalık molalarda, iki büklüm olan belimize büyükçe toprak kesekleri koyuyoruz ve uzanıyoruz öylece. Hemen uyuyoruz. Bir dakika sektirmiyor ağa. Kalkıyoruz, sıraya diziliyoruz, çıkıyoruz eyneli, dönüyoruz yeni baştan; güneşin doğuşuyla, güneşin batışına değin.

 

Güzel Resimler 39 


gülizar/ülkü

Gülizar, her zamanki gibi Nilay’ın saçlarıyla oynuyor. Belli ki sınıftan başka yerlerde dolaşıyor yine. Onun aslında Sosyoloji koridorlarında olduğunu hemen farkediyorum. İsmini soranlara ‘Ülkü’ diye tanıtıyor kendini. Gülizar Ülkü. Gülizar ismini hiç kullanmıyor. Ama ben hep Gülizar diyorum ona. Bu kızı hiç sevmesem de Gülizar ismini seviyorum.

Gülizar dedikçe köyümü hatırlıyorum. Çeşme başında su dolduran kızları taşıyorum sınıfa. Hepsi al yazmalarıyla oturuyorlar; maniler, türküler söylüyorlar. Kısır tepsisinin etrafına lahana ve marul yaprakları diziyorlar. Gülizar harman yerini hatırlatıyor bana. Döğen üzerine biniyorum. Gizliden gizliye döğenin keskin taşlarını çıkarıyorum, kimseye göstermeden koyuyorum cebime. Gecenin karanlığında taşları çarpıyorum birbirine. Çıkan cinneleri seyrediyorum, sanki yıldızları yayıyorum etrafa. Havai fişekler oluyor çakmaktaşlarım.


Köyümün insanları hep çalışıyor, hiç boş durmuyorlar. Tüm yorgunluklarına inat, her gece ziyaret ediyorlar komşularını, akrabalarını; ya da her gece misafirler oluyor evlerinde. Bu güç, bu kuvvet, bulgur pilavı ile kuru fasulyeden nasıl oluşuyor anlamıyorum




Horozun sesiyle uyanıyorum. Hiç sevmiyorum tarla işlerini. Hele fasulyeleri sulamaya gitmek ölüm geliyor bana. Bazen yatağıma yastıkları yerleştiriyor, sabahtan kaçıyorum evden. Bir seferinde de yüklüğe saklanıyorum. Ablam kaldırmak için yaklaşıyor, “Ali! Ali!” diye sesleniyor. Yavaşça sokuluyor, sessizce açıyor yorganı. Göremiyor beni. “Vilii!” diyor, şaşırıyor. “Eşşek sıpası, yine kaçmış!” diyor. Tutamıyorum kendimi. Bomba gibi patlatıyorum kahkahayı. Atlıyorum yüklükten. Beni kucaklıyor, yanaklarımdan öpüyor. Haydi bakalım Cüneyt Arkın, ‘su sulamaya’ diyor. Salâlar verildiğinde de ‘ölü ölmüş’ diyor ablam.


Soğuk kış gecelerinde ocak başında oturuyoruz. Ellerimizi ısıtarak, diğer uzuvlarımıza taşıyoruz sıcaklığı. Toprak bakraçta yemeklerimiz pişiyor. Her gece mısır patlatılıyor, ateşin koruna patatesler gömülüyor. Kekik ya da nane kaynatıp içiyoruz. Çay özel misafirlere ikram ediliyor sadece. Birkaç kez kaynatarak çayı, öyle atıyoruz posasını. Gecenin geç saatlerinde masal anlatıyor Gülizar Nenem. Sırma Saçlı Kız, Cırtan, Oduncu, daha nice masallar... Uyku girmiyor gözlerime. Sırma saçlı kızı düşünüyorum. Tek gözlü devlerle çarpışıyorum. Ve yeniyorum hepsini. Kırk gün kırk gece düğün yapıyoruz. Sırma Saçlı Kız’ı her gün, her gece devlerin elinden kurtarıyor ve evleniyorum onunla. Hacıteyzemin Hac’dan getirdiği bembeyaz namaz tülbendini örtünüyor, doksandokuzluk tesbihini hiç bırakmıyor elinden Gülizar Nenem. Ellerini öpüyorum. “Büyük adam olacaksın, ilmin kapısı olacaksın, Zülfikar’ı alıp eline, bizleri kurtaracaksın zalimlerden” diyor. “Çocuğun adını Ali koymakla insan Ali olmaz”diyor. Devlerin gerçek olduğunu anlatmıyor nenem. Hep dua ediyor, hep dua. Bana öğrettiği duaları hiç kullanmıyorum, almıyorum dilime. Sadece öldüğü gün, mezarı başında, gözyaşlarımla birlikte tüm duaları da atıyorum içimden. Hepsi onun olsun.
Ülkü’nün kahkahasıyla bozuluyor hayal dünyam. Gülizar, Ülkü diyor kendine. İlk kez, bu kızın doğruyu söylediğini düşünüyorum. Doğru diyorum, o Gülizar olamaz, olsa olsa Ülkü olur. Hâlâ Nilay’ın saçlarıyla oynuyor, hâlâ Sosyoloji koridorlarında. Nilay’a özeniyor bu kız, ama hiçbir zaman Nilay olamayacak. Evet Ülkü, bundan sonra Ülkü diyeceğim sana.


nilay

Nilay kendisine baktığımı fark ediyor. Göz kırpıyor, hafifçe gülümsüyor. Sessizce selâmlıyorum. Bu kez ne oldu dercesine baş sallıyor. Ben de sessizce, ellerimi yana açıyorum, hiçbir şey yok anlamına geldiğini biliyor. Sınıfta tek şakasını kaldırdığım ve yalnızca benim şakalarımı kaldıran, her şeyiyle doğal ve içten bulduğum bir kız Nilay. Annesi babası öğretmen. Okumayı seviyor

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Son Yazılarım

MAHŞER...ÜLKÜ GÖKSU (SETH).. SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:
ALTIN SUYU ÇİÇEĞİ DESTANI'NDAN SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
UNUTULAN YENİÇERİ...SUNAY AKIN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 S
İKİMİZİÇOKÖZLEDİM...HÜSEYİN YÜK ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
DOSTA NAZAR...SERPİL AKKAYA....SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SA
Dostoyevski ve Felsefe...DİREN YARDIMLI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
ŞİZOFREN BOZUKLUKLAR...DR.OSMAN KAUR BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
KUANTUM FELSEFESİ VE MUTLULUK...CENGİZ ÖZDER ...SAVAŞ EZGİ YIL:2
BİR ŞİZOFREN'İN GÜNLÜĞÜNDEN KANAYANLAR...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ
DRAMA...HULUSİ GEÇGEL..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
SUSTUM....TAYİBE ATAY...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
spinoza..KEMAL DÜZ
MODERN TÜRK ŞİİRİ NEREYE?...HAYRİYE ÜNAL...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞI
ŞİİR İÇİNDE NOTALAR...ŞEYDA BOSTANCI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI
ŞİZOFRENİK BOZUKLUKLAR...PROF.NEVZAT YÜKSEL...BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
EYLÜL ÜSTÜ AYRILIĞI...EMİNE DENİZ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
SONBAHAR YAĞMURLARINDA BABAM...CİMCİMEDA..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
SUSKU....ASLI ŞAHİN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
SONBAHARDA KÖREBE...GÜVEN TUNÇ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 S
ÜŞÜYEN BİR SONBAHAR DEFTERİMDE SARI...KORAY FEYİZ....SAVAŞ EZGİ
KANADI KIRIK TURNA...NURİ CAN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SA
Uzakları Yakın Et, Gel Artık!....BİLGE TANYUKUK..SAVAŞ EZGİ BİLİ
KIRIK AYNALAR..MÜNİRE DANİŞ....SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAY
ŞİZOFRENİ...EZEL GÜREL...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
BAYAN ŞİZOFREN...DUYGU ÖZBEK...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAY

Kategoriler

Arkadaşlarım

burcuyalkin