Kültür Sanat ve Edebiyat dergisi

29/4/2008 - 3/5/2008 - BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:13 SAVAŞ EZGİ MAYIS:2008 SA

Kategori: deneme

 

 

YUSUF ZİYA

 

 

                                                       YALNIUZLIK MEZARDA OLUR...

 

 

      Bir gülün solduğu, bir akşamın tükendiği bu kent. Yalnız bir mürekkep sızıyor kağıda. Yok oluş hisleriyle doluyor mevsimler, aynalarda kanıyor yüzlerimiz. Orada bıraktığımız eski şarkılar bırakmıyor peşimizi. Şarkılar, sonunda yakalayıp yere çalacak bizi. Unutmaya gidiyoruz, çocukları gömmeye, tuzlu sularda arındırıp bedenleri, yokoluş düşünde.
     İntihar, bir fısıltı bile olmadı aramızda, sözü edilmemesi gereken bir yabancı gibi kitaplardan saklandı. Yüzümüzü sevdik, hayata tutunduk tutunamayanlar olurken, oysa ne kadar yakındı uçurum, ne zordu var olmak. Yok böyle değil, ölümün sıradanlaştığı bu ülkede ölüme tutunmanın estetiği neydi? Neydi o gizemli ses bizi yakalayıp yok eden. Durduğumuz ve duyduğumuz korku mu? Onu mu aldatma çabasındaydık, her şey olup biterken biz neredeydik? Şarkılarını duydunuz mu müntehirlerin, acılarının kıyısına vardınız mı? İntihardan umut taşıyabiliyor muyuz, gidiş var mı, yok oluş, dönüş?
     Bir sığıntı gibi yaşamın içinde var olma-olamama sorununu nasıl sorun haline getirip günyüzü görmeyen kitaplarda saklanan sözcükleri koyduk masaya. Artık mutsuzluk oyununda çok önceden yenilgiyi tatmış bir suretimiz var. Zaman çalıp götürmekle tehdit ediyor bizi. İçimizde sığınacak damla afyon, ruhunda yitirilen acemi bir sürgün, sılada kalmış bütün ayaklar, hepiniz aynı yargının peşindesiniz. Neden biterken hep ayrı coğrafyalar bilinir? Neden ölüm bir uçuşun perde arkasıdır? Neden yazı bir korkağı alıkoyar? Hepimiz bildiğimiz oyunu güzelce tezgahlıyoruz. Kir-pas içinde, uzak, telaşlı, sıradan aynı sorgucuları tanıyıp içlerinden birine bir cinayet aşkıyla sevdalanıp uykularımızdan kaçıyoruz.
     Var olup acı çekmektense, var olup mutlu olmayı öğretecek ideolojileri çürüyen bedenlerimizi öpecek sevgililer, yaramızı soğutan içkiler, hepsi bizim düşümüzde akışkan bir yalnızlıkla duruyor.
     Abdullah Abi’nin meyhanede söylediği şu sözü çok seviyorum:
     “Yalnızlık mezarda olur!”
     Öyleyse niye hala yalnızım, yalnızsınız, yalnızlar?

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Son Yazılarım

MAHŞER...ÜLKÜ GÖKSU (SETH).. SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:
ALTIN SUYU ÇİÇEĞİ DESTANI'NDAN SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
UNUTULAN YENİÇERİ...SUNAY AKIN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 S
İKİMİZİÇOKÖZLEDİM...HÜSEYİN YÜK ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
DOSTA NAZAR...SERPİL AKKAYA....SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SA
Dostoyevski ve Felsefe...DİREN YARDIMLI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
ŞİZOFREN BOZUKLUKLAR...DR.OSMAN KAUR BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
KUANTUM FELSEFESİ VE MUTLULUK...CENGİZ ÖZDER ...SAVAŞ EZGİ YIL:2
BİR ŞİZOFREN'İN GÜNLÜĞÜNDEN KANAYANLAR...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ
DRAMA...HULUSİ GEÇGEL..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
SUSTUM....TAYİBE ATAY...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
spinoza..KEMAL DÜZ
MODERN TÜRK ŞİİRİ NEREYE?...HAYRİYE ÜNAL...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞI
ŞİİR İÇİNDE NOTALAR...ŞEYDA BOSTANCI...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI
ŞİZOFRENİK BOZUKLUKLAR...PROF.NEVZAT YÜKSEL...BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2
EYLÜL ÜSTÜ AYRILIĞI...EMİNE DENİZ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:
SONBAHAR YAĞMURLARINDA BABAM...CİMCİMEDA..SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞ
SUSKU....ASLI ŞAHİN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
SONBAHARDA KÖREBE...GÜVEN TUNÇ...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 S
ÜŞÜYEN BİR SONBAHAR DEFTERİMDE SARI...KORAY FEYİZ....SAVAŞ EZGİ
KANADI KIRIK TURNA...NURİ CAN...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SA
Uzakları Yakın Et, Gel Artık!....BİLGE TANYUKUK..SAVAŞ EZGİ BİLİ
KIRIK AYNALAR..MÜNİRE DANİŞ....SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAY
ŞİZOFRENİ...EZEL GÜREL...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAYI:15
BAYAN ŞİZOFREN...DUYGU ÖZBEK...SAVAŞ EZGİ BİLİNÇ IŞIĞI YIL:2 SAY

Kategoriler

Arkadaşlarım

burcuyalkin