Kültür Sanat ve Edebiyat dergisi

29/4/2008 - 3/5/2008 - BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:13 SAVAŞ EZGİ MAYIS:2008 SAY

Kategori: oyku

 

 

HÜZÜNDAŞ

 

YALNIZLIĞIN KANATLARI...

 

Kenti yeni yeni ısıtmaya başlayan bahar güneşinin altında yürüyorum,karşıdan karşıya geçerken trafik lambasındaki yeşil rakamların 30’dan geriye doğru teker teker azalmasına bakarak, adımlarımı saniyelere uydurarak yürüyorum.Zamanın eskittiği,görkemini yitirmiş kale surlarının küçük bir parçası gölge vermiş ,karlar erimemiş henüz o serinlikte...Otobüs duraklarının önünden geçiyorum,uzamış saç ve sakalları ile hırpani görünüşlü,soluk paltolu, gocuklu çirkin erkek kalabalıkları,bir örnek kaban ve mantoları içinde bir örnek eşarpları ile kadınlar,bir örnek okul giysileri içinde sevimli genç kızlar ve yaşama karşı besledikleri tüm isyanı ciğerlerine çektikleri sigara dumanı ile ifade eden bir örnek sivilceli ergenler,çektikleri her nefes; anneye ,babaya ,okul müdürüne,öğretmene karşı bir başkaldırı sanki...Saygı duyulmayan kişiliklerini kabul ettirme ,direnme biçimleri...

Yürümeye devam ediyorum,sanki tüm insanlar benim gittiğim yönün aksi istikametinde ilerliyor,sanki  kasaba papazının Albay Aurello’nun çocuklarının alnına külle çizdiği bir daha silinmeyen o haç işaretinden benim alnımda da var,tüm insanlar alnımda ki bu soluk lekeye bakıyor...Tarihin hangi çürümüş devresinde alnıma kim çizdi bu lekeyi,anlamaya çalışmadan acı ve tiksinti bile duyamayacak bir yorgunluk ve umarsızlıkla bakıyorlar bana.Bana bakarken aslında bakışları beni delip geçiyor beni görmüyorlar.Yokum ben sanki...Yokum ,kentin bu kirli kaldırımlarında balgamlara basmamak için tedirgin yürüyen ben değilim,işittiğim ama duymadığım onlarca ses var etrafımda ,beni çevrelemeden uzağımdan geçiyor taşıtlar ,klaksonlar,insan sesleri...Ruhum bedenime kısa bir veda il yükseliyor gökyüzüne.Acının yükseldiğini bulutlara karıştığını işte şimdi anlıyorum.Gökyüzünde acısını salmış kent insanlarının ,tüm kentin acısı görünmeyen bir tabaka oluşturmuş.Dokunulabilir.Bu tabakadan bakıyorum kendime/ kente,bu kaleyi ilk kez görüyorum sanki,bu camiyi...Kentin tam göbeğine diktikleri ,gurur duydukları, benimse hiç benimseyemedim o meşhur oteller dizisinin kentteki temsilcisini ilk kez görüyorum,içime dolan sevgi değil,özlemde,ait değilim bu kente,tarihi kapalı çarşının kapısına, kapını üzerindeki kitabeye hüzünle bakıyorum,bakışlarımla okşuyorum,tarihi iç kalenin surları,bu surları mesken tutmuş güvercinler,bu güvercinlere elindeki plastik bardakla yem satan adam...Telefon kulübeleri,yan yana dizilmiş ayakkabı boyacıları; geçim derdinden mi oturuyorlar burada yoksa kentin otantik ve modern meydanına bir figür olarak mı eklenmişler,onlar sahici mi yoksa bir örnek cansız mankenler mi?Başımı sola çevirdiğim zaman gördüğüm tarihi saat kulesini de 2.Abdülhamit mi yaptırdı acaba ,bilmiyorum.Çok da önemsemiyorum.Saat kulesinin hemen yanında altın gibi parlayan ata binmiş Mustafa Kemal heykeli,oysa ben isterdim ki bu ülkenin meydanlarını asker elbiseli,kılıçlı,at sırtında ,parmağı ile ufku gösteren Mustafa Kemal heykelleri kaplamasın.Onu kitap okurken gösteren heykeller de yapsınlar.Birbirine sevgi ile sarılmış insanların heykelleri,baktığın zaman içine aşk dolduran heykeller olsaydı keşke...Denizi, defne dalını,kuşları,çiçekleri,böcekleri simgeleyen heykeller,dansı,müziği,şiirleri...Şiirler tabletlere kazınsaydı ve meydanlara dikilseydi çeşmeler yapılsaydı altına,çeşmelerin ve havuzların kenarlarına neşeli kızlar ve erkekler otursaydı,şiirler okusalardı bir birilerinin gözlerine bakarak...Bu kenti ilk kez gördüğüme yemin edebilirim,otuz yılımın burada geçtiğine kimse ikna edemez beni...Bu kenti ilk kez gördüm ve unutacağım şimdi,bakar bakmaz unutacağım....Benim kentim değil burası,benim ülkem, benim dünyam değil burası...Ben omzunda yalnızlıktan tüyleri olan görünmeyen kanatlarla dolaşan bir avare...Ölümcül bir yara gibi yalnızlığını taşıyan ve bu yarayı gizlemeye çalışan

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Son Yazılarım

MAHŞER...ÜLKÜ GÖKSU (SETH).. SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:
ALTIN SUYU ÇİÇEĞİ DESTANI'NDAN SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
UNUTULAN YENİÇERİ...SUNAY AKIN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 S
İKİMİZİÇOKÖZLEDİM...HÜSEYİN YÜK ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
DOSTA NAZAR...SERPİL AKKAYA....SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SA
Dostoyevski ve Felsefe...DİREN YARDIMLI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
ŞİZOFREN BOZUKLUKLAR...DR.OSMAN KAUR BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
KUANTUM FELSEFESİ VE MUTLULUK...CENGİZ ÖZDER ...SAVAŞ EZGİ YIL:2
BİR ŞİZOFREN'İN GÜNLÜĞÜNDEN KANAYANLAR...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ
DRAMA...HULUSİ GEÇGEL..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
SUSTUM....TAYİBE ATAY...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
spinoza..KEMAL DÜZ
MODERN TÜRK ŞİİRİ NEREYE?...HAYRİYE ÜNAL...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞI
ŞİİR İÇİNDE NOTALAR...ŞEYDA BOSTANCI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI
ŞİZOFRENİK BOZUKLUKLAR...PROF.NEVZAT YÜKSEL...BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
EYLÜL ÜSTÜ AYRILIĞI...EMİNE DENİZ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
SONBAHAR YAĞMURLARINDA BABAM...CİMCİMEDA..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
SUSKU....ASLI ŞAHİN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
SONBAHARDA KÖREBE...GÜVEN TUNÇ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 S
ÜŞÜYEN BİR SONBAHAR DEFTERİMDE SARI...KORAY FEYİZ....SAVAŞ EZGİ
KANADI KIRIK TURNA...NURİ CAN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SA
Uzakları Yakın Et, Gel Artık!....BİLGE TANYUKUK..SAVAŞ EZGİ BİLİ
KIRIK AYNALAR..MÜNİRE DANİŞ....SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAY
ŞİZOFRENİ...EZEL GÜREL...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
BAYAN ŞİZOFREN...DUYGU ÖZBEK...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAY

Kategoriler

Arkadaşlarım

burcuyalkin